Bir ölü tırtıl. Bir kibrit kutusunda unutulmuş, kelebek olmayı beklerken. Ondan bu beklenirken. Kurumuş. Dönüşümün bir an önce olmasını isteyen; bilinciyle tırtılı buna zorlarken; tırtılın yumuşak gövdesi acı ile dolmuş. Bütün isteğini tırtılın gövdesine akıttığı için çocuk, unutuvermiş tırtılı kibrit kutusunda. Konteynırda havasızlıktan ölen Çinli göçmenler gibi acıyla kıvranmış bir süre. Varoluş acısını bastırmış, bedenin hayatta kalma arzusu. Kurşun tabuttan farksızken bedeni için, kibrit kutusu. Ve arzu, görünmez çizgiyi geçince, kıvrandıran acıya dönüşmüş. Kibrit kutusunun tatlı salınımlar yaptığını gören bir sinek, içinde hissettiği özgürlüğün ağırlığıyla kutunun üstüne konmak zorunda kalmış. Tırtıl son nefesini vermeden, nasıl bir kelebek olmak istediğini anlatmayı başarmış sineğe. Özgürlüğe kanat çırpan koyu kırmızı kanatlardan bahsetmiş. Sonsuz evrende kendini sıkışmış hisseden insanın, görünmez kanatlarıyla durmadan çırpınıp koyu kırmızı kana boyanması gibi tıpkı. Tıpkı onu kibrit kutusunda unutan çocuğun büyüdükçe, yarasının da büyümesi gibi. Akan koyu kırmızı kana bakan, tırtılı hatırlayan sineğin göğe acısız kanat çırpmasıyla her şeyin unutulması...
KİTAP İZLERİ
Barbarın Kahkahası
Sema Kaygusuz
Barbarın Kahkahası: Bir Toplumun Tatil Maketi Bir yaz tatilinden beklentimiz nedir? Güneş, deniz ve belki biraz da huzur. Oysa Sema Kaygusuz'un 2016 Yunus Nadi Roman
İncelemeyi Oku

