"Gelecek, şimdiki zamandan çok da farklı değildir; sadece daha pahalıdır." - George Orwell"

Açık Büfe

Genel Tartışma

52 görüntülenme · 670 ileti
??? #121
Hayata dair hiçbir fikrimiz olmadığını söylüyorsunuz. Peki sormak isterim, sizin yaşama dair sonsuz sayıda, kötü sınırsızlık denen olguyla ilişki içinde, fikriniz mi var ya da şöyle diyelim siz yaşam konusunda bütün fikirlere sahip misiniz ki bizleri böyle yargılıyorsunuz ? Deneyimlemediğiniz ya da hiç bilmediğiniz fikirler olamaz mı? Olamaz diyorsanız gene sorarım, bu olamamazlıkta siz niye varsınız ? Varoluşunuz ardı ardına hangi gelişim ya da yıkım içerisinde ? Siz saltık varlık olmalısınız sanırım, böylece yokluğa da dönüşemezsiniz. Anladığım kadarıyla siz geçmiş insanlarından tutun da gelecek insanlarına kadar yaşanmış ve yaşanacak bütün yaşam birikimlerine sahipsiniz. Siz sonsuzluğun koltuk sahibi bir kral mısınız ki bizlere yaşamın göklerinden bakıyorsunuz, ölümün en yakınlarına varmışken ?
??? #122
kelimeleri üst üste getirip birşeyler yapamya çalışmak elbette saygı duyulabilecek bir konu ancak, cilalı sözlerle edebiyat olmaz. olamaz. bu fikrimi her yerde savunurum. karşıcı bir tutum da olabilir belki bir tasvir de ancak anlamsız soyut somut birbirine girip alakasız yazılar aslında kirliliğe yol açar ve buda bence en büyük tehlikedir.
??? #123
Bu iki tanımın iç içe bir bütünün parçaları olduğunu düşünürsek, edebiyatta aradığımız dil yalınlığını felsefede aramak pek doğru olmaz diye düşünüyorum. Dil ne kadar karmaşık görünse de, felfefe aslında sorgulama olduğundan yalınlık barındırmaz. Bütün bu karmaşık sanılan kelimelerin bir anlamı var, biz sadece kelimelere hükmedebiliriz. Benim -doğru- yaklaşımım bu.
??? #124
Felsefe ve edebiyat sanırım en çok şiirde yakınlaşır. Tabi belli bir felsefesi olmayan roman kahramanı da düşünülemez. Denemeler zaten felsefe kırınıtılarıdır. Felsefe olmadan edebiyat yapılmaya çalışılırsa ancak popüler kültüre hizmet edilir. Hiçiliğin doktirini olmaz. Ha bir de Sayın Öneş'i boş verin. Geçer.
??? #125
Felsefe ve edebiyat sanırım en çok şiirde yakınlaşır. Tabi belli bir felsefesi olmayan roman kahramanı da düşünülemez. Denemeler zaten felsefe kırınıtılarıdır. Felsefe olmadan edebiyat yapılmaya çalışılırsa ancak popüler kültüre hizmet edilir. Hiçiliğin doktirini olmaz. Ha bir de Sayın Öneş'i boş verin. Geçer.
??? #126
Uzun sayılacak bir süre bu güzel platformda yer almış bulunuyorum. İzedebiyat ailesinin bir ferdi olarak, her defasında büyük bir heyecan ve keyifle, yazılarımı bu pencereden sizlerle paylaştım. Kendimce nedenlerden dolayı bir süreliğine yazı yazmaya ara veriyorum, bununla birlikte mevcut yazılarımı da siteden çektim. Eski yazılarım, bana ait olan web sitesinde yayınlanmaya devam edecektir. Öncelikle, yazılarımı yayınlayarak, içimde uzun yıllardır varolan heyecana katkıda bulunan İzedebiyat editörlerine teşekkürlerimi sunmak isterim. Yazılarımı okuyan, yorum yazan herkese ve özellikle İzedebiyat ailesi içerisinde kalemlerinin bir benzerinin bulunmadığını düşündüğüm ve yazılarını her zaman imrenerek okuduğum bir kaç özel kişiye de, en içten sevgi ve saygılarımı sunar, çalışmalarında başarılar dilerim. Sevgi ve saygılarımla, Gökçehan Daçe
??? #127
1 . Eski Romalılar zamanında, Roma'da ve diğer şehirlerde kamu işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan. 2 . Dinleyici durumunda olanların da söz alabildikleri belli bir konu üzerinde düzenlenmiş toplantı. 3 . Bazı sorunların görüşülerek karara bağlandığı genel toplantı. 4 . mecaz Tartışma alanı. ********** 1-Sadece edebiyatı değil kendimize dair duyguları, devinimleri de tartışabileceğimiz 2-Yazar yada şair olarak katılmasakta (ki izedebiyat platformunun farklı zeminleri bulunmaktadır, yazar ve şairler izedebiyat zeminde yazılarını paylaşırlar, iz forumda düşünce ve duygularını paylaşırlar, ayrıca her birimizin okur üyeliğide mevcut, yazar ve şair olarak çekilmem demek, bir siteye topyekün küsmem anlamına gelmiyorum, izforum zemininde bir güzellik yakaladım, onun yeline kapıldım bu kadar, yani paylaştım paylaştıkça zevk aldım, bu niye dokundu ki size!) izforumdaki aktiviteme devam etme kararı şahsıma aittir.
??? #128
sevgi ne yerin dibinde sevgi ne göğün yüzünde sevgi kuşun kandında sevgi başucumda herkesin bildiği dizeler... buda mı battı!
??? #129
"buda" battı mı, batmadı mı bilemiyorum. Ancak bir kez daha gözünüze batması dileğiyle tekrar edeceğim: "Başlıca görevi, birlikte kullanıldığı sözcüğün kavramını daha öncekine katmak olan 'de' bağlacı, kendinden önceki sözcükten ayrı yazılır, adların durumunu bildiren -de eki ile karıştırılmamalıdır." Zeynep, İyi geceler dileyen "okuyucunuz"
??? #130
"Bir hafta kadar yokum. dönünce görüşürüz"... çok sevdiğiniz birinden böyle bir not alsanız ne yaparsınız?
??? #131
[[U]]Oda mı[[/U]] battı? :) ---------- Ancak bir kez daha gözünüze batması dileğiyle tekrar edeceğim: "Başlıca görevi, birlikte kullanıldığı sözcüğün kavramını daha öncekine katmak olan 'de' bağlacı, kendinden önceki sözcükten ayrı yazılır, adların durumunu bildiren -de eki ile karıştırılmamalıdır." ---------- Durun siz yazmadan ben yazayım zahmet olmasın bir, ikincisi bırakınız çok kıymetli vaktinizi benim her yazdığım söze cevap yetiştirmeye harcamayı...Yazı ve şiirlerimi silmeden önce hiç okudunuz mu acaba? Sanmıyorum! Toplamda 10 iletiniz varsa bununda nerden baksanız 8 tanesi bana yazılmış. Keşke okusaydınız da ondan sonra naçizane görüşlerinizi, burada, bir insan gibi ama insancık gibi değil, benimle tartışsaydınız...Bu benim son sözüm. Siz ne yazarsanız yazın. Forum sizindir. Cevap vermeme hakkımı kullanacağım şimdiden sonra yazdıklarınıza. Ne mutlu ki bana size küçük mut'lar dağıtabildim bu dar alanda kısa paslaşmalar yaparak...Günaydınlar, tünaydınlar, iyi geceler hep sizin olsun. Sataşmadan geçirmediğiniz gününüz, kalp kırmadan geçirdiğiniz anlarınız olmasın. Seviyesizliğin de bir seviyesi vardır oysa...Umarım bir gün çıtayı yakalarsınız. Siz yinede sevgiyle kalın.... Naile.
??? #132
"Seviyesizliğin de bir seviyesi vardır oysa..." diyerek yaptığınız tespiti, "Oda mı battı? :)" ifadesiyle örneklendirerek, bana yine "küçük mut'lar dağıttınız". "Cevap vermeme hakkınız"ın, baharın çağrısına yenilmemesi dileğiyle, Zeynep, Bütün eserlerinizi zamanında okuma şansına erişmiş "okuyucunuz"
??? #133
allahın varsa naile hanım, yahu, de bağlacını yanlış kullandığını kabul et. battı mattı nedir ya. bu çirkin. daha neyin savunmasını yapıyorsun. bir de insancık diyorsun zeynep kardeşe. YA DUR. BİR KENDİNE GEL. doktor nerde devlet nerde........ NOT: HEM GİDERİM HEM GİTMEM. DELİRDİM BEN. BURDA KALCAM. ÇATIR ÇATIR ÇATLASIN DÜŞMANLAR. not: bu sataşmaları edebiyat düzlemine çekelim. yararlı olur. SONSUZ SEVGİLER KARDEŞLER.
??? #134
Yöneten Atilla İlhan....
??? #135
Öncelikle değerli, değerini insanlara değer verdiği ölçüde kazanan dostlardan, özür dileyerek başlamak zorundayım. Uzun bir süredir takip ettiğim genellikle izleyerek, bütün iletileri okuyarak geçirdiğim izedebiyat forumlarına sanırım artık vakti gelmiş bir iletiyi yazmak zorunda olduğumu hissediyorum. Tartışmaların hepsi aslında doğruyu bulmak, eğer olabilirse uzlaşma sağlanması için yapılır. Konuların saptırılması, amiyane tabirlerin kullanılması, kullanan insanın değerini düşürür aslında, kelimelerindeki acizliği, düşüncesindeki yozlaşmanın ifadesidir. Aslında bütün eleştiriler, yadırgamalar hatta kızgınlıklar öyle bir dil ile anlatılabilir ki biz buna yazma, eleştirme sanatı diyebiliriz. İnsanların üzerine çıkmak, onlardan çıkar elde etmek ise basit insanların yapabilecekleri düzeysiz bir davranıştır. Reklam yapmak, kendini acındırmak, pof poflanmak istemek ile gerçekten ince düşünmek, gerçekten değer vererek bir işe sahip çıkmak arasında çok ince bir çizgi vardır. İşte burada yapılacak eleştirilerin üslubu iyi ayarlanmaz ise, öncelikle yapılan goy goyculukla kamuoyu oluşturup karşıdaki kişiyi olaylardan soğutabilirsiniz. Bunun size dönebilecek herhangi bir kötü yanı olmaz. Sadece gerçekten değerli insanlar nazarında değersizliğinizi göstermiş olursunuz. Bu durumu da ancak başınıza gelince anlarsınız. Forumda geçen bazı konu ve tartışmalara kendi yorumumu yapmak istiyorum. Sizi tanımak isteyen insanlara dışlanmış bir tavırla yaklaşırsanız bu sizin üzerinizde ciddi bir ön yargı oluşturur. Sayın Nida, bence siz “sayın” sınız ama sanırım sizin ön yargılarınızla birileri değil. Bilmenizi isterim ki o bazıları size cevap vermekten bile eriniyor. Bahsi geçen kişi Sayın Enis Swan Heacock tur. Siz iletinizde; “Bazı yarım yamalak Türk işi, çoğu zaman Rum işi. Sen bir muammasın, derinliğin kayıp. Samimeyetin domateslerin solaryum işi kadar sahte kırmızı. Oynama. Bizim parkın ışıkları sabaha kadar açık. Ben döndüm. Dönme mi oldum. Yok bem dönmem.” Demişsiniz. Kendisinin burada yazısı olmaması ve tanınmayan birisi olması asabiyetiyle reklam olmayacağını düşünerek onu size anlatayım. Sizin Türkçe çevirilerle anlamaya çalıştığınız dünya edebiyatının değerli örneklerini orijinal metinlerinden okuyarak tahlil edebilmiş, aynı zamanda Türk Edebiyatı tarihini zannımca kendimi de katarak çoğumuzdan iyi bilen ve yine aynı zamanda Avrupa da çıkan Türkçe bir edebiyat dergisinin de araştırma yazılarının düzenlendiği departmanın başındaki bir insandır. Öncelikle derginin ismini REKLAM olur diye sonra da kendisinin istemeyeceğini düşünerek vermiyorum. Çünkü Sayın Nida nın iletisinden sonra hiçbir şekilde cevap vermeyeceğini e-posta aracılığı ile öğrendim. Ayrıca kendisi Türk Edebiyatının dünya üzerinde tanınması adına büyük çabaları var. Evet kendisi aslen Türk değil. Türkçe bir isme sahip olmak gerekli Türklüğü hissetmek için değil mi? (!) Sayın İmdat Özcan Bey; düşüncelerinizi yazdıklarınızdan anladığım kadarıyla takdir ediyorum. “Ayıp Ettik” başlıklı iletinize bir parça katılmıyorum. Doğrular yanlışlardan daha cesur olmadığı sürece yanlış doğru gibi davranırmış. İçinizde kopan fırtınaların az çok farkına varıyorum. Lütfen sizi okuyabilecek bir kişi olsa dahi o insanın sizden yararlanmasını engellemeyin. Yapılanlara hız verilmeli daha çok çalışılmalıdır ki yanlış yapanlar doğruların farkına varsınlar ve varsa bizim yaptığımız bir yanlış farkına varmalıyız. Sayın İsa Kantarcı; sanırım karakteriniz itibariyle ezilenin yanında olmak onu koruyup kollamak gibi bir niteliğiniz var ve bu gerçekten de takdir edilebilecek bir tutumdur. Ancak olaylar üzerinde yaptığınız yorumlar karşısında; insanın kabullenmesi güç, direkt kişiliğe yapılması asabiyetiyle kırıcı bir tavır takınmaktadır. Edebi bir niteliğiniz olduğu düşüncesindeyim ancak yanlış yerlerde kullanılan yeteneklerde yanlış sayılır. Uzlaşmadan çok olayları körükleme yaparsak bunun hiç kimseye bir faydasının olmayacağı kanaatindeyim. Sayın Naile Hanımla Zeynep Hanım arasındaki doğruyu bulma tartışmasında farklı kişiler herhangi bir kişiyi bastırmak için hiçbir yorum yapmamışlar aksine uzlaşmanın sağlanması adına kelimelerin daha dikkatli seçilmesi yönünde fikir bildirmişlerdir. Sayın Kâmuran Esen Hanımın tutumu da bu şekildedir. Sayın M.Doğan ı tebrik etmek istiyorum. Düşüncelerini açıklamaktaki inceliği ile. Tartışmanın nasıl olduğunu öncelikle kendimi katarak bize öğrettiği için. Umarım bunları okurken karşıcı bir ön yargıyla değil uzlaşma adına okursunuz. Bilmenizi isterim ki yapıtlarınızı beğenerek okuyorum ve edebi kişiliğinize saygım var. Bütün bu yazıların okunmasından sonra gelebilecek tepkileri tahmin ederek son birkaç söz etmek istiyorum. İsmimi açıklamamamın nedeni aslında önyargılardan sıyrılmaktı. İzedebiyat ailesine katıldığımda benim karalama olarak değerlendirdiğim yapıtlarımı insanların önüne salt bir şekilde ön yargıdan uzak olması düşüncesiyle, ismimle değil bizzat yazılarla değerlendirmelerini istedim. Bu fikrimde de haklı olduğumu gördüm. Dostoyevski gibi. Kendisi yapıtlarını bir arkadaşınınmış gibi etrafındakilere okutur böylelikle daha objektif bilgilere ulaştığını düşünürmüş. Bence de haklı. İsmimi vererek ismimin ön plana çıkacağını düşündüğüm için vermedim. Sanırım buna da hakkım var. Öncelikle bu iletiyi yazmak bana gerçekten zor geldi diyebilirim. Ama yazmam gerektiğinin de farkına vardım. Bu iletiyle yapıtlarımın okunma oranında artışı gördüğüm anda yazılarımı çekeceğimi de burada bildiriyorum. Doğruluğunu, eğer bahsettiğim olursa görebilirsiniz. İşte bu maksatla reklam gibi bir niyetimin olmadığını bir kez daha duyurmak istiyorum. Kendimi anlatmak isterdim ama kendimi anlatmak gibi bence biraz bencillik kokan bir davranışta bulunmak istemedim. Bilmeden kırdığım arkadaşım varsa kendisinden herkesin huzurunda özür dilerim. Yazdıklarım hepsi daha iyi bir Türk Edebiyatı içindir. Saygılarımla… Gizu Salima
??? #136
Çarkına da hayatın, çarkçıbaşına da. (Gemileri kömürlü). Senin “vakti gelmiş” iletilerini ben arılara havale ettim, çiçeğin iyisini onlar bilir. Camide safların sıklaştırılmasını da en iyi, müezzinler bilir. Küçük çocuklara has olduğunu, sanırdım. Yanılmışım! Büyüklerin de hayali arkadaşları olur, muş. Kalemini yatırma güneş odalarına (Ya samimi söylüyorum, bu Word yazımlı harika) , karadıkça tenin, kimliğin değişmez. “ Solaryum yazdım ama güneş odası daha iyi” Zarı düşün (Hani tavla vb. oyun sihirbazı) küpten bir varlık. Her karesinde ayrı bir maske. Birden başlar, altıda biter. Bir de ikizi olursa yanında ve ikisinin sırtı da kara olunca, düşeş olur. Biz her gece boyalı ekranın karşısında, bir dizi uğruna yüzlerce dakika reklâmı dürüm yapıp, afiyetle indiriyoruz beynimize. (Adam çivi satarken, biz deterjan alıyoruz). Bırak kendini, huzura er. Açıkla kimliğini… Emeğini kendinle sun. Ecnebi dilli karakterli gizemin, üç ileti sonrası sitede ahkâm kesecek kadar net bir Türkçe ile karşıma gelirsen, ya sahtekâr olursun zatımda ya da süper atak, öğrenme katsayısı ışık hızına eş bir varlık… Tabi Cebrail, değilsen. (Gittiğinde bu teorimi anlat, faksın mucidi Cebrail). Türk usulü üzümlerin hali bu, birbirine bakarak kararır. Senin derdin üzüm yemek mi, bağcı dövmek mi? Bana öğle ağzının eğri köşesiyle “sayın” deme. “Erinmiyor” Ben erindiğimde koldan çevirmeli icadı ilk otomobillere benzerim, egzozumdan değil kimse ozon tabakası nasibini alır. (Önden kurmalı). Cin olmadan, adam çarpmaya kalkmayın. Burası pek sıratı anımsatmasa da, bilirsin tek kişi geçer karşıya. “VAKTİ GELMİŞ BİR İLETİ (HERKESİN OKUMASI RİCASI İLE)” Ne umuyorsun, beni mi yerin dibine batıracaksın? Ben dibim, batağım, çamurum, işe yaramam. Ben bunu her gece kendime söylüyorum, senin söylemenin ifadesi sadece bir gecelik bunları senin, benim yerime söylemenden öteye geçemez. Ben pisliğim! Sen kimsin? Çöpçü müsün? Benim akvaryumda iki tane var. İki de Japon, son iki kalan lepistes. Saraydan soytarıyı kaçırmışlar, el pençe tüm ahkâm. Tamam; balıkları ben zehirledim, attığım tüm paralar paslandı. Ve Kamuran Hocam oldu. Sarı ve sarı kafalı dolaşırım ardında. Civciv oldum! Kimine nazar boncuğu, kimine de inci takmayacağım. Sen, takmana bak.
??? #137
yeni bir ortak ürün için varsanız konu izedebiyat ta neler oluyor? aşure kaynıyor kazan kazana düşüyor sazan duruma üzülüyor sezen izedebiyat tan çekiliyor(zeliha)
??? #138
yeni bir ortak ürün için varsanız konu izedebiyat ta neler oluyor? aşure kaynıyor kazan kazana düşüyor sazan duruma üzülüyor sezen izedebiyat tan çekiliyor(zeliha) çekilirsen küserler niye burdasın derler sana rahat vermezler gitmeden sen bi düşün (naile)
??? #139
aşure kaynıyor kazan kazana düşüyor sazan duruma üzülüyor sezen izedebiyat tan çekiliyor(zeliha) çekilirsen küserler niye burdasın derler sana rahat vermezler gitmeden sen bi düşün (naile) böyle şiir olmaz. LATİN
??? #140
aşure kaynıyor kazan kazana düşüyor sazan duruma üzülüyor sezen izedebiyat tan çekiliyor(zeliha) çekilirsen küserler niye burdasın derler sana rahat vermezler gitmeden sen bi düşün (naile) böyle şiir olmaz. LATİN olabilir çürük elmalardan şahane bir meyve suyu (İSA) otostop çekiyor kırıklarım
Başa Dön