Yusuf Halaçoğlu Röportajı - Ermeni Meselesi
Ermeniler kendi yayınladıkları gazete veya dergilerde bu olaylarda Türkleri nasıl kestiklerini anlatmışlardır.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Ermeniler kendi yayınladıkları gazete veya dergilerde bu olaylarda Türkleri nasıl kestiklerini anlatmışlardır.
Amerikan ve İngiliz mallarına boykot bütün dünyada yayılıyor. Hatta bazı amerikalılar bile boykota katılıyor, boykot başlatıyor. Bana gelen bir ileti.
..bazıları dış güçler diyor, kimisi iktidar muhalefet çatışması diyor. Bende diyorum ki; bu bir karmaşa ve yapılanların yapan tarafında dahi farkındalığı yok. Birilerinin kışkırtmaları yüzünden cahil insanlar kendi hanelerine taş atıyor..
Sandığının aksine, seni öldürmeye gelenler çok ama çok uzaktan gelmiyorlar. Bunlar yıllardır sana "Senin şah damarından da yakındılar".
Türlü aldatmacalarla örülü bir çağda yaşamaktayız. Bu çağa altın çağ demek, ya da o çağı övmek de bir aldatmaca niteliği taşıyor. Tabi, biz canımızı sıkmayalım, iyiliklere, hayatlarımızdaki sevinçlerimize bakalım ama, duyarlı bir insan olarak bu oyunlara seyirci kalmak pek doğru değil gibi geliyor. Ayrık otu, ne yazık ki
Kişiselleştiriyorum bazen dünyanın dünyevi sayılabilecek dertlerini. Depremler ve yangınlar sanki sadece beni sinir etmek için oluyormuş yada savaşlar sinir kat sayımı yükseltmek için çıkıyormuşcasına kişiselleştiriyorum..
Ey tarih bildiğim tek dostum; Atatürk’üm!
Mustafa Kemal’im; Paşam!...
Siz, savaşı bir ayyaşın düşkünlük histerisiyle talep ederken, tarifi imkansız bir şehvetle arzularken, savaşta çocukların öleceğini, anaların ağlayacağını, göçlerin yaşanacağını bilmiyor muydunuz?
Asırlık bir cinnetin tohumlarıyla üreyecekti iffet, bu yüzden ağlayacaktı her bebek ve her doğum yeni bir ölüm olacaktı Tanrı’nın gözünde!
Sonunda kader onları karşı karşıya getirdi. Mahmut tetiğe dokunurken, ‘’anamızı ağlattınız’’ Diye haykırdı. Steve ise o sırada annesinin özlemini yaşıyordu...
Neredesiniz?
Geziciler, çapulcular, duran, oturan adamlar?
Mısır, Şam ağlıyor. Bebekler, çocukla, analar ölüyor.
Siz neredesiniz?
Hangi yazlık bölgede? Hangi koyda. Yatınız da, şezlongunuz da bilmem hangi marka içkiyi yudumluyorsunuz????
Önceleri “Çanakkale” denildiğinde akla ünlü randevu evi işletmecisi ”Çanakkaleli Melahat” gelirdi. Sonra 1965 yılında Yönetmen Turgut Demirağ “Çanakkale Aslanları” isimli filmi çekti. TSK’nin desteği ile çekilen
Amen isimli film, filmin konusu gaz odaları ve geleceğimiz üzerine.
Pazar günü güzel hava bizi deliğimizden çıkardı. Neredeyse koca kış evimizde kapalı kalmıştık. Her ne kadar arabamızla hayranı olduğumuz nergis ve lale beldesi Çeltik köyüne sık sık gittiysek de soğuk yüzünden arabadan çıkamamıştık.
Kendilerini yönetemeyen toplumlar başkaları tarafından yönetilmeye mahkum olur...