Mikado'nun Çöpleri
Melih Cevdet Anday'ın yazdığı Timuçin Esen ve Devin Özgür Çınar'ın sahneye koyduğu
"Mikado'nun Çöpleri " üzerine naçizane bir deneme
"4 Haziran mı? Ah, yine mi? Sanırım bu ayın tek iyi yanı, benim doğum günümden uzak olması." – Oscar Wilde"
"4 Haziran mı? Ah, yine mi? Sanırım bu ayın tek iyi yanı, benim doğum günümden uzak olması." – Oscar Wilde"
Melih Cevdet Anday'ın yazdığı Timuçin Esen ve Devin Özgür Çınar'ın sahneye koyduğu
"Mikado'nun Çöpleri " üzerine naçizane bir deneme
Anlatılanlar insanı sarıp sarmalamıyor. Benöyküsel bir anlatım olmasına rağmen, üçüncü kişi ya da tanrı yazar anlatıyormuş üslubunda ilerliyor roman.
Sevgili izedebiyat yazarları! Yüzlerce şair ve yazarın eserlerinden oluşan bu yıllığı hiç merak etmiyor musunuz?
Türkiye'de mekanizma böyle çalışmaz. Parayı genellikle sadece yayınevleri kazanır, yazara pek bir şey vermezler. O yüzden pek çok edebiyatçı ve şair için yazarlık ikinci iştir. Onlar geçinebilmek için başka işlerde çalışırlar, artan zamanlarında da kitaplarını yazarlar.
Dücane Cündioğlu’nun “Cenab-ı Aşk” adlı kitabı, yazarın diğer kitapları gibi eğitici ve öğretici nitelikleri hâiz. Ama kitapta katılmadığımız bazı noktalar da var.
Teslis Sendromu, gerçekten çok ilginç bir çalışma. Kitabı okurken, yazarla birlikte, dinlerin arka bahçelerinde, mahzenlerinde, geziniyorsunuz. Kurban sunma nedir, bu sunuşta gerçek amaç nedir, öğreniyorsunuz. Papaz cüppelerinin, imam sarıklarının altında neler gizli, görüyorsunuz.
Genelde, bir dost kazığı sırtımıza çakıldığında veya bir aşk acısı yaşadığımız anlarımızda, Hayyam'ı hemen yanı başımızda buluruz.
Yazmaktan umudumu kesmemek ve yazacak yeteneği yitirmek üzereyken kendimi kandırmam hakkında bahaneler denemesi. bahane1-bahane-2..
Bu açıdan sayın Elif Şafak, İngiliz dilinde yazmanın havasına kapılmadan kendi öz dilinde Türkçemizi daha bir zenginleştirerek ‘İskender’i yazmış olsaydı hem Türk insanı üzerinde etkili hem de yarınlara kalıcı olurdu.
Asım Bey tam bir Cumhuriyet çocuğudur. Gençlik yıllarından beri sürdürdüğü Cumhuriyet gazetesi okurluğunu bir patron olmasına karşın sürdürdüğünü söyler.
Mücevherle dolu sanat mağarasına giden o tünelde, bu gün itibariyle, Ferhat gibi gürz sallayan kaç şair var acaba? Yoksa bedeli ödenmemiş hayatlarda derinlik mi arıyoruz?
Kendini bulamamış bir kalabalık gibi ortada dolaşıyordu.
İskender Pala’nın “İki Darbe Arasında” adlı kitabı yakın tarihimize ışık tutan önemli bir belge niteliğinde.
Eğer bir böcek olsaydım ne olurdu? Şimdi ki önemsenmemden çok beni o halde bağrına basabilecek biri olur muydu? Eline alıp gezdirebilecek, çatır çutur amansız sesler çıkarsam da beni dinleyebilecek. Sevgi her şeyi ciddi ciddi yener mi belki de şu 4 5 saatimi ayırarak okuyup bitirdiğim Kafka'nın "Dönüşüm" kitabı
Edebiyat çocuklarımız için kurtarılmış bir alan gibi kalmadı. Kalamadı... Bunun sebebine dair küçük bir deneme...
Oyunlar, dedik Değişen dünya şartlarında değişen oyunlar Kumda oynayan çocuklar, artık çocuk yuvalarında halıflekslerde, internet sayfalarında, playstation başlarında Ne oyunu oyun olarak görebiliyoruz, ne de zamanı zaman olarak