"Sanırım 'yarın' kavramı, tıpkı iyi bir kahve gibi, zamanla acı bir şeye dönüşüyor." – Douglas Adams"

yazı resim

Ben burda duruyordum..
Sen geldin..
Sarmaşıklar içindeydim,içindeydin..
Şurdaydın beyaza çalan grinin göbeğinde.

Ellerin çöplükten çıkmış gibiydi..kötüydü,kokuyordu;bağırıyorlardı çılgıncasına.
Sen belkide bana hiç aşık olmamıştın.
Sen belkide bu duyguyu yaşamayı sevmiştin yalnız.
Bunu hep hissetmişmiydim?
Hayır.
Kahroluyordum,yüz çevirmiştin.Hatalıydım.
Suçluydum.
Susuz bir çağlayandım,kokuyordum.
Dediğin gibi belkide;koca okyanusu geçmiş ama derede boğulmuştuk.
Hayatımın erkeği telefonda susuyordu.
Bişeylere susuyordu;sevgisi gibi..
Adını söylenmesine susuyordu
Bunun gibi birşeydi sustuğu şeyler.
Kadın çok seviyordu..
Adam kokuyordu,bunalmıştı,bulanmıştı yüzü..
Belirsizdi,soluyordu derisinden.
O gece çamurlu yağmur ,yağmurlu çamura uyarmıştı beni.
Dikkat et diyordu...ölmüştü ama bitkisel hayatla direniyordu şefkate.
Kesilmişti kolu ama hala acıyordu.
Adam koşuyordu bana,emekleyerek.
Ben bekliyordum onu yüzüm dönük.
Kapı pencere kapalı korunuyorduk çamurlu yağmurlardan ..

Ben burda duruyordum..
Sen geldin..
Sarmaşıklar içindeydim,içindeydin..
Şurdaydın beyaza çalan grinin göbeğinde.

Siyahı çok severdin,ama hep beyazdın.
Seninki bir özentiydi hep,olmadığın birşeye.

KİTAP İZLERİ

Tutunamayanlar

Oğuz Atay

Tutunamayanların Edebi Ayaklanışı Oğuz Atay'ın anıtsal eseri "Tutunamayanlar", 1972'de yayımlandığında Türk romanında bir deprem etkisi yaratmıştı. Yarım asır sonra bile, bu sarsıntının artçıları edebiyat dünyasında
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön