Sevgili Zeynep Gün;
Sevgili Naile Duman Yaşar'a haksızlık ediyorsunuz.Söylemlerinizde daha nazik olmanızı öneririm.İnsanları eleştirmenin daha düzeyli bir yolu mutlaka vardır.....İnsanlar zaman zaman, verdikleri kararlardan vazgeçebilirler; bundan daha doğal bir şey olamaz.Kaldi ki, arkadaşımız, birkaç yazısının, kütüphanelerinin sitede hâlâ durmakta olduğunu söylemişti.........Benim gibi birçok kişinin "gitmeyin" ricası üzerine belki, sitede yazmaya devam ediyor olmasını anlayışla karşılamalasınız.........Sevgili Naile Hanım'ı da sizi de okumak isterim........Sevgiyle kalın.
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
Yazar ve şair adayı Naile hanım,
"Başlıca görevi, birlikte kullanıldığı sözcüğün kavramını daha öncekine katmak olan 'de' bağlacı, kendinden önceki sözcükten ayrı yazılır, adların durumunu bildiren -de eki ile karıştırılmamalıdır."
Saygılarımla arz ederim hanımefendi, belki yazar ve şair olma yolunda bir gün işinize yarar.
Zeynep, yeni bahaneniz:)
Aslında senin içinde olmadığın bir yaşam belki (naile)
Bir varmış bir yokmuş...İz edebiyatta gidicem deyip gitmeyen, Zeynep'i rahatsız eden, kaç gündür içine dert gibi çöken bir yazar varmış.
Az gitmiş, uz gitmiş sonra biraz iz gitmiş...Deretepe düz gitmiş.Uzun yollar aşmış, iz-in izini sürmüş, şiirin kokusunu almış, dostluğun tadına varmış, yazıya gönül katmış, dostlara selam etmiş, bazen hırçınlaşıp kahretmiş, ama yinede ne yardan ne de serden vazgeçmemiş bir yazarmş birde şair...İkiside değilmiş aslında adaymış. Zeynep bunu bir türlü anlamamış. Ama çok enteresan bir şey olmuş. Hani bizim bir türlü izden gidemeyen adayımız var ya, Zeynep'e ilham kaynağı olmuş. Nezaman forumda iki satır yazsa, Zeynep gecikmeden şakır şakır coşar olmuş. Zeynep izedebiyatta okuyucuymuş. Duyduk duymadık demeyin ey ahali bir yazarımız daha olmuş. Duyan duymuş, gören görmüş, giden gitmiş, kalan kalmış kime ne:)
-------------------
Zeynep yazarmış, beni görür coşarmış, yazarmış. Hadi Zeynep sarıl kaleme kağıda...Eminim yazdığın bir sürü şiirin ve yazın vardır...Hadi bi cesaret güzelim. İzedebiyatta bir sayfa hazırla kendine...İlk ben okumazsam yazı ve şiirlerini aha da izedebiyattan gitmek nasip olsun:)))) Sen şimdi iyice kızarsın...
Kötümü ettim Zeynep, hem ben tamamen gidiyorum demedim ki, hem ben kütüphanelerimi silmedim ki, hem ben bir iki yazı da bıraktım.. Ahh Zeynep bir soluklandırmadın ki, şöyle keyfini çıkara çıkara bir yorumlattırmadın yazıları, bir yazdırtmadın şiirleri...E be güzelim...Bak bekliyorum. Hemen bir sayfa açıyorsun. Ekliyorsun üretimlerini...
Yalan ne demek Zeynep?
Yalancı ne demek Zeynep?
Çocuklar yalan söyler mi Zeynep?
Büyükler söyler en büyük yalanları, hemde çocuklara...
Yalanı öğrende gel Zeynep
Bana bir daha yalancı deme Zeynep
Oldu mu Zeynep, anlaştık mı?
Gitmiyorum Zeynep, sana inat gitmiyorum..Hadi bakalım:)
Ben burdan ancak senin şiirlerini, yazılarını okuyup giderim burayada yazdım, sözüm söz...Ondan sonra bir daha gelmeyeceğim...Yeterki sen yaz oldu mu!
Sevgiyle kal...
Naile.
Yalancı çoban" masalının uyarlaması olabilir mi acaba?
Gidiyorum
Gidemiyorum
Sessizliğime gidiyorum
Bahar gelmiş, biraz daha buradayım
Bu sefer kesinlikle gidiyorum
Çocukların cıvıltısı, maniler çağırıyor beni gidemiyorum
Naile hanım, bir varmış bir yokmuş
Bir gitmiş, bir gidememiş.
Masal yazmak istiyormuş:)
Fark edilemeyeni, fark ettirebilmek adına gecikmiş bir açıklama yapmışsınız, kutlarım. Alacağınız "lütfen gitmeyin, ne olur kalın" içerikli mesajlarınızın tatmin edici bir yoğunlukta olmasını diler, saygılar sunarım.
Acaba "masal" yazmayı mı denesek!
İçimizdeki çocuğu dışarı salmak için.
Hani baharda geldi,
gökyüzünde uçurtmalar uçuyordur şimdi...
******
hişşt! dinlesenize!
çocuk cıvıltılarını duyuyor musunuz?
baharı müjdeleyen onca şey sayarlar,
çocuk cıvıltılarını es geçerler hep...
"dağlarına bahar gelmiş memleketimin"
diyebilmem için
çocukların cıvıltılarını duymam gerek...
******
fıkır fıkır çocuklar
düşe kalka oynuyor
şıkır şıkır sesleri
akın akın geliyor
naile
(çocukluğum ne güzeldin...Uykusuzluk ve yorgunluğun yüzüme çarptığı an :))))
Arkadaşlar,
Ben her zamanki sazanlığımla gerçi paylaşımınızın içine, sizlere sormadan atladım, sizde saolun git demediniz...Neticede ben çokkk mutlu oldum. Çünkü durduğumuz yerde ürettik, farklı illerdeki , farklı yaşlardaki, farklı kadınlar ve erkekler olarak, ortak bir dil konuşmayı başardık...İsteyince oluyormuş denemek isteyenlere duyurulur!
Herbirinizin önce beynine, sonra yüreğine sonra da eline sağlık...Çorbada benim tuzum iyi kötü olduysa ne mutlu bana...Dedim ya onca yoğunluk arasında, evrakların arasından sabırsızlıkla kaldırım başımı kaç gündür "sıra bana geldi mi?" diye foruma sürekli girip çıkmak, heyecanla " tamam hadi şimdi sen yaz" deyip kendime "iyi bişeyler olsun" diye itelemek kelimeleri...Yaa işte böyle...
Eski zamanlarda yaşamadık, sade bir dile mahsustur yazdıklarımız. Ben bundan gocunmuyorum. Ben bu dili konuşuyorum. Kaldı ki günlük hayatta kullandığım teknik (ekonomi, psikoloji...) kelime ve terimlerin sayısı daha fazla. O yüzden ne arapça ne farsça illede benim dilim, benim beynimin ucundan geçirdiklerimdir her zaman kağıt üstüne dökülen dizeler ve satırlar...Hepimiz öyleyiz. Ne hissediyorsak o.
Bakın ben şimdi bunları hissettim, utanmadan, sıkılmadan uzun uzun uzun yazdım...Ne yapayım yazmayı seviyorum bazen boş şeylere kaysamda...
Ama sizleri seviyorum, herbirinizin yürek doluluğunu....
Sevgiyle kalın...
Naile...
(ÖYKÜ DENEMESİ DE GÜZEL OLUYOR İSTERSENİZ DENENEBİLİR)
Uzun sayılacak bir süre bu güzel platformda yer almış bulunuyorum.
İzedebiyat ailesinin bir ferdi olarak, her defasında büyük bir heyecan ve keyifle, yazılarımı bu pencereden sizlerle paylaştım. Kendimce nedenlerden dolayı bir süreliğine yazı yazmaya ara veriyorum, bununla birlikte mevcut yazılarımı da siteden çektim. Eski yazılarım, bana ait olan web sitesinde yayınlanmaya devam edecektir.
Öncelikle, yazılarımı yayınlayarak, içimde uzun yıllardır varolan heyecana katkıda bulunan İzedebiyat editörlerine teşekkürlerimi sunmak isterim. Yazılarımı okuyan, yorum yazan herkese ve özellikle İzedebiyat ailesi içerisinde kalemlerinin bir benzerinin bulunmadığını düşündüğüm ve yazılarını her zaman imrenerek okuduğum bir kaç özel kişiye de, en içten sevgi ve saygılarımı sunar, çalışmalarında başarılar dilerim.
Sevgi ve saygılarımla,
Gökçehan Daçe
Uzun sayılacak bir süre bu güzel platformda yer almış bulunuyorum.
İzedebiyat ailesinin bir ferdi olarak, her defasında büyük bir heyecan ve keyifle, yazılarımı bu pencereden sizlerle paylaştım. Kendimce nedenlerden dolayı bir süreliğine yazı yazmaya ara veriyorum, bununla birlikte mevcut yazılarımı da siteden çektim. Eski yazılarım, bana ait olan web sitesinde yayınlanmaya devam edecektir.
Öncelikle, yazılarımı yayınlayarak, içimde uzun yıllardır varolan heyecana katkıda bulunan İzedebiyat editörlerine teşekkürlerimi sunmak isterim. Yazılarımı okuyan, yorum yazan herkese ve özellikle İzedebiyat ailesi içerisinde kalemlerinin bir benzerinin bulunmadığını düşündüğüm ve yazılarını her zaman imrenerek okuduğum bir kaç özel kişiye de, en içten sevgi ve saygılarımı sunar, çalışmalarında başarılar dilerim.
Sevgi ve saygılarımla,
Gökçehan Daçe
Galiba sonu geldi.Kötü bir deneme olduğunu söyleyecek varsa şimdi konuşsun ya da sonsuza dek sussun...
Başka fikirleri olan arkadaşlar varsa çekinmesin...Utanılacak bir iş yapmıyoruz burada.Amacımız gelişmek ve geliştirmek...
Duyarlılık gösteren dostlara kendi adıma çok teşekkür ederim...
Eyvallah dostlar.... Eyvallah...
Güne vurur gecenin faslı
Ateşim küser köz ağlaşır
İşte o an görünür aslı
Dilim bulanır söz ağlaşır ( İmdat )
Açıktı aslında da bir kelime kadardı
Gel gelelim sözün ardı arkası vardı
Bir yudum su misaliydi bendinden aktı
Yalındı yanlışları dahi gün ağlaşır ( Enis )
Yakar ağzı tütünün tadı
Kan boyar gülü toprağı
Taş duvarda başımın izi
Koynunda ilk tövbem ağlaşır ( Gökçen )
Dertlerim görünür inceden ince
Çare bulunmuyor nicedir nice
Güneşim doğmaz her an gecedir gece
Bülbül figan eder güller ağlaşır ( Zeliha )
Bir hayın bıçak deler bağrı
Merde gam olur namert ağrı
Öylesi yerden göğe doğru
Saz haykırır , teller ağlaşır ( İmdat )
Yardan ayrı düştüm dostlar
Geçmiyor ki günler aylar
Varsın kurak olsun bağlar
Kanar ince ince yürek ağlaşır (naile!)
Bir musibet gerekmiş cana
İcadı küfürden buyana
Elalem kılıfı çalmış
Minare elinde ağlaşır (nida)
Kula kulluk edene hesap sorulur
Namert yönetirse düzen bozulur
Mahşer günü elbet sual dizilir
Çaresiz günahkar kullar ağlaşır (zeliha)
Kaderim dersen aşkla kumara
Yazar hesabı son umutlara
Ak sütün gayrı akacak kara
Memende öksüz bebek ağlaşır(gökçen)
Bir şiir kaymış izedebiyattan
Sözümüz sana değil alınma hocam
Silme, bırak dursun okunuyorsan
Şiirin ardından dostlar ağlaşır (naile Sn.K.Esen'e)
Rızkını verirsen içki kumara
Düşürürsün çoluk çocuğu dara
Açılır içinde kapanmaz yara
Pişmanlık birikir vicdan ağlaşır(Zeliha)
Karışır birden gerçekle yalan
Bir sen olursun geriye kalan
Boşluğa doğru tebessüm salan
Gülmeye inat dudak ağlaşır ( İmdat )
Günün umudunu siler karanlık
Yaşam denilen şey yalnız bir anlık
Bitip yok olacak mal ile varlık
Günün geldiğinde canlar ağlaşır(Zeliha)
Kumdan kayalar dizer ipe
İp ağırlaşır çöker dibe
Marifet gibi güler bide
Denizde inciler ağlaşır (nida)
Bugün yardan selam aldım
Yüreğim semaya saldım
Sevdanla od oldum yandım
İçimde gizlenen sabi ağlaşır (naile)
Ömrüme saklayıp gözlerine baktığım
Yağmaladığım uğruna kentler yaktığım
Bir kaş çatışına bin boyun büktüğüm
Ruhumu sızlatır oyy nazlı yar ağlaşır... ( imdat )
Sitenin son bir hafta veya aya bakarak sıralama yapması biraz zor görünüyor. Yazıların eklendiği tarihten itibaren değerlendirilmesi şu an en mantıklı olanı, çünkü daha aktif olması sitenin oldukça yavaşlamasını sağlar, hatta çok sık çökmeler yaşanabilir.. Teknik olarak 1000'lerce dosyanın her an program tarafından işlenmesi, sıralamanın sürekli değişmesi daha demokratik görünse de, bunu yapabilecek program birçok sorunu da beraberinde getirecektir..
Güne vurur gecenin faslı
Ateşim küser köz ağlaşır
İşte o an görünür aslı
Dilim bulanır söz ağlaşır ( İmdat )
Açıktı aslında da bir kelime kadardı
Gel gelelim sözün ardı arkası vardı
Bir yudum su misaliydi bendinden aktı
Yalındı yanlışları dahi gün ağlaşır ( Enis )
Yakar ağzı tütünün tadı
Kan boyar gülü toprağı
Taş duvarda başımın izi
Koynunda ilk tövbem ağlaşır ( Gökçen )
Dertlerim görünür inceden ince
Çare bulunmuyor nicedir nice
Güneşim doğmaz her an gecedir gece
Bülbül figan eder güller ağlaşır ( Zeliha )
Bir hayın bıçak deler bağrı
Merde gam olur namert ağrı
Öylesi yerden göğe doğru
Saz haykırır , teller ağlaşır ( İmdat )
Yardan ayrı düştüm dostlar
Geçmiyor ki günler aylar
Varsın kurak olsun bağlar
Kanar ince ince yürek ağlaşır (naile!)
Bir musibet gerekmiş cana
İcadı küfürden buyana
Elalem kılıfı çalmış
Minare elinde ağlaşır (nida)
Kula kulluk edene hesap sorulur
Namert yönetirse düzen bozulur
Mahşer günü elbet sual dizilir
Çaresiz günahkar kullar ağlaşır (zeliha)
Kaderim dersen aşkla kumara
Yazar hesabı son umutlara
Ak sütün gayrı akacak kara
Memende öksüz bebek ağlaşır(gökçen)
Bir şiir kaymış izedebiyattan
Sözümüz sana değil alınma hocam
Silme, bırak dursun okunuyorsan
Şiirin ardından dostlar ağlaşır (naile Sn.K.Esen'e)
Rızkını verirsen içki kumara
Düşürürsün çoluk çocuğu dara
Açılır içinde kapanmaz yara
Pişmanlık birikir vicdan ağlaşır(Zeliha)
Karışır birden gerçekle yalan
Bir sen olursun geriye kalan
Boşluğa doğru tebessüm salan
Gülmeye inat dudak ağlaşır ( İmdat )
Günün umudunu siler karanlık
Yaşam denilen şey yalnız bir anlık
Bitip yok olacak mal ile varlık
Günün geldiğinde canlar ağlaşır(Zeliha)
Kumdan kayalar dizer ipe
İp ağırlaşır çöker dibe
Marifet gibi güler bide
Denizde inciler ağlaşır (nida)
Bugün yardan selam aldım
Yüreğim semaya saldım
Sevdanla od oldum yandım
İçimde gizlenen sabi ağlaşır (naile)
Güne vurur gecenin faslı
Ateşim küser köz ağlaşır
İşte o an görünür aslı
Dilim bulanır söz ağlaşır ( İmdat )
Açıktı aslında da bir kelime kadardı
Gel gelelim sözün ardı arkası vardı
Bir yudum su misaliydi bendinden aktı
Yalındı yanlışları dahi gün ağlaşır ( Enis )
Yakar ağzı tütünün tadı
Kan boyar gülü toprağı
Taş duvarda başımın izi
Koynunda ilk tövbem ağlaşır ( Gökçen )
Dertlerim görünür inceden ince
Çare bulunmuyor nicedir nice
Güneşim doğmaz her an gecedir gece
Bülbül figan eder güller ağlaşır ( Zeliha )
Bir hayın bıçak deler bağrı
Merde gam olur namert ağrı
Öylesi yerden göğe doğru
Saz haykırır , teller ağlaşır ( İmdat )
Yardan ayrı düştüm dostlar
Geçmiyor ki günler aylar
Varsın kurak olsun bağlar
Kanar ince ince yürek ağlaşır (naile!)
Bir musibet gerekmiş cana
İcadı küfürden buyana
Elalem kılıfı çalmış
Minare elinde ağlaşır (nida)
Kula kulluk edene hesap sorulur
Namert yönetirse düzen bozulur
Mahşer günü elbet sual dizilir
Çaresiz günahkar kullar ağlaşır (zeliha)
Kaderim dersen aşkla kumara
Yazar hesabı son umutlara
Ak sütün gayrı akacak kara
Memende öksüz bebek ağlaşır(gökçen)
Bir şiir kaymış izedebiyattan
Sözümüz sana değil alınma hocam
Silme, bırak dursun okunuyorsan
Şiirin ardından dostlar ağlaşır (naile Sn.K.Esen'e)
Rızkını verirsen içki kumara
Düşürürsün çoluk çocuğu dara
Açılır içinde kapanmaz yara
Pişmanlık birikir vicdan ağlaşır(Zeliha)
Karışır birden gerçekle yalan
Bir sen olursun geriye kalan
Boşluğa doğru tebessüm salan
Gülmeye inat dudak ağlaşır ( İmdat )
Günün umudunu siler karanlık
Yaşam denilen şey yalnız bir anlık
Bitip yok olacak mal ile varlık
Günün geldiğinde canlar ağlaşır(Zeliha)
Kumdan kayalar dizer ipe
İp ağırlaşır çöker dibe
Marifet gibi güler bide
Denizde inciler ağlaşır (nida)
Güne vurur gecenin faslı
Ateşim küser köz ağlaşır
İşte o an görünür aslı
Dilim bulanır söz ağlaşır ( İmdat )
Açıktı aslında da bir kelime kadardı
Gel gelelim sözün ardı arkası vardı
Bir yudum su misaliydi bendinden aktı
Yalındı yanlışları dahi gün ağlaşır ( Enis )
Yakar ağzı tütünün tadı
Kan boyar gülü toprağı
Taş duvarda başımın izi
Koynunda ilk tövbem ağlaşır ( Gökçen )
Dertlerim görünür inceden ince
Çare bulunmuyor nicedir nice
Güneşim doğmaz her an gecedir gece
Bülbül figan eder güller ağlaşır ( Zeliha )
Bir hayın bıçak deler bağrı
Merde gam olur namert ağrı
Öylesi yerden göğe doğru
Saz haykırır , teller ağlaşır ( İmdat )
Yardan ayrı düştüm dostlar
Geçmiyor ki günler aylar
Varsın kurak olsun bağlar
Kanar ince ince yürek ağlaşır (naile!)
Bir musibet gerekmiş cana
İcadı küfürden buyana
Elalem kılıfı çalmış
Minare elinde ağlaşır (nida)
Kula kulluk edene hesap sorulur
Namert yönetirse düzen bozulur
Mahşer günü elbet sual dizilir
Çaresiz günahkar kullar ağlaşır (zeliha)
Kaderim dersen aşkla kumara
Yazar hesabı son umutlara
Ak sütün gayrı akacak kara
Memende öksüz bebek ağlaşır(gökçen)
Bir şiir kaymış izedebiyattan
Sözümüz sana değil alınma hocam
Silme, bırak dursun okunuyorsan
Şiirin ardından dostlar ağlaşır (naile Sn.K.Esen'e)
Rızkını verirsen içki kumara
Düşürürsün çoluk çocuğu dara
Açılır içinde kapanmaz yara
Pişmanlık birikir vicdan ağlaşır(Zeliha)
Karışır birden gerçekle yalan
Bir sen olursun geriye kalan
Boşluğa doğru tebessüm salan
Gülmeye inat dudak ağlaşır ( İmdat )
Günün umudunu siler karanlık
Yaşam denilen şey yanlız bir anlık
Bitip yok olacak mal ile varlık
Günün geldiğinde canlar ağlaşır(Zeliha)