İslam, hayatın her alanında denge ve adalet üzerine kurulu bir dindir. Bu dengenin en hassas örneklerinden biri, anne-babaya karşı sorumluluklar ile Allah'a kulluk arasındaki ilişkide kendini gösterir. Günümüzde dini söylemlerde sıklıkla anne-babaya mutlak itaatin vurgulandığını, ancak bu itaatin şer'i sınırlarının yeterince açıklanmadığını görmekteyiz. Oysa Kur'an-ı Kerim, bu konuda son derece net ve dengeli bir çerçeve sunmaktadır.
Kur'an'ın Anne-Babaya İtaat Konusundaki Dengesi
İyilik ve Saygının Temeli
Kur'an-ı Kerim, anne-babaya karşı sorumluluklarımızı pek çok ayette vurgular. Özellikle İsra Suresi'nin 23-24. ayetlerinde bu sorumluluk şöyle ifade edilir:
> "Rabbin kendisinden başkasına hizmet etmemenizi ve ebeveyne iyi davranmanızı emretti. İkisinden birisi yahut her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına sakın onlara öf deme ve onları azarlama onlara güzel bir söz söyle."
Ankebut Suresi'nin 8. ayetinde de benzer şekilde şöyle buyrulur:
> "Biz insana, anne ve babasına iyilik etmesini tavsiye ettik."
Bu ayetler, anne-babaya karşı saygı, iyilik ve şefkatin İslam ahlakının temel taşlarından biri olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Anne-babanın çocuk üzerindeki hakları, yetiştirme zahmetleri ve maddi-manevi fedakârlıkları göz önüne alındığında, bu vurgunun ne kadar haklı ve yerinde olduğu anlaşılır.
İtaatin Sınırı: Tevhid İlkesi
Ancak Kur'an, anne-babaya olan bu sorumluluğun mutlak olmadığını, belirli şartlara bağlı bulunduğunu da aynı netlikle beyan eder. Lokman Suresi'nin 15. ayeti bu konuda İslam'ın temel prensibini ortaya koyar:
> “Ve eğer seni hakkında bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa onlara asla itaat etme ve dünyada onlarla iyilikle geçin ve bana yönelenlerin yoluna uy sonra dönüşünüz banadır. Yapmış olduklarınızı size haber vereceğim.”
Bu ayet, İslam'ın anne-babaya itaat konusundaki yaklaşımını üç temel ilke üzerinden şekillendirir:
- Şirk konusunda kesin sınır: Anne-baba, çocuklarını Allah'a ortak koşmaya veya tevhid inancına aykırı herhangi bir davranışa zorlarlarsa, bu konuda itaat edilmeyecektir. Bu, tevhid ilkesinin her şeyin üzerinde olduğunu gösterir.
- Dünyevi iyiliğin devamı: İtaat edilmese bile, anne-babaya dünya hayatında iyilikle muamele edilmeye devam edilecektir. Yani itaatsizlik, kötü muameleye veya saygısızlığa dönüşmeyecektir.
- Ahiret sorumluluğunun önceliği: "Bana yönelenlerin yoluna uy" ifadesi, insanın asıl hedefinin Allah'a kulluk olduğunu, bu konuda hiçbir tavizin verilemeyeceğini vurgular.
Ankebut Suresi'nin 8. ayeti de aynı prensibi destekler:
> "Biz insana, anne ve babasına iyilik etmesini tavsiye ettik."
Mutlak İtaat Yalnızca Allah İçindir
Bu ayetler, İslam'da mutlak itaatin yalnızca Allah'a ait olduğunu gösterir. Bu demektir ki, anne-baba veya herhangi bir otorite, Allah'ın emirlerine aykırı bir şey talep ettiğinde, bu talebi yerine getirmek değil, reddetmek gerekir. Bu tavır, itaatsizlik değil, bilakis en yüksek ahlaki duruşun göstergesidir.
Günümüzde Eksik Tebliğ Sorunu
Tek Taraflı Vurgunun Sonuçları
Ne yazık ki günümüzde dini tebliğ faaliyetlerinde, özellikle cuma hutbelerinde ve vaazlarda, anne-babaya itaat konusu genellikle tek yönlü ele alınmaktadır. Anne-babaya iyiliğin, saygının ve itaatin önemi sıkça vurgulanırken, Lokman ve Ankebut Surelerindeki "onlara itaat etme" hükmü nadiren dile getirilmektedir. Bu yaklaşım, Kur'an'ın dengeli mesajını bozarak birkaç ciddi soruna yol açmaktadır: - Eksik din anlayışı: İnsanlar, anne-babaya itaatin mutlak olduğunu düşünerek, Allah'ın rızasına aykırı olsa bile anne-babalarının isteklerini yerine getirmenin doğru olduğuna inanabilirler.
- Vicdan çatışması: Dindar gençler, anne-babalarının İslam'a aykırı taleplerini reddettiklerinde, sanki günah işliyorlarmış gibi hissedebilirler.
- Şekilci dindarlık: Kur'an'ın bütünlüğü göz ardı edildiğinde, insanlar sadece sosyal normlara uyan ama İslam'ın ruhunu kavrayamayan bir dindarlığa yönelebilirler.
Kitabın Bir Kısmına İnanma Tehlikesi
Allah, Bakara Suresi'nin 85. ayetinde bu tutumu şiddetle eleştirir:
>“ Kitabın bir kısmına inanıyorsunuz da bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden bunu yapan kimsenin cezası dünya hayatında ancak rezil olmak ve kıyamet gününde azabın en şiddetlisine atılmaktır. Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.”
Bu ayet, Kur'an'ın mesajının bütünlük içinde anlaşılması ve tebliğ edilmesi gerektiğini vurgular. Anne-babaya itaatin sınırlarını gösteren ayetlerin atlanması, bu ayetin uyarısı kapsamına girer. Dini tebliğ yapan kurumların ve vaizlerin sorumluluğu, Kur'an'ın tüm mesajını dengeli bir şekilde sunmaktır. Anne-babaya iyiliği vurgularken, aynı zamanda Allah'a kulluğun her şeyin üzerinde olduğunu da açıkça belirtmek gerekmektedir.
Modern Çağda Anne-Babaların Manevi Sorumluluğu
Dünyevi Hedeflerin Önceliklendirilmesi
Günümüzde birçok anne-baba, çocuklarını yetiştirirken öncelikli olarak dünyevi başarıyı hedeflemektedir. Akademik başarı, prestijli üniversiteler, yüksek maaşlı meslekler ve maddi refah, çocuklara gösterilen temel hedefler haline gelmiştir. Oysa Kur'an, insanın yaratılış gayesini açıkça belirtir:
> "Ben cinleri ve insanları bana hizmet etmeleri dışında yaratmadım." (Zariyat Suresi, 56)
Bu ayete göre, insanın asıl amacı Allah'a kulluk etmektir. Dünyevi başarılar ve maddi kazançlar meşru ve değerli olmakla birlikte, asla nihai hedef olamazlar. Anne-babaların birinci sorumluluğu, çocuklarına bu temel gerçeği öğretmek ve onları Allah'a kulluk için hazırlamaktır.
Manevi Eğitimin İhmali
Ne yazık ki birçok ailede, çocuklara küçük yaşlardan itibaren Kur'an öğretilmesi, namaz terbiyesi verilmesi ve İslami ahlakın kazandırılması ihmal edilmektedir. Bunun yerine çocuklar, sabahtan akşama kadar ders çalışmaya, kurslara gitmeye ve sınav kazanmaya yönlendirilmektedir. Bu durum, anne-babaların manevi sorumluluklarını yerine getirmediklerini gösterir. Çocuk üzerindeki en büyük hak sahibi olan anne-babanın, bu hakkı sadece dünyevi ihtiyaçları karşılamaktan ibaret değildir. Bilakis çocuğun ahiret yolculuğunu doğru bir şekilde başlatmak, en büyük sorumluluktur.
Yanlış Yönlendirmeye Karşı Tavır
Eğer anne-baba, çocuğunu açıkça Allah'ın emirlerine aykırı bir yola sürüklüyorsa veya dini vecibelerini yerine getirmesine engel oluyorsa, çocuğun bu konuda anne-babasına itaat etmemesi, Kur'an'ın emridir.
Örneğin:
- Anne-baba, kızının tesettüre girmesine karşı çıkıyor ve bunu yasaklıyorsa,
- Çocuğun namaz kılmasını engelliyor veya alay ediyorsa,
- Çocuğu haram olan bir işe, mesleğe veya ilişkiye zorluyorsa,
- Çocuğun dini eğitim almasını, Kur'an öğrenmesini veya İslami bir yaşam sürmesini engelliyorsa,
Bu durumlarda çocuğun, saygılı ama kararlı bir şekilde anne-babasının bu taleplerini reddetmesi, itaatsizlik değil, Allah'a itaattir.
İtaatsizlik ile Kötü Muamele Arasındaki Fark
Lokman Suresi'nin 15. ayetindeki "dünyada onlarla iyi geçin" ifadesi son derece önemlidir. Bu ifade, itaat edilmediği durumlarda bile, anne-babaya karşı kötü muameleye izin verilmediğini gösterir.
Dengeli Yaklaşım
Kur'an'ın öngördüğü dengeli yaklaşım şöyle özetlenebilir:
İtaat edilmeyecek durumlar:
- Şirk koşmaya zorlama
- Allah'ın haram kıldığı bir şeyi yapmaya zorlama
- Allah'ın farz kıldığı bir şeyi terk ettirmeye çalışma
- Açıkça günaha teşvik
İyi muamele edilecek alanlar:
- Maddi ihtiyaçların karşılanması
- Manevi destek ve sevgi gösterilmesi
- Hastalık, yaşlılık dönemlerinde bakım
- Nazik söz ve davranış
- Saygı ve hürmet
Bu dengeli yaklaşım, hem Allah'a kulluğun korunmasını hem de anne-babaya karşı sorumluluğun yerine getirilmesini sağlar.
Örnek Şahsiyetler
İslam tarihinde bu dengeyi gösteren örnekler mevcuttur. Nebimiz İbrahim, putperest babasına tevhid inancını tebliğ etmiş, ancak baba bunu reddettiğinde bile ona saygılı davranmış ve "Selam sana" diyerek ayrılmıştır. (Meryem Suresi, 47)
Tatlı Su Müslümanlığı Eleştirisi
Yüzeysel Dindarlığın Tehlikeleri
Günümüzde "tatlı su Müslümanlığı" olarak adlandırılan yaklaşım, İslam'ın kolay ve rahat yönlerini kabul edip, zorlayıcı ve fedakârlık gerektiren hükümlerini göz ardı eden bir anlayıştır. Bu yaklaşımın belirtileri şunlardır:
- Dinin sadece ibadet boyutunun vurgulanması, ahlaki ve sosyal boyutunun ihmal edilmesi
- Şer'i hükümlerin şartlara göre esnetilmesi
- "Niyet önemli", "Allah affeder" gibi ifadelerle emirlerin hafife alınması
- Kur'an'ın bütününe değil, sadece rahatlatıcı ayetlere vurgu yapılması
Anne-babaya itaat konusunda da benzer bir yaklaşım görmekteyiz. İtaatin sınırlarını vurgulayan ayetler göz ardı edilerek, sadece "anne-babaya iyilik" vurgusu yapılmakta, bu da eksik bir din anlayışına yol açmaktadır.
Gerçek İslam Anlayışı
Gerçek İslam anlayışı, Kur'an'ın tüm emirlerini dengeli bir şekilde kabul etmek ve hayata geçirmektir. Bu, hem kolay hem zor olanı, hem sevdiğimiz hem hoşlanmadığımız hükümleri bütünüyle kabul etmeyi gerektirir. Allah, Bakara Suresi'nde şöyle buyurur:
> "Ey iman edenler! Hep birden silm'e girin." (Bakara Suresi, 208)
"Topyekün girmek", seçici davranmamak, Kur'an'ın bazı hükümlerini kabul edip bazılarını reddetmemek demektir.
Dini Kurumların Sorumluluğu
Dengeli Tebliğin Gerekliliği
Diyanet İşleri Başkanlığı başta olmak üzere, dini tebliğ yapan tüm kurumların en temel sorumluluğu, Kur'an'ın mesajını eksiksiz ve dengeli bir şekilde halka ulaştırmaktır. Anne-babaya itaat konusunda dengeli tebliğ şu unsurları içermelidir: - İyiliğin vurgulanması: Anne-babaya saygı, iyilik ve hizmetin önemi sıkça hatırlatılmalıdır.
- Sınırların açıklanması: Aynı zamanda, Allah'ın emirlerine aykırı durumlarda itaat edilmeyeceği de açıkça belirtilmelidir.
- Manevi sorumluluk: Anne-babaların, çocuklarının dini eğitimindeki sorumlulukları vurgulanmalıdır.
- Örnek vakalar: Teorik bilginin yanı sıra, pratik durumlar ve örnekler üzerinden insanlara rehberlik edilmelidir.
Hutbelerde Denge
Cuma hutbelerinde anne-babaya itaat konusu işlenirken, Lokman Suresi'nin 15. ayeti mutlaka zikredilmeli ve açıklanmalıdır. İnsanlar, hem anne-babaya iyiliği hem de itaatin sınırlarını birlikte öğrenmelidir. Aksi takdirde, halk arasında "anne-babaya her şartta itaat edilir" şeklinde yanlış bir kanaat oluşur ve bu, hem dini yanlış anlaşılmaya hem de bireysel vicdan çatışmalarına yol açar.
Sonuç
Kur'an-ı Kerim, anne-babaya itaat konusunda son derece dengeli ve hikmetli bir çerçeve sunmaktadır. Bu çerçeveye göre: - Anne-babaya iyilik ve saygı temeldir: İslam, anne-babaya karşı en güzel muameleyi emreder ve bunu Allah'a kulluktan hemen sonra zikreder.
- İtaatin sınırı vardır: Anne-baba, çocuğunu Allah'a ortak koşmaya veya Allah'ın emirlerine aykırı herhangi bir davranışa zorladığında, bu konuda itaat edilmeyecektir.
- İtaatsizlik kötü muamele demek değildir: İtaat edilmeyen durumlarda bile, anne-babaya dünya hayatında iyilikle muamele edilmeye devam edilecektir.
- Allah'a kulluk her şeyin üzerindedir: İnsan öncelikle Allah'ın kulu olduğu için, hiçbir beşeri otorite Allah'ın yerine geçemez.
- Anne-babaların da sorumlulukları vardır: Anne-babalar, çocuklarını dünyevi hedeflere yönlendirmekle yetinmemeli, onlara İslam'ı öğretmeli ve ahiret yolculuğuna hazırlamalıdır.
- Eksik tebliğ kabul edilemez: Kur'an'ın mesajı bütünlük içinde tebliğ edilmeli, bazı ayetler vurgulanırken diğerleri gizlenmemelidir.
Günümüzde dini tebliğ yapan kurum ve kişilerin, bu dengeli mesajı eksiksiz bir şekilde halka ulaştırmaları gerekmektedir. Anne-babaya itaatin sınırlarını açıkça belirtmek, insanları şaşkınlığa düşürmez; aksine onlara net bir yol gösterir ve vicdanlarını rahatlatır. Unutulmamalıdır ki, anne-babaya Allah rızası için itaat etmemek, en yüksek ahlaki duruşun göstergesidir. Çünkü bu, kişinin Allah'a olan bağlılığının her şeyin üzerinde olduğunu ispatlar. Sonuç olarak, anne-babaya karşı saygılı, sevgi dolu ve iyilikle dolu bir hayat sürmekle birlikte, Allah'ın rızası söz konusu olduğunda gerektiğinde onlara itaat etmemek, İslam ahlakının vazgeçilmez bir parçasıdır. Bu denge, Kur'an'ın sunduğu adalet ve hikmetin bir yansımasıdır ve her Müslüman tarafından doğru bir şekilde anlaşılmalı ve yaşanmalıdır.