Sevgili edebiyat dostları;yazar olmak isteyenler ,ben nasıl yazar olurum ?sorusunu önce kendilerine sormalılar.yazar olacak ya da adını koyalım "romancı"olacak kişi kendi ruhunu,duygularını sindirecek duruma gelmişse,Oğuz Atay'ın dediği gibi "Ben bir ızdırabı olandım ve yazmalıydım"demeye başlamışsa o artık kendi kuytularında yalınızlığıyla baş başadır ve yazarlık başlamıştır;yoksa internetlerde,kimse kusura bakmasın,ben nasıl yazar olacam,diye yola koyulanlar şimdiden kaybetmiş durumdalar. acı ama gerçek...
Şahsen ben iyi bir romancı olmak için ordularımı toplamaya başlıyorum.O ordular ki bütün gücüyle donanmalı ;
harfler,kelimelere kelimeler ete kemiğe bürünmeli .Ben nedense yazarlığı Tanrıyla bir hesaplaşma olarak görmüşümdür.Ona ;ölümü,sonsuzluğu,küçük bir çocuğun hayinca öldürülüşünü ,aşkı... sormalıyım sorup da cevapsız kalınca gene sormalıyım uykularını kaçırmalıyım insanların.YAZARLIK FİLOZOFLUK ister;ama çok çeşitli roman türleri var mesela macera,polisiye....hangi türe ilgi duyuyorsanız onda yoğunlaşılmalı bence.
Yazma Teknikleri
10 görüntülenme · 74 ileti
ilk romanını yazmak için aralık bir kapı , aralanacak bir kapı, ya da yüzüne çarpılacak bir kapı arayanlar için hazırlanmış forumun bu bölümünde ilgisiz ve alakasız şeyler yazan tüm arkadaşlara (yok çift kişiliklilik sorunu , yok güncellenmeyen yazılar vs. vs. ) kurşun geçirmez yelek takmalarını öneriyorum... zaten bunları tartışacak forum bölümleri varken neden bu öze sadakatsizlik ?
bu arada ben de buraya yazmak zorunda kaldığım için aflara sığınayım ( rahşanınkinden olmasın )
ilk roman en keyiflisi olmalı bu yüzden belki harcamamak için bu keyfi herkes bekliyor , en iyi yol göstericiler ise havada kalan tekniler değil bence, sanırım iyi yazarların ilk romanlarına bir göz atmak yumartadan başımızı çıkarmamızda yardımcı olacaktır ya da rotayı güneye mi çevirmeli ?
Kurmaca’ya Davet
Yeni yazarlar,
www.kurmaca.net sitesine çalışmalarınızı gönderebilirsiniz. Tek yapmanız gereken sıradaki derginin konusu ile ilgili yazınızı editor@kurmaca.net adresine ulaştırmanız.
KurmacaDergi, iki ayda bir yayınlanır. İlk sayısının konusu “Başlamak”tı. İlk dergiyle birlikte biz de yola koyulmuş olduk.
Şimdi Ağustos ayında yayınlanacak ikinci sayı için çalışmalara başladık. Konu: AYNA
Ayna ile uzaktan yakından ilgili yazılarınızı, resimlerinizi ve fotoğraflarınızı ulaştırın bize. Bu maili ilgileneceğini düşündüğünüz arkadaşlarınızla ve gruplarla paylaşmakta tereddüt etmeyin.
* Sitemizin siyasi yahut ticari bir kuruluşla ilişkisi yoktur, tümüyle amatördür ve yazarlığın ve sanatçılığın inceliklerini keşfetmeye yöneliktir.
Merhaba Arkadaşlar
Ben de bu siteyi yeni keşfettim. Benim yazar olmak gibi bir hayalim olsa da bu konuda pek iddalı değilim. Yine de iyi bir yazar olmak isterdim doğrusu. İnsanların beğeniyle okuyacakları güzel yazılar yazmak pek hoş olurdu. Ama inanıyorum ki bu kabiliyet meselesi. Dahası güzel düşünen güzel insanların mahareti olsa gerek. Ben ise günlük streslerden sıyrılamayan (meslğim gereği) ve bu güzel düşünce perisini yakalayamayan bir insanım. Ben ne iş mi yapıyorum? Taksiciyim. Hem de istanbul'da. Aslında akşama kadar direksiyon başında birçok konu ve proje aklımdan geçsede, biraz sonra bir vatandaşın ters bir hareketi ile sinirlenip hepsini birden unutuyorum. Fakat bunları yaza bilseydim inanın hoş yazılar ola bilirdi.
saygılarımla
merhaba mevlüt abi
yaşı küçük ve yeni bir üye olmama ragmen benim de denemelerim var.genç bir bakış istersen sorununa sana bir tavsiyem var.öncelikle kendi hayatını yazmalısın bence, tabiki de diğerleriyle harmanlayarak.biyografik yazılarda (özellikle yeni başlayanlar için) konuya hakim olduklarından, dile daha çok önem vermeye uğraşırlar.çünkü ilk düşündüğün gibi yazarsan sana tanıdık gelecek ve beğenmeyeceksindir.kendi gözüne daha şık görünmesi içinse daha çok uğraşacak ve kendi üslubunu oturtabileceksin.daha sonraları roman konusu olarak gözlemlerinden ve ilerisinde hayallerinden yararlanabilirsin.çünkü işin bu raddelere gelebilmesi ustalık hüneri ister.en azından ben böylesini denedim ve bu kendisini tavsiye ettirebilecek kadar özgüveni sağladı
Merhaba,
Mario Levi'nin yazı atelyesi ogrencileri olarak bir suredir Yazı Degirmenleri adinda aylik sanal edebiyat dergisi cikartiyoruz. Adresimiz: www.yazidegirmenleri.com
Yaratici yazarlık dersleri akabinde ortaya cikan bu dergide oykulerimiz basta olmak uzere siir ve kose yazilarina da yer veriyoruz. Disaridan gelecek yazilari paylasmaya da haziriz. Katilimlarinizi bekliyoruz.
ayrılık acısı üzerine yazdığım yıllardır birikmiş yazılarımı sırf kendimi tatmin etmek ve bazı insancıklara kendimi ispat etmek amacıyla muhtevası şiir ve deneme olan bir kitap çıkarmak istiyorum. tecrübeli saygıdeğer büyüklerimden bukonu hakkında fikir beyan etmelerimi rica ediyorum. şimdiden herkese teşekkürü bir borç bilirim.
ejderhanın şerrini telkide bırakarak yazmak, iş yapıyor gibi görünüp de uyumak...
sitenin giriş çıkışı arttı. bi sivri şimdi kalkıp düzeyden bahsedecek olursa, onun gözlerine son eklenenleri sokarım. hani zamanın bi filminde hakkı bulut minare kılıklı kolonya şişelerini ta gözüne sokmuştu ya...
slm ben daha buqün üye oldum bu adresi yeni keşfettim ararken ben şiir yazan ve şiir okumayı çok sewen biriyim şuan tek hayalim yazar olmak ama şuan meslek lisesi son sınıftayım pekte olucak qibi durmuo karşıdan bakınca üniversitede yazarlık seçebilmek için ama üniversitede kendi bölümümün öqretmenliqini seçeceqim makina ressamlıqı bölümündeim bi bilqim olmadan qirdim bu bölüme ama nolursa olsun şiirin peşini bırakmıcam romanda yazmak isterim elimden tutan olduktan sora yaşadıqım qibi düşünmek istemiorum ben düşündüqüm qibi yaşamak istiyorum n'olur biri duysun beni belki bu konularda pek fazla bilqim yok ama içimden qeldiqi qibi yazıorum şiirden anlayanlar beqenio şiirlerimi benim qibi düşünen arkadaşlarlada tanışmak isterim herzaman için
[[B]]Post-modernist Şiir(!)’deki Sefaletin Çözümlenmesi [[/B]]
Günümüzde yazılan şiirin en büyük sorunsalı, anlam’la olan ilişkisinde gizlidir. Şiir’in,daha doğrusu şairin, anlam karşısında aldığı tavır, bunda etkili olmaktadır. Şiir ile anlam ilişkisini çözümleyebilmek için önce Şiir’i tanımlamakla işe başlamamız gerekir.
Şiir, imgelerin, bir ya da daha çok izlek etrafında, metinsel bütünlük oluşturacak şekilde örgütlenmesidir. Bu tanımdan da çıkarsanabileceği gibi, Şiir’in temel birimi imge’dir.Çünkü Şiir, doğal dil içinde gelişen ve/ama özerk bir üst-dildir. Bu da imgeler aracılığıyla, doğal dilin söz diziminin bilinçli olarak bozulup özgün bir dizgeyle yeniden kurulmasıyla oluşturulur. İmge, doğal dili dönüştürerek sınırlarını genişletir ve yeni anlatım olanakları sağlar. Sözcüğün, sabit sözlük anlamının ötesine geçmesine yol açar.
Sözcük, tek başına, alımlayan her bireyde, kalıplaşmış, donuk, sabit bir yansıma bulur. Bu yüzden hiçbir sözcük tek başına, imge’nin oluşturduğu çarpıcı çağrışım özelliğine sahip değildir. Sözcüğün çift anlam yüklenmesi amacıyla harflere bölünmesi ( b/aşka…gibi) yeni bir çağrışım oluşturmadığı için imge’yi oluşturamaz, ancak teknik bir oyun düzeyinde kalır.
İmge, iki ya da daha çok sözcüğün, somut-soyut, soyut-somut, somut-somut, soyut-soyut, ya da bunların kombinasyonlarına dayalı bir ilintiyle, örnekseme (analoji) yapılmasıyla oluşturulur. İmge’nin işlevi, anlam’ı etkin bir şekilde iletebilmek için çağrışım yoluyla çarpıcı bir duyumsatma olanağı sağlamasıdır.
Şiir, imgelerle yazıldığı;sözcük tek başına imge olamayacağı ve her imge en az iki sözcükten oluştuğu için Şiir’in temel birimi sözcük değil imge’dir. Yani, “Şiir sözcüklerle değil imgelerle yazılır”. İmge’yi bir atoma benzetirsek, sözcükler, atomu oluşturan çekirdek, proton, nötron ve elektronlardır. Atomun bileşenleri, doğada, birbirlerinden bağımsız olarak bulunamazlar ve ancak bütünsel olarak atomu oluşturarak işlevsel bir varlığa sahip olurlar. Sözcükler de ancak, imge’yi oluşturmak üzere örgütlendiklerinde Şiir’de işlevsellik kazanırlar.
Bu arada belirtmek gerekir ki içinde imge bulunmayan şiirler(!) için, bütün olarak bir imge oluşturdukları savını öne sürenler, imge oluşturmayı beceremeyenlerin ekmeğine yağ sürmekten öte bir şey yapmazlar…Söz açılmışken, dize’nin tanımı üzerinde durmakta da yarar var. Dize, imge ya da imgelerin, şiirin metinsel bütünlüğüm içerisinde, anlam ortak paydasında oluşturdukları ara toplamdır. Yani ,imge ya da imgeler dize’yi, dizelerde şiiri oluşturur.
Şiir’de imge, nesnel gerçekliğin insan bilincinde, estetiksel olarak öznel yansımasıdır. Bu yansıtma, aynadaki gibi birebir olmayıp, nesnel gerçekliğin şairin bilincinde alımlanıp dönüştürülerek dışsallaştırılmasıdır.
Şiir, doğal dilin içinde kendi dizgesini geliştiren özerk yapılı bir üst-dil olduğuna göre, dilin temel işlevi olan bildirişim, Şiir’in de ayrılmaz bir parçasıdır. Bu da Şiir’in anlam’dan soyutlanamayacağı gerçeğini ortaya koyar. Dolayısıyla, Şiir’in temel birimi olan imge, anlamsız olamaz.
Şiir’de anlam rastlantısal değil içkindir.Şair, nesnel gerçekliği öznel olarak estetiksel düzlemde dönüştürerek imgelerle yansıttığına göre, kaynağını nesnel gerçeklerden alan imge, içkin olarak anlam taşır.
Aslında yanlış imge yoktur: Anlamlı olan imge ve anlamsız olan saçma vardır. İmge ya da saçma üretimini belirleyen, şairin bilinçsel yapısındaki ideolojik tutumdur.
İmge, şair tarafından dışsallaştırıldığı andan itibaren, nesnel gerçekliğe artı değer olarak eklemlenir. Buradan çıkarsanabileceği gibi Şiir, nesnel gerçekliğe bir müdahaledir. Bu dönüştürücü müdahale, ancak devrimci bir bilinç tarafından gerçekleştirilebilir. Dışsallaştırılan imge, nesnel gerçekliğin bir parçası olarak okura ulaşır ve okurun bilincinde, her okurun bilinç ve estetik algı düzeyine göre yankılanır. Yani, şiiri okuyan bireyin bilincinde yeniden üretilerek içselleştirilir. Buna yansımanın yansıması diyebiliriz. Bu dav okurun bilinç ve estetik algı düzeyine artı değer katar. Daha ötesi, her okumada yeni çağrışımlar sağlayarak okurun bireysel dönüşümüne sürekli katkıda bulunur.
Şair, yazarak kendini gerçekleştirir ve ontolojik bir anlam kazanır, çünkü varoluşu anlamı kılan, bireyin somut ya da imgesel düzlemde, üretimle, nesnel gerçekliğe artı değer katmasıdır. Şair yazdıkça nesnel gerçeklikle beraber kendini ve okuru dönüştürür; bu da toplumsal dönüşüme katkı yapar. Nesnel ve öznel gerçeklik, diyalektik bir bütün olarak karşılık etkileşim içindedir. Toplumsal gerçeklik, her ne kadar bireyin bilincini sınırlasa da, şair birey, bu ablukayı yarabilen ve toplumdaki tüm bireyler için yıkmaya çalışan kişidir. Aksi takdirde, kapitalist üretim ilişkilerinin olduğu bir toplumda,sosyalist şairin varlığından söz edilemezdi zaten…
Gelelim saçma’ya…Doğada saçma yoktur. Her şey, diyalektik bir bütün olarak, sürekli bir değişim-dönüşüm içindedir. Saçma ise kendine ve doğaya yabancılaşmış bireyin hastalıklı zihinsel tasarımıdır. Nesnel gerçekliği dönüştürerek yansıtmadığı, nesnel karşılığı bulunmadığı, doğaya aykırı olduğu için yapaydır. Dışsallaştırıldığında, nesnel gerçeğe artı değer olarak eklemlenemez. Okura ulaştığında ise daha ilk okumada tükenir. Seken bir mermi gibi, alımlanamadan okurun bilincinden geri döner ve yazınsal çöplüğü boylar. Anlam taşımadığı için bildirişim işlevinden yoksun olan saçma, dilsel değildir. Dolayısıyla saçma’yla yazılan metin de şiir değildir.
Emperyalist kapitalizmin Şiir’deki izdüşümü olan post-modernist şiir(!), anlam’ı hiçleyen yapısıyla, imge’lerle değil saçma’larla yazılmaktadır. Anlam içermediği için bildirişim yetisi yoktur; bildirişim içermediği için dilsel değildir; dilsel olmadığı için de aslında şiir değildir!!!
Post-modernist şiir(!), kendine ve doğaya yabancılaşmış bireyin narsist mırıltılarıdır. Şairin kendisini ve okuru dönüştürme yetisinden yoksundur. Yığma saçma’ların, metinsel bütünlükten yoksun olarak yazılmasıyla oluşan post-modernist şiir(!), yabancılaşmayı oluşturan kapitalizme karşıt tavır geliştirmeyen edilgen bireyin yazdığı şiir(!)dir.
Kapitalizm, varlığını korumak ve sürdürmek için her türlü muhalif tavrı sindirmek ister. Dizgeye muhalif olan Şiir’i anlamsızlığa boğup edilginleştirerek, Şiir’in bireyi ve toplumu dönüştürme yetisini silebilmek için post-modernizm denilen, saçmalığın daniskasına işlerlik kazandırmaya çalışmaktadır. Böylece, dizgeyle uyuşan ve sömürü şartlarını kolaylaştıran, örgütsüz ve edilgen bireyler oluşturmayı amaçlamaktadır…
Bu noktada, İlhan Berk’in Yazko Edebiyat’ın 33’üncü sayısındaki söyleşisinden bir alıntı yapalım. İlhan Berk, Şiir’de anlam’a ilişkin şunları söylemektedir: “ Anlama gelince.Doğrusu asıl savaşım onun üzerinde toplanmıştır benim. Nedendir bilmiyorum, ben anlamı şiire pek yatkın bulmam. Kimi kitaplarımda onu düşman bile bilmişimdir. Anlam, sanki benim üvey evladımdır. Ama şunu da söyleyeyim; sonuçta şiir şiir ise, anlamlıdır.”Kendi içinde çelişkili bu ifadenin sahibi olan İlhan Berk ve benzerleri, anlam’ı hiçleyen tavırlarıyla, post-modernizmin gölgesinde, bilerek ya da bilmeyerek emperyalist kapitalizmin uşaklığını yapmaktadırlar. Şiir’in post’u deliktir.
[[B]]Serkan Engin
Berfin Bahar Ocak 2006[[/B]]