"Yazdıklarım bir gün anlaşılırsa, bu, benim de bir şey anlamadığım anlamına gelir." — Franz Kafka"

Kitap Dünyası

Bir Kitap Yayınlatmak

30 görüntülenme · 113 ileti
??? #61
İncir çaldım ama senin gibi ağaca tırmanmadan, lalelerle. Hiç mi olmadı tırmandığım… Testereler cebimizde çitlembik avına da çıktık. Güzeli mezarlıklarda biter. Ölü yağı ile piştiğine inanılır, biz inanmadık. İnan, görmeni isterdim bir İstanbul’da nasıl yeşeriyor, çiğdem. Semtine göre ayrılır oyunlar. Biz kız kaçırırız, yan mahalle misket oynar. Biz misket, onlar kız kaçırır. Hangi oyunu siyah eteklerine sersem, dudakların köfte. Bizde oyun, böyle… Oynamayacaksan al bebeklerini, git.. Doktor da olduk, hasta da… Kiremit dizdik, karşıdan karşıya geçmece, kuka “patlak bir topun içini veya bir konserve kutusunu doldurdunuz mu kumla” ve karış hesabı hırsız, polis. Mantarlarımız, torpillerimiz, su tabancalarımız, mis kokulu safari vahşilerimiz, kibrit kutularımız “iki yüzü ayrı resimli, vasati kırk çöp” gazoz kapaklarımız ve mozaiklerimiz oldu nefesimizin buğusu ile parlattığımız… Kedileri inşaat bidonuna sokan çocukları dövdük, çıkış kapısından girdik sinemalara. Üfürüklerimiz oldu, lastikli nal izi bıraktık bacaklarında kızların… On ayrı kütüphanede, yetmiş ayrı şairin dizelerini birleştirdik, sevgimizi gösterdik say. Boklu bostanda yarış yaptık, hep boka battık. “Şimdi orası araba garajı” Hatıra defterlerimiz de oldu… En güzeli kızların, yazmadı. Ben yazdım, yazdıklarımın altına ismini, popüler oldum. Vay! İp atladım, seksek de oynadım. Dili zor lastik oyununda takıldım. Telli topum, süslü gelin arabam oldu. Parasına Ankara da oynadık, ve hacıbaba hep yedi bizi Fındıkzade de…Merakına münhasır, elma şekerim, pamuk helvam, horoz şekerim ve kaldırım çayını içtik biz, gömene kadar kaldırımları çekirdek kabuklarına. Yakar top da oynadık, istop da… Güvercin taklayı sevmemin tek sebebi, kızların aşina gözleriydi. Uzun eşek de oynadık… Hasıla biz Gırgır’ la, avanak Avni ile büyüdük. Deli Ziya’mız oldu, Utanmaz Adam’ olduk…Senin hiç yavrunun sayfası, oldu mu? Kaç kızı veya erkeği attın bisikletinin terkisine… Hiç güllerin oldu mu senin, beyaz sayfalara renk bırakan. Kaç Cumartesi, ormancı şarkısını söyledin. Sen hiç dinledin mi arkası yarınları... Sen öldürdün mü hiç içindeki çocuğu? Tiner kokladın mı, pazacı poşetlerinde duydun mu baliy kokulu akasyaları. Sen küçüldün mü, büyük yaşında iğde kokularıyla...
??? #62
Geçen sene nisan ayında, 'entelijensiya, akademi, kimlik kurma ile kendilik stratejileri , yaşamın estetize edilmesi ve metnin arzu nesnesi haline gelmesini' eleştiren bir metin yazdım.Popüler kültür eleştirisi yapan 'entelektüel' ve uzantısı olan yeni kitle(metinsel kurmanın ve gündelik yaşamı aşırılaştırmanın kitlesi) hakkında eleştirel metinlere hiç bir yayınevinin tahammülü yok. Kitabım sürekli geri çevriliyor.Bir ilk metni yazdım.Yorumun, anlatımın yanlışlığı üzerine. Elden ve internet yoluyla başvurduğum 50 kadar yayınevinden 20 civarında olumsuz cevap aldım.Geriye kalanlarsa kabul etmediklerini belirtmek gibi kurumsal bir davranışı bile yerine getirmediler.Kitabımın yayınlanmasını istiyorum. Yazmak bi deneyim değil, yatırımdır.Bunun karşılığını almak benim hakkım.Yardımcı olursanız kitabımı size gönderebilirim. İsa Bey , sizin de ilgilenmenizi rica ediyorum.
??? #63
Değerli Forum Katılımcıları, Kitap çıkarmış arkadaşları tebrik ederim. Kitapların kalitesine gelince, öyle kitaplar var ki gazete kağıdı gibi, bir günde değerini yitiriyor. Öyle kitaplarda var ki yıllar geçtikçe kıymetleniyor. Gördüm ki site reklam aracı olarak kullanılmış. 'Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz' 'Lafla, peynir gemisi yürümez' Şu kendini öven arkadaşları, yıllara havale ediyorum. Onların notunu ben değil, zaman verecek... Saygılarımla Zeynep Küçük
??? #64
Değerli Forum Katılımcıları, Kitap çıkarmış arkadaşları tebrik ederim. Kitapların kalitesine gelince, öyle kitaplar var ki gazete kağıdı gibi, bir günde değerini yitiriyor. Öyle kitaplarda var ki yıllar geçtikçe kıymetleniyor. Gördüm ki site reklam aracı olarak kullanılmış. 'Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz' 'Lafla, peynir gemisi yürümez' Şu kendini öven arkadaşları, yıllara havale ediyorum. Onların notunu ben değil, zaman verecek... Saygılarımla Zeynep Küçük
??? #65
Değerli Forum Katılımcıları, Kitap çıkarmış arkadaşları tebrik ederim. Kitapların kalitesine gelince, öyle kitaplar var ki gazete kağıdı gibi, bir günde değerini yitiriyor. Öyle kitaplarda var ki yıllar geçtikçe kıymetleniyor. Gördüm ki site reklam aracı olarak kullanılmış. 'Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz' 'Lafla, peynir gemisi yürümez' Şu kendini öven arkadaşları, yıllara havale ediyorum. Onların notunu ben değil, zaman verecek... Saygılarımla Zeynep Küçük Zeynep hanım, Beni çileden çıkaran bir metin yazdınız, Sevgili hanımefendi, ağzıma argo tabirler geliyor ama bunu yapmasam iyi olacak, Kitabım çıkmış, GİDİP DAĞ BAŞINDA MI REKLAM YAPACAĞIM, HA? SİZ OLSANIZ NERDE YAPARDINIZ? KİTABIM ÇIKTI DERİM, ÇÜNKÜ BURDA OKUYAN/YAZAN İNSANLAR VAR, SİTE REKLAM ARACI OLARAK KULLANILMIŞ, YAHU TABİ KULLANIRIM, HEM BU KULLANMAK, SÖMÜRÜ ANLAMINDA DEĞİLDİR, BEN BU SİTEYE EMEK VERİYORUM, BİR YIĞIN BİLGİMİ PAYLAŞTIM, EMEK, BUNU DÜŞÜNÜN, BOŞA KONUŞMAYIN, HA, SİZİN İNADINIZA REKLAM YAPMAYA DEVAM EDECEĞİM, Kitabım çıktı, Gündüz Yayınevi’nin dağıtımını yaptığı kitaplar listesinde: 56. İsa KANTARCI ' nın hikayeleri ile Yaşar DOĞAN 'ın şiirlerinin bulunduğu KARMA kitabı. 5 YTL. Ada Edebiyat Dergisi de isteyebilirsiniz, 3 Ytl. http://www.gunduzkitabevi.com.tr/ gunduzkitabevi@mynet.com veysel@gunduzkitabevi.com.tr aligunduz@gunduzkitabevi.com.tr Adres : Demet Parkı Karşısı Vatan Caddesi Demetevler 7.Sok. No:7 / b Yenimahalle /Ankara Tel : 0312 346 54 57 Cep tel : Kitap yayını için: Ali GÜNDÜZ 0505 501 74 91 Site hakkında görüşleriniz ve kitap siparişi için : VEYSEL GÜNDÜZ 0505 200 81 34 Sizlere sıkmak istemem, ikide bir kitabım çıktı papağanlığını yapıyorum, napayım, başka türlü beni bilmeyenlere de ulaşamam, Kimileri bana papağan diyor, Milyarlarım olsaydı, para verip televizyonlarda reklamımı yaptırırdım, Milyarlarım yok, hiç de olmadı, ama benim erimeyen bir kararlılığım, yazma sevgim, yaşama duygum var, Çok mu acıklı oldu yahu? En büyük dileğim, kitabıma hücum etmenizdir, elbette, zeynep hanım, siz kimsiniz, arama yapıp metinleriniz var mı diye bakacağım, eğer sıkı bir yazar değilseniz, yanıdınız.
??? #66
Sayın Nida hanımefendi… Öncelikle forumdan ayrılma sebebini Mustafa Kemal Atatürk’ün bir sözü ile özetleyeyim. “Nerede karşılıklı sevgi ve saygı varsa, orada itimat vardır. İtimât ve itaatın olduğu yerde disiplin vardır. Disiplinin olduğu yerde huzur, huzurun olduğu yerde başarı vardır…” Bende yazdıklarımın arkasında duruyorum. İşaret etmek istediğiniz hususun önemini belirtmek için kullandığınız örneklemenizi uygun bulmadığımı ısrarla söylüyorum. Bundan böyle foruma kısa bir süreliğine kesinlikle katılmamaya karar verdim. Sizin kırıcılığınıza daha fazla tahammül edemeyeceğim. Sayın Kenan Şahin’in belirttiği gibi bu ve benzeri atışmalardan sonra bir çok şair ve yazar siteyi terk etmiştir. İnanıyorum ve yazıyorum. Şimdiye kadar bir çok şair ve yazar, sizin sayenizde bu siteden ayrılmıştır. (Böyle olunca başınız göğe eriyor mu?) Ben sadece birini tanıyorum; ayrılacak, yazılarını geri çekecek, küsecekti. Elimden gelen telkini yaparak ayrılmamasını becerdiğimi sanıyorum. O yetenekli kişiye; siteden ayrılsa idi, haksızlık etmiş olmayacak mıydınız? Sizi anladığım kadarı ile bir sürü sıfatla anıyorlar; dedikleri gibi hakikaten eşkıya mısınız? Şimdi ikimiz arasındaki karakter farkına değinmek istiyorum. Sayın İsa Kantarcı’nın ‘Umar’ isimli şiiri, ana sayfada ‘Editörün seçtikleri’ bölümünde yer alıyordu. Tesadüfen incelediğim şiirdeki küçük bir hatayı görmem (Bir tek harf şair’ce yanlış yazılmıştı.) ve şiirin manâsını değiştirdiğini tespit etmemin akabinde, Editör’e gönderme yaparak seçiminin izahını istemiştim. Yani şiirin redaksiyon edilmediğini vurgulamamdı amaç. Oysa şiirin genelinde, bir bütünlük ve güzellik vardı. Fırsat bulduğumda haddim olmayarak, bu şiirin yorumunu bizzat kendim, kendimce yapacağım. Bu vesile ile, yapmış olduğum haksızlığı düzeltmek için son kez foruma yazacağım. Benden kopya çektikten sonra yazdıklarınızı dile getiriyorum. Şimdi sizin yaklaşımınızı, üslubunuzu, yazmış olduklarınızı aynen yazarak, ne denli agresif bir yapıya sahip olduğunuza parmak basıyorum. Hep böyle mi olmak zorundasınız? “Kitaplı papağan Umar isimli şiirinde bulunan hatayı düzeltir misin... Editörün de gözüne çapak kaçmış. Hem şiir bölümünün baş yapıtı bu eser, tanıtım vitrininde yanyana yazılı. Bu nasıl bir şiir tanıtım, editörümüz uyuyor mu... "İzocam" ” Bu tarz, bu üslup sizce nasıl? Herkese hakaret etmek, aşağılamak sizin egolarınızı mı okşuyor? Sizde ara sıra yumuşatıcı kullansanız olmaz mı? Buraya kadar yazdığımda öğrendiğim bir bilgiyi(!) en aşağıda hicvetmek istiyorum. Aşağıya yazacağım not’un (hicviye’nin) sizi üzmemesini temenni ediyorum. Bana yakıştırdığınız o kadar sıfattan sonra, her halde bu kadarına tahammül edersiniz! İlk kez bir forumda, yerici yazı yazdığım için, üzülüyorum. Gerek kendi adıma, gerekse sizin adınıza.. Saygılarımla… Not: Sizin bayan olmadığınızı öğrendim ve ne fark eder diye düşündüm. (Ben de nereden çıkardım Nida’nın bayan olacağını diye düşündüğümde, bir yazınızda ki yumoş kelimesini kullanmanızdan mı etkilenmiştim acaba!) Ha bayan olmuş ha da bay. Bu neyi değiştirir ki; bizim yazmak ve anlatmak istediğimiz şeyler farklı. Hem nasıl olsa bir şey demiyorsunuz. Her hangi bir şikayetiniz olsa beni uyarırdınız! Şimdi kalk yukarıya kadar git, hanımefendiyi sil, beyefendi’yi ekle, amaan ne gereği var ki!
??? #67
evet, sayın zeynep küçük, izde metinlerinizi gördüm, şimdi sizden hoşlanmam ya da hoşlanmamam önemli değildir, para verseydiniz bana, eleştirinizi yapmazdım, ama şimdi metinlerinizi tek tek inceleyeceğim, eksiklerinizi bulacağım, bilmem utanma duygunuz var mıdır, sanıyorum vardır, belki böylece, birine laf demeden önce bin kere düşünürsünüz, zannetmeyin ki, sizi aşağılamak için bunu yapacağım, burdaki insanların yararlı şeyler çıkarmasını istiyorum,
??? #68
Staddaki bir vinç midir nedir günlerdir gündüzleri güzelim Çamlıca manzaramı kapatıyor, geceleri de yanıp sönen ışığıyla oldukça sinir bozuyor... Neyse ki geçiciymiş... Gürültüsü de cabası; ama forumda benim bu küçük sıkıntımdan daha önemli sorunlar var sanıyorum... Olgun; - Benim için de neler söylenir, ama şimdi konu ben değilim - Nida'ya alışmak hiçbirimiz için kolay olmadı. Öyle kendine özgü, öyle ne söyleyeceği bilinmez biri ki insana hiçbir yerden tanıdık gelmediği gibi, iletişim yöntemlerini de sapıttırabiliyor... Bu bir yana, seni temin ederim - ki başka arkadaşlar da vardır bu sözlerime katılacak - hiçbir kötülük yoktur içinde. Çok ince ruhlu, düşünceli ve eşitlikçidir. Herkesin iyiliğini ister, üstelik ideoloji falan da karıştırmaz lafa. Yazılarını bulup okuyabilirsen, eskice forum iletilerini karıştırırsan Nida'nın içindeki ozanla tanışabilirsin. Forumu falan bırakma bence, gerek olmaz buna...
??? #69
Acaba birisi her gün foruma girip "Von Guten Kakaosu İçiniz..."(*) iletisini atsaydı "Kitabım çıktı..." diyen biri kadar çok tepki alır mıydı? Anlamıyorum, anlamayacağım da neye sinirlenildiğini... Sonuçta kitap reklamı yapmak da, onu eleştirmek de yasak değil... Ama İsa çok reklam yaptı, ama çok eleştirildi, ama şu, ama bu... Kafam karıştı iyice... Bana da olmadık laflar etti birkaç dikkatsiz arkadaş, "İsa'yı savunuyorsun," diyerek... İnsanların edebiyat forumunda patates soğan reklamı yapması mı bekleniyor? Kendi yazınızı sayfanıza eklediğiniz zaman bir anlamda onun reklamını yapmış olmuyor musunuz? "Reklam kötü bir şeydir," düşüncenizin reklamını yapmıyor musunuz forumda? Gülünç değil mi? Tekrar hatırlatıyorum, bu siteden pek çok yazarın kitabı çıktı ve forumlarda konuşuldu. Böyle de olmalı zaten, sonuçta - öyle sanıyorum ki - İzedebiyat'ın amacı bu, yazarları ve okurları doğrudan buluşturabilmek... Bir okur "Bu yazar çok reklamcı," deyip adama sinir olabilir ve kitaplarını almaz, hatta bunu bir "okur" olarak forumda da belirtir; ama yazar arkadaşların bu üstün edebi bakış açılarında başkaca duygular seziliyor, ne yazık ki farkında değiller ne sergilediklerinin... (*) Mayakovski'nin bir şiirindeydi yanlış anımsamıyorsam. Bir idam mahkumu ailesine para vaadedilmesi üzerine ölmeden önce bu sloganı haykırmayı kabul etmiş, Rusya'da.
??? #70
Eşkıyayım! İletine cevap yazma yerine, önceden yazdığım iletiyi göndermek daha uygun. [[I]]İncir çaldım ama senin gibi ağaca tırmanmadan, lalelerle. Hiç mi olmadı tırmandığım… Testereler cebimizde çitlembik avına da çıktık. Güzeli, mezarlıklarda biter. Ölü yağı ile piştiğine inanılır, biz inanmadık. İnan, görmeni isterdim bir İstanbul’da nasıl yeşeriyor, çiğdem. Semtine göre ayrılır oyunlar. Biz kız kaçırırız, yan mahalle misket oynar. Biz misket, onlar kız kaçırır. Hangi oyunu siyah eteklerine sersem, dudakların köfte. Bizde oyun, böyle… Oynamayacaksan al bebeklerini, git. Doktor da olduk, hasta da… Kiremit dizdik, karşıdan karşıya geçmece, kuka “patlak bir topun içini veya bir konserve kutusunu doldurdunuz mu kumla” ve karış hesabı hırsız, polis. Mantarlarımız, torpillerimiz, su tabancalarımız, mis kokulu safari vahşilerimiz, kibrit kutularımız “iki yüzü ayrı resimli, vasati kırk çöp” gazoz kapaklarımız ve mozaiklerimiz oldu nefesimizin buğusu ile parlattığımız… Kedileri inşaat bidonuna sokan çocukları dövdük, çıkış kapısından girdik sinemalara. Üfürüklerimiz oldu, lastikli nal izi bıraktık bacaklarında kızların… On ayrı kütüphanede, yetmiş ayrı şairin dizelerini birleştirdik, sevgimizi gösterdik say. Boklu bostanda yarış yaptık, hep boka battık. “Şimdi orası araba garajı” Hatıra defterlerimiz de oldu… En güzeli kızların, yazmadı. Ben yazdım, yazdıklarımın altına ismini, popüler oldum. Vay! İp atladım, seksek de oynadım. Dili zor lastik oyununda takıldım. Telli topum, süslü gelin arabam oldu. Parasına Ankara da oynadık ve hacıbaba hep yedi bizi Fındıkzade de… Merakına münhasır, elma şekerim, pamuk helvam, horoz şekerim ve kaldırım çayını içtik biz, gömene kadar kaldırımları çekirdek kabuklarına. Yakar top da oynadık, istop da… Güvercin taklayı sevmemin tek sebebi, kızların aşina gözleriydi. Uzuneşek de oynadık… Hâsıla biz Gırgır’ la, avanak Avni ile büyüdük. Deli Ziya’mız oldu, Utanmaz Adam’ olduk… Senin hiç yavrunun sayfası, oldu mu? Kaç kızı veya erkeği attın bisikletinin terkisine… Hiç güllerin oldu mu senin, beyaz sayfalara renk bırakan. Kaç Cumartesi, ormancı şarkısını söyledin. Sen hiç dinledin mi arkası yarınları... Sen öldürdün mü hiç içindeki çocuğu? Sen küçüldün mü, büyük yaşında iğde kokularıyla..[[/I]] Not: MSN'de...
??? #71
İsa; Ali Bey’e kitap siparişimi verdim lakin ödeme koşulları P.T.T. vasıtası ile. Bu zamanda zor bir uğraş. Net üzerinden bir hesap, daha sağlıklı olur, kanaatindeyim. Bak siparişi vereli bu 4. gün. Para yatırmadım diye gönderttirmiyorsan, benim de yakında kitabım çıkacak. Kitaplı papağan...
??? #72
sevgili nida, valla bazen keçileri kaçırıp eşkiya oluyorsun ama, umursamıyorum bunları, olur bu kadar dengesizliğin, herkesin vardır dengesizlikleri, hatırlarsın, seninle konuşmalarımızı, orda ne demiştin, üç kitap alacağım, sen gelmiş bana bir kitap gelmedi diyorsun, dalga mı geçiyorsun, senin kitabın çıkınca da ben üç tane alırım, anlaştık mı eşkiya, benle dalga mı geçiyorsun bilmem, ama, kitap istediysen gelmesi lazım,
??? #73
Cebelleştiğim bir kişi tarafından anlaşılmak çok güzel. Kaç düşmanın kaldı ki… Bendekiler tükendi… Son eklenen düz yazılar ve son eklenen şiirler hanelerinde hep eski yapıtlar bulunmakta. Neden? İlla son eklenenler bölümüne mi girmeliyiz… Kağıt putlara benzettiğin şiirin güzel, inan benden daha iyi yazdığın zaman ve şiirle gönderme yaptığın zamanları, sevmiyorum… Bu bir zeka göstergesidir. Nazım ve Necip… Karıştırıyor olabilirim ama Necip kesin var. Hep çuvallamanı bekledim ama heyhat… Çok kitap okumanın kişiye kazandırdığı olumluluk, sanırım. Biz ne zaman A.B.D. kayıtlarına geçeceğiz. “Ben kendimi ismini verdiğim yazarların bir tekine bile benzetemem, teşbihte hata olmaz”
??? #74
ZEYNEP KÜÇÜK: KUYRUĞUN ÖNEMİ ‘Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik’ diye sevinmeyin. Kuyruğu koparmadan ‘post hazır’ diye düşünmeyin. Aman efendim, işsizlik zor. Devlet Baba da ”çalış çalış” deyip duruyor. Bizim oğlan da yolları ölçmekten usandı. “Baba bana bir dükkân aç. “ dedi. Ne yaparsın efendim; bizimki de ciğer, para etmese de.. Varımı yoğumu ortaya koydum. Bir bakkal dükkânı kiraladık, içine üç beş mal koyduk, sıra bunu açmaya geldi. Bizim hanım sevinir: “Allah razı olsun Bey, çocuğun eli ekmek tutacak” diye. Bizim oğlanın ağzı kulaklarına varıyor. “Baba, baba,.. ” dilinden düşürmüyor. “Hele bi acele etmeyin.” Diyorum, beni dinlemiyorlar. Konu komşu duymuş: “Hayırlı olsun” diyor. Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik; Belediye’den ruhsat alınacak. Evrakları yaptırdık, sıra ruhsatı almaya geldi. Belediye bir çuval para istemesin mi? “Ne?!” dedim. Kulaklarıma inanamadım. Vallahi bacaklarım zangır zangır titredi. Felç geldi sandım. Etmeyin eylemeyin ağalar, bu ne biçim iş. Kuyruğa geldik ama bıçak köreldi, para yok. “Para yoksa ruhsat yok” der Belediye. “Biz bu postu çıkaramayacağız.” dedim, çıktım eve geldim. Konudan komşudan yardım istedim, kimsede ‘eye’ yok, olanda vermiyor. Şimdi kuyruğu nasıl koparacağımı düşünüyorum kara kara… Benden size bir dost tavsiyesi; bundan sonra yüzmeye kuyruktan başlayın. ‘Kuyruk’ deyip geçmeyin. Meğer kuyruk, postun en önemli kısmıymış. Kafa kesilmese de olur, yeter ki kuyruk kopsun. “Ne?!..” “Bir koyundan iki post çıkaranlar mı var?..” Doğrudur efendim, demek ki bu işler yüzmeye bağlı Yüzmek var. Yüzmek (?!:;,.) var. NOT : Teşbih de hata olmaz.. Zeynep KÜÇÜK 08.07.2005 Öykü boyu? Sayın küçük, hiç duydunuz mu bunu, Miktarınca anlatmak? Öykünüzün kişileri? Bunlar nasıl görünür, Hiçbir bilgi yok, Bir gazete yazısından farkı yok bunun, Dilinde bir özgünlük var mı? Hayır, konuşur gibi yazmışsınız? Öykü dili diye bir şey duydunuz mu? Gidip kitaplar edinip öğrenin en iyisi? Öykünüzde zaman? O var mı? En iyisi siz bu metni çıkarın oradan, öykü yazdım diye mutlu olmayın, Hem metniniz inandırıcı olmaktan da yoksun. Bir daha da birilerini eleştirmeden önce, kapınızın ÖNÜNÜ ÇOK İYİ SÜPÜRÜN. Hadi, birikimiz varsa, siz de benim metinlerimi açıp hatamı bulun, Kolay gelsin sayın küçük, Unutmayın ki, metninize zaman harcadım, bana sinir olup da dediklerime kulak asmasanız sizin bileceğiniz iş, ben sizin yararınıza olacak şeyi söyledim,
??? #75
Ali Bey'den sipariş tarihimin teyidini alabilirsin. Avukatlık ya; Zeynep Hanım bu sitenin en anlayışlı yazarlarından. Anlayış; kelimeleri ve cümleleri sentezleyip cevap verenlerinden. Yazmak için yazmıyor. Sıkıntın bende olduğunun aynısı, hazım sorunu. Unutmadan senin avukatlarının kaçı kitabını sipariş etti? Saygılar İsa, sen olasaydın biz burada konuşuyor olmazdık. Varlığın, yokluğundan daha güzel.
??? #76
Nida'cığım yazdıklarını harf harf kelime kelime onaylıyorum. Demek ki Zeynep hanımın özel bir insan olduğunu benden başka anlayan da varmış aynı dili konuştuğumuz.hazım meselesi ise yazının en hak verdiğim yeriydi açıkcası... sevgimle...
??? #77
Sayın Kantarcı, Her taşın altından siz çıkıyorsunuz. Hem bana niçin siz cevap verme gereği duydunuz? Hani halk arasında bir laf vardır "YARASI OLAN GOCUNUR" Siz niçin gocundunuz? Site sizin mi tekelinizde? Sadece sizin mi kitabınız var, yazarlarımız arasında? Benim yazarlığıma gelince; Siz jüri üyesimisiniz? Yokta sınıfınız da not vermeniz gereken bir öğrenci olarak mı gördünüz beni? Bana not vermek size düşmez. Sira ben size not vermedim. Siz kendi amacınızı açıkca ifade etmişsiniz: "Sizlere sıkmak istemem, ikide bir kitabım çıktı papağanlığını yapıyorum, napayım, başka türlü beni bilmeyenlere de ulaşamam, Kimileri bana papağan diyor, Milyarlarım olsaydı, para verip televizyonlarda reklamımı yaptırırdım, Milyarlarım yok, hiç de olmadı, ama benim erimeyen bir kararlılığım, yazma sevgim, yaşama duygum var, Çok mu acıklı oldu yahu? En büyük dileğim, kitabıma hücum etmenizdir, elbette," Size kolay gelsin Sayın Kantarcı, Daha reklamınızı yapacağınız çok site var. Eeee, koskoca internet... Çalışmalarınızda başarılar dilerim. Bu şekilde giderse kısa zamanda muvaffak olursunuz İnşallah
??? #78
sevgili nida, ali beyle konuştum, parayı yatırmamışsın, parayı yatırırsan kitabı yollar, SAYIN ZEYNEP KÜÇÜK, ben sizin öykünüzü koydum, eleştirdim, önce öykü nasıl yazılır/nasıl yazılmaz bunu öğrenin, öyle cırcır böcekliği yaparak yazar/öykücü olunmaz, elbette eleştiririm öykünüzü, burası edebiyat sitesi, burası plaj değil, siz de mayonuzu giymemişsiniz, güneşlenmiyorsunuz ya da burası kahvehane değil. öykü antolojileri ele geçirip okumaya başlayın en iyisi,
??? #79
Sayın Kitabım Çıktı, (Yiğit lakabıyla anılır o bakımdan) Eleştirirsiniz tabiki ama bunun için yorum köşesi koymuş site yönetimi, gerçi forum da yorum yapmak sizin tarzınız... Üstelik öykü diye eleştirdiğiniz benim 'deneme' mdir. DİKKATİNİZE Kitap tavsiyeniz için teşekkür ederim. Önerdiğiniz kitabı hemen okumaya başlıyorum. Ne de olsa sizin kitabınız çıktı.
??? #80
İsa; Tavrın eleştirildiğinde yanıtın tavır eleştirisi olabilir, neden gidip yazı eleştirisi yapıyorsun? Öylesine bir yazar seçip eleştirsen anlarım, bilgi paylaşımı denir... Ama çekiştiğin, çeliştiğin birinin yazısını eliştirmek, eleştiri olmuyor... Zeynep Hanım; Bu yazınız öyküydü, ben de okumuştum. Yanlış mı anımsıyorum, yoksa kümesini mi değiştirdiniz? Neyse kayıtlarıma bakayım... Deneme konusuna gelince, yazı forumda konuşuluyor diye söylüyorum, yoksa inanın tek laf etmezdim; bir deneme olarak yazısınız çok daha fazla bilgi eksikliği ve hata içeriyor, öykü olarak daha temiz... Ya da bir anı olabilir, belki... İkinizden de ricam, bu konuyu daha fazla uzatmamanız yönünde. Anlamıyorum, İsa Kantarcı'nın kitabının gündemde olmasından rahatsız olanlar neden olayın daha çok gündemde kalmasını sağlıyorlar... İsa bir kitap çıkardı ve benim yazarlarımızla ilgili pek çok düşüncem değişti... Tekrar söylüyorum kafam karıştı...
Başa Dön