"Sanırım 'yarın' kavramı, tıpkı iyi bir kahve gibi, zamanla acı bir şeye dönüşüyor." – Douglas Adams"

Amerikaya Selam

iki kurşunum olsa birini toma diğerini kafama sıkarım

yazı resim

resim dersinde çizerdim hep dağları
bir çeşme bir de akan nehir olurdu
bulut ve dağlara sıkışmış güneş
bana sorsan resim olurdu
akan çeşme başında o kız
mahsuru yok

dün gece köyü eşkıya basmış
sersem kafam çoktan sızmış
hani bu gün gelseler
ayaklanır ve ayartırım arkadaşları
yürürken buluruz papuçları Lüblana

resim dersi...

üç ayna var asılı tavana
mini etekli kız saçlarını düzeltir
toplantısı olan bey gravatını
ben suratıma tükürüyorum

bir maden şehrinin tam ortasında
kaşlarım doğuştan çatık
biraz abaza çığlıkları araladığımda
o kız

kestane ve ambulans
sıcaktan mı bu türbülans
manzara şehir
hafif egzos kaynıyor
kaçın
kaçın
bir bomba daha
sahada hala konferans
kim ağlıyor
kimin çocuğu öldü
şakacı

lanet olsun

KİTAP İZLERİ

Engereğin Gözü

Zülfü Livaneli

İktidarın Göz Kamaştıran Işığı ve Bir Hadımın Gözünden Saray Zülfü Livaneli’nin, okurunu XVII. yüzyıl Topkapı Sarayı'nın loş ve entrika dolu koridorlarına davet eden romanı "Engereğin
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön