"Yazmak, aslında var olmayan bir düşmanla kavga etmek gibidir. En azından, kimse sizi suçlamaz." - Ambrose Bierce"

Abram 6

Eskiden göz ardı edilen kolektif yaşam anlayışı, ikili karşıtlıkların (durağanlık-hareket, değişim-atalet) birliğine dayanır. Parça ve dalga gibi, kesikli süreklilik prensibiyle hareket eden toplumsal yapılar, geçmişten geleceğe akan bir enerji oluşturur. Bu düalite, insanlık tarihinin derinliklerindeki kolektif bilinci ve zamanın akışındaki sürekli dönüşümü simgeler.

yazı resim

Eskinin ortaklaşa hayatta kalma anlayışı olan söylemler ile yine eskinin karşılıklı işbirliği söylemli ortak mana anlayışına dayalı zemin iletimlerini simge eden kolektif alan içinde hiza almanın kolektif temel düsturu köleci sistem içinde görmezden gelinmişti.

Her şeyin içinde ikili veya dualite ifade eden çelişkili birlik vardır. Kesikli süreklilik. Ya da parça ile dalga hareketi gibi. Parça sayısal frekanslı nicel kesikliliği ifade eder. Dalga tekdüz süreğenliği ya da sürekli oluşu ifade eder.

Yani en temel ikili karakter durağanlık ve harekettir. İkili karakter değişme ve değişmeme ataletidir (eylemsizliğidir). Dalga nesne içindeki enerji hareketiydi. Oysa dalga pek pek hareket etmez durağandır.

Dünyanın ömrüne kıyasla geçmiş toplumların ürettikleri ile sosyolojilerini parça hareketi sayarsak, parça hareketindeki nesnellik içinde akan enerji nedenli parçanın DALGA hareketi geçmişten geleceğe sızan su akışı dediğimiz enerji taşınmasıydı.

Köleci mana anlayışı manası değişen dalga hareketi sonucu ortaya çıktı. Kölecilik mülk sahibine göre anlamı değiştirilen mana anlayışıydı. Kölecilik parçacık içindeki akan enerji üzerine bindirişleri yapılan (modüle edilen) bir dalga hareketi aktarımıydı. Dalga taşıyıcıydı. Bindirişler bilgiydi ve bindirişler aktarılandı.

Köleci sistemle birlikte köleci anlayış içinde inşacı olmayan; bidayette olmayan ve sistem içine nereden geldiği belli olmayan (!) “takdir eden bir mülk sahibi El” anlayışı kondu.

Takdir eden Mülk sahibi El etrafında, mülk sahibine muhtaç olucu; mülk sahibinin keyfince kaderleri belirleme ortaya kondu. İş arama, iş bularak çalışma, tevekkül etme kadercilikti. Köleci anlayış içinde kaderlerine razı bir ortak anlayışın hizalanması ortaya konmuştu.

Köleci sistem içinde mülke ve mülk sahibine tapımın taat, itaat, biat ve ibadetini sızlayan bir vicdan için ortak değer (çevrim ekseni) yapmışlardı. Şimdiki vicdan köleci değer yargısıydı. Köleci sistem içinde inanca değin anlayışlar köleci vicdani değer olarak ortaya konmuştu.

Köleci mana anlayışının ortaya koyduğu mananın etkisi ile kişiler büyüleniyordu. Bu gibi büyüleme sanatı olan sözlerden birisi de “mülk sahibi rızk vermezse ne olur? deniyordu!”

Oysa kolektif gücün inşasında önce “rızk veren bir mana anlayışı yoktu. Üstelik de traktör verilmiş bir rızk da değildi. Oysa bidayette ortaya konan ortaklaşmacı kolektif alan içinde yani inşa ibaşlanış koşulu olan bilinç içinde; mülk sahibi rızk vermezse ne olurdu, denmenin esamesi bile yoktu!

Bidayetteki oluşma içinde bu tür rızk verici bir anlayış yoktu. Rızk verici anlayış köleci sistem içinde maksadı matuf bir inançtı. olmasının dışında kümeleyici ortak değerli çevrim eksenini oluşturması olanaksızdır. Bu anlayış asla inşacı değildir. Bu anlayış ancak tüketilenden fazlasını üretecek ileri düzenli kolektif üretim ilişkisi içinde paydaşlı üreten ilişkiyi enfekte edecek kurnazlık ve asalak olarak var olurdu.

Doğada ortak sağlatmayı, karşılıklı iş bölümü eksenine esas alan eski totemi yasa ile üreten ilişkileri de ortaklaştırmayı ifade eden ilahi yasaların, toplumsal gerçekliğinde kaynaklanan kardeş kavramı; şimdiki köleci El söylemli iman kardeşliği veya aile mirasına kardeş olucu mana anlayışı karşısında mit dediğimiz anlatımlara dönüşmüştür!

Totemi yasa, izolasyon koşulları gereği olarak kardeşinle yatacaksın diyordu. Bu söylem bir izolasyon koşuluydu. Kardeşinle yatacaksın kuralı sürü içinde kopuşun da ifadesiydi. Kardeşinle yatacaksın sözü sürüye değin davranışlardan uzaklaşmanın da bir ifadesiydi.

İttifaklar dışa açılmaya çalışan üretim ilişkisinin sonucuydu. İttifakın ilahi yasası da “totem kardeşinle değil ilan edilen, takdir edilen; senle ittifakı ahdi olan ilah kardeşinle yatacaksın” diyordu. Bu söylem eski ve izole totem yasalardan kopuştu.

Ama totemi kardeşliğin de, ilahi kardeşliğin de köleci El söylemi olan kardeşliğin de her üç söylemi; farklı farklı da olsa kolektif alanın başlangıç koşulu olan ortak tanımayı ifade ederler.

Demek ki kendi ile yardımlaşan, dayanışan, bölüşen, iş birliği yapan, uğraşçı gayretlerin karşılıklı emek transferi ortaklaşmaydı. Emek transferi üzerinde kendine ortaklar tanıma işi toplumu inşa eden başlangıcın zorunlu bir yapı inşa temelidir. Kendisine ortaklar tanır olma, üreten sistemin merkezinde inşa harcı olan gömülü bir başlangıç koşulu modem bilgisidir.

KİTAP İZLERİ

Puslu Kıtalar Atlası

İhsan Oktay Anar

Bir Düşün Atlasında Gezinmek: İhsan Oktay Anar'ın Başyapıtı İhsan Oktay Anar’ın 1995 yılında yayımlanan ve yayımlandığı andan itibaren modern Türk edebiyatının kült eserlerinden biri haline
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön