bir şiir olmalıyım,
silah gibi bir şiir,mısralarım şarjor
kelimelerim bir serseri kurşun olmalı
bana bakanı vurmalıyım..
bir şiir olmalıyım,
havada uçuşan kurşun gibi
sorumsuzca işimi yapmalıyım..
bir şiir olmalıyım,
ne başı var ne sonu
ismim olmalı sadece
bir de okuyup bunu anlayanım..
bir şiir olmalıyım,
savaşın ortasında ki askerin
son fişeği gibi kıymetli
kasaturası kadar keskin
yüreğı gibi yanmalıyım...
bir siir oldum;
görünmez bir kalemle yazılmış gibi
kimsenin okuyamadığı
ne oldunu o şairin bile bilmedigi
bir giz,bir sır
peki nasıl?
hadi şiir oldum, bu şiiri
çözsene asıl.
Devran-i Şairane
38 görüntülenme · 149 ileti
Merhaba Suyel,
Öncelikle iletimden çıkardığınız sonuç için üzgün olduğumu ifade etmek istiyorum.
Tartışmanın bitmesi yönünde herhangi bir imada bulunduğumu düşünmüyorum.İletimi yeniden okudum:"Acaba farkında olmadan bu yönlü bir imada bulunmuş muyum?" diye.İnanın böyle bir ima göremedim.Eğer iletimin son kısmındaki,şiir nesir ilişkisi üzerine söylediklerimden böyle bir kanıya vardıysanız,o sözler sadece şiir nesir ilişkisi üzerine konuşulanları bağlamaktadır,yoksa tartışmanın genelini değil.
Benim için de yazınsal metinler önemlidir.Bu ortamda konuştuğumuz,tartıştığımız her şey yazınsal metinler düzleminde olmaktadır.Kim olduğumuz,ne kişilikte,ne yapıda olduğumuz önemli değil.Ayrıca anlatmaya çalıştığınız "hırs"la hiçbir zaman aram iyi olmamıştır.Bu ortamdaki amacımın,(vurgu yaptığınız-ilgi-nin), sadece şiir adına paylaşmak,tartışmak,yeni yaklaşımlara kucak açmak olduğunu bilmenizi isterim.
İyi çalışmalar.
Musa
Değerli Musa,
sizden özür dileyerek başlamak istiyorum yazıma; kötü niyetle bile olmasa, o anki yetersizliğimden olsa gerek sizi "anlamak"tan çok "yorumlama"ya kalkışmışım. Kendimi bağışlatabilen hususları yazınızdaki yerleri burada alıntılayarak verebilirdim aslında, ama sanırım ilk ayıbımı örtmeye yönelik böyle bir çaba beni başka bir ayıba sürükleyecektir, onun için bundan uzak duruyorum.
Şimdi tekrar tartışma noktalarına dönmek gerekiyorsa (ki iletinizden tartışmayı sürdürmek istediğinizi anlıyorum) özetle şu kilit noktada tıkandığımızı veya durduğumuzu belirtmek istiyorum:
Şiir "içeriği" ile mi yoksa "biçimselliği" ile mi şiir türüne (yasallıklara) uygun hale geliyor? Böyle sivriltilmiş bir çelişme durumunu ben tartışmaya katkı yapacak umuduyla özellikle tasarlıyorum şu an, biliyorum ki ne siz belli ve saltçı bir taraf (örneğin "içerik" vurgulu) tutuyorsunuz, ne de ben aynı taraftarlık (örneğin "biçimsellik" vurgulu) peşinde değilim. Vurgu önemli galiba...siz ne dersiniz?
Sizce böyle karşıtlık ve saltçı çelişmeler doğrultusunda bir yere varılabilir mi? Belki olabilir, bunu denesek mi acaba? Birbirimizle tartışmada kopmamaya karar verip "kavga"ya tutşsak belki de başarabiliriz? Denemeye değerdir muhtemelen...
Fikirlerinizi merakla bekliyorum
Saygı ve sevgiler
Suyel
Yeni üyeyim öncelikle herkese merhaba..
Ben amatörce şiir yazmaya çalışıyorum..Aslında yazdıklarımın şiir olup olmadığını da merak ediyorum.Yazdıklarımdan örnek göndererek fikirlerinizi rica ediyorum.
Sevgiler..
Karartma geceleri
Bu karartma geceleri yar
Kalbimin sirenleri “sen” “sen” çalar
Gönül erleri yayılır dört bir yana
Sevdanın namlusu şakaklarımda
Adının adımları duyulur yalnız
Kalbimin boş sokaklarında..
Ne hayaller asılır uğruna
Ne umutlar müebbete düşer
Bu karartma geceleri yar
Aklım düşer tahtından
Söz aşka düşer..
Gözüm görmez olur başka...
Elim tutmaz olur başka...
Benim olan ne varsa sana döner..
Bu karartma geceleri yar
Suretin yayılır milyonlarca
Yıldızlar söner..
Sancağın saplı durur ufkumun burçlarına
Saçlarından dalga dalga..
İndir indirebilirsen..
ADAM GİBİ
Biz muhabbeti ibadetten sayar
Kelimelere o saygıyla dokunurduk
Cümlelere önce icazet verir zihnimizde
Sonra izin verirdik dudaklarımızdan dökülmesine
Hey gidi günler be hey gidi…
Adam gibi sohbetleri özledim
Adam gibi..
Dedikodu diyorlar ya adına
Daha uygun isim yoktur
Kim demiş,kim komuş
Başka derdi yok bu insanların
Kaderine ağıdını duyuyorum adeta
Salya sümük çıkarken kimi ağızlardan
Güzelim lisanların..
Dil sahici,laf sahici,gaf sahici
Adam gibi sohbetleri özledim
Adam gibi..
Birimiz cümlenin arasına noktalar koyar
Diğerimiz tamamlardı
Birimizin düşünemediğini,kalanımız hatırlardı
Böylece çalardık mekteb_i muhabbetin son zilini
Adam gibi sohbetleri özledim
Adam gibi..
Sandalla açılmışken yarensiz
Yakamozun pırıltısı hoş değil..
Anlatamam,anlayamazlar bu dalgalar boş değil..
Gün doğar,gün batar da kaç kişiyle içilir dolunayın şerbeti
Kiminle tokuşturulur ki cemrelerin kadehi..
Adam gibi sohbetleri özledim
Adam gibi..
Sus geldi dilime
Adım yobaza çıktı
Olsun..Ha hal hatır sormuşsun
Ha kapı tokmağı çalmışsın
Al aynayı karşına selam ver daha iyi
Hiç değilse aynı selamı alırsın..
Bıkmadım bıkmasına anmaktan da eski söyleşileri
Adam gibi sohbetleri özledim
Adam gibi…
edebiyat bağrımızda şahlanmış bir at
yol alır sevdalara çırparız kanat
gün gelirde eğer dolarsa miyat
bak o zaman mezartaşımda
son kullanım tarihime
fatiha okumadan geçme
bu ruh-u sarihime
.........................................................
on yıl kadar oldu sanırım hadise olalı
takım giyerdim o yıllarda kolları kolalı
pantolonum olurdu duble paça ütülü
beyazı severdim kendimi bildim bileli
akşam üstü bitirmiştik işkurda işlemleri
üç kuruşta avans vermişti firmam arslanları
demiştiler yarın sabah sekiz burda hazır ol
serbestsin şimdi dolaş gez git otel bul kayıt ol
ey köprü başı.. bağlarsın avrupayı asyaya
gittim vardım sultanahmetine.. ayasofyaya
çoktandır özlemiştim belki yine göremezdim
yarın gider olmasaydım çalışmaya rusyaya
ey istanbul.. ermiş erenler.. evliyalar şehri
sevdamın gürül gürül akar suyu .. coşkun nehri
ne gam kalır serde.. ne kahır kalır nede keder
dökecek yer sende olur.. içte birikmiş zehri
dolaştım gezdim her karışın köşeni hülasa
sonra döndüm geceyarısı bir bitli palasa
alıp anahtarım çekilip odama soyundum
uzandım üstüne yatak serili bir kalasa
yastığa baş koyalı üç beş dakika olmuştu
dinlenmek ister gözlerim artık örtülmüştü
sabahın olmasına bir kaç saat vakit kalmış
çalmıştı cep telefonum ...acı ile ötmüştü
hayırdır inşAllah deyip hemen yerimden kalktım
içimde ürperti merakla ekranına baktım
ilk aboneyiz o devirde kimse mesaj bilmez
yazıyı görünce nerdeyse donakalacaktım
en ilkin nasıl okunacağını bile bilmedim
karıştırıp oynarken onu iyiki silmedim
her nasıl başardımsa mesaj okuya girmeyi
okudum yazıyı sevinçten ağlayıp inledim
yumurtaya can veren rab ver herkese hidayet
sevildiğini bil ey kul .. erdin sırra nihayet
istanbula varmışken yazıyordu mesajımda
karacaahmet mezarlığınıda.. et .. ziyaret
ey sefil sarhoş mevla bilmezmi o saf kalbini
tut gönlünü hoş işte indirdi gökten celbini
gayrı dünyevi ihtiras sana yasak bunu bil
aldın işareti.. git.. getir yerine emrini
soyunduğumdan çabuk hemen üstümü giyindim
koşar adımlarla seyirtip merdivenden indim
otelin karşısında vardı bir taksi durağı
orda bir kaç taksici görünce hayli sevindim
tutuştum biri ile bir ücret pazarlığına
karşıydım o gece tarifesi muzurluğuna
niçindir özellikle orası seçildi bilmem
götürecekti karacaahmet mezarlığına
adeta padişah gibi o makam-ı alime
kuruldum şah gibi ön taraf şoför mahalline
bir hayli kafa dengi çıktı taksici arkadaş
girişti hemen hal gidiş memleket ahvaline
hayat güçlüğünden dem vurdu geçim zorluğundan
anlattı haberdar oldum beş çocuk varlığından
aslında emekliymiş karakol komserliğinden
biraz borçtan bahsetti şu an eli darlığından
sonra sordu hayırdır ordamı oturuyorsun
yoksa bir borcunmu var onumu yatırıyorsun
borcundan kastım şuki gün akşamlı dünya fani
bizden öncekilere duamı götürüyorsun
maşAllah leb demeden leblebiyi anlıyorsun
arif neylesin tarif benden iyi biliyorsun
gün ağarmakta kalırsak sabaha gecikirim
arkadaş bas gaza biraz daha ne duruyorsun
bastıkça gaza altımızda yol su gibi aktı
bu hızla gidersek sanmam mezar bize ıraktı
derken uzaktan göründü yeşil selvili bir yer
vardık menzile oldukça uygun yerde bıraktı
bu kadar uygun yeri bilmemki bilirdi nerden
oda seyrediyordu önümde yattığı yerden
duman tütmekteydi arabanın ön kaputundan
ısı veriyordu su gibi ıslanmıştık terden
sakin uyuyordular görmekteydiler düşleri
üstlerinde herdem kırık dökük mezartaşları
adım gibi eminim sen ben gibi diriydiler
lakin çıkarmaya pek korkuyordular başları
selviler altında yatıyordu ölmüş garipler
çıkan gürültüden rahatsız olmuş muzdaripler
inanın yukarda bizlerde çok farklı değiliz
belki geliriz birazdan şayet koparsa ipler
o şehri stanbulunki değdi her seng-i ser-ime
ol sebeb serserime yağıyordular üzerime
recm edildik adeta düşmüştük can pazarına
eşi mani olmaya çalışsada.. hemşerime
artık neden sonra o mancınık durdu bir ara
şimdi yanlız ettiği her kürfün bini bir para
atıyordu kendini yere ya ölseydik diye
soruyordu kim bakardı geride kalanlara
gardaş..bende fakirden gelmeyim iyi bilirim
gel yanıma hele bir yaklaş.. kurbanın olurum
dosdoğru yolunda giderken niçin birden durdun
eğer lütfedip açıklarsan minnettar kalırım
solumdaki komserim nasıl geçmişse sağıma
sızlıyordu her yanım kan sızmakta yanağıma
kardeş bir şey yok ya diye kulağıma seslenir
kocasını yatıştırmış bacım gelmiş yanıma
doğruldum kendimi şöyle bir güzelce yokladım
şükür kırık değildiler kollarım bacaklarım
ufak tefek zayiat yara bere var isede
işte tutuyordu nihayet elim ayaklarım
benden sonra o hemşire gitti komsere baktı
kalkmıştı o dahi gördüm cigarasını yaktı
alacakaranlıkta her nasıl bulduysa onu
aldı fırlamış saatini sol koluna taktı
ansızın ay inanamıyorum çığlığı koptu
ardından sesini tanımasam gitmiştin apti
bir anda ortalık panayır yerine döndü
aptide geldi komserimle birbirini öptü
duvarın kenarından duydum miyavlamasını
andırıyor sanki sesi çocuk ağlamasını
bacım senin yüzünden bunlar deyince anladım
tekirim okuyordu kendince fatihasını
her şey yerli yerinde madem niçin dururum ben
yolcu yolunda gerek kalmayım işim gücümden
siz buralarda tosbağa filan toplayakalın
bir ekmekle su alıp geleyim dedim içimden
içten demek yeterli değil dışa döküşmeli
ambulans polis gelmeden tez elden sıvışmalı
ya açıkça iş güc anlatıp yada bahaneyle
atmalı kapağı çarşı pazara kavuşmalı
velhasıl nitekim hasbelkader öylede oldu
durum arzedip ücret öderken güçlükle aldı
doktora görüksen iyiydi dedi boynu büktü
ayrılırken ardım sıra baktı gözleri doldu
firmaya giderken mesajın devamını buldum
muzip kuzenimden geldiğini öğrenmiş oldum
hem sevap olur hemde ruhun açılır diyordu
birde kuzen dün düşümde seni orada gördüm..
ey istanbul sende gizli böylede bir anım var
belki eleştirilmesi gerek taraf yanım var
ancak ne o günde nede şimdi peşim bırakır
serde nefis.. kaçmaktan gayrı .. ne dayanakım var
evleri önünde vardır bir incir
incirinden yedim az karnım sancır
çözülmüş tasması çözülmüş zincir
kaçıp kurtulmasam köpek kapardı
güvercin havada atar taklası
severim yoğurtlu eşek baklası
fırıncının hamur karım teknesi
oldu bende yürek şişti kabardı
boru biraz geçtim vardım niğdeye
bir dilek tut bez bağla iğdeye
susuz kaldı gönlüm aşka sevdaya
kıvrandı acından öldü geberdi
vardım dağ başına odunum kestim
ağacın tozundan olurum astım
yar dedim sarıldım bağrıma bastım
incindiğim daldan gülü kopardı
sevdamız büyüsün serpilsin kökü
pişirde yesene üzümlü keki
koparsa fırtına yeşerir belki
ardısıra yağar yağmur yapardı
aylardır hasretim sulu köfteye
yaşına basma bas kuru tahtaya
adıyaman diye vardım kahtaya
adamı çok nazik hayli kibardı
bahçeye ektiğim biber acıdır
sürme sakın ağzın dilin acıtır
geçende yemişti bir fitne fücur
serildi yatağa yattı zıbardı
epey gelişiktir bizlerde sanat
eller yatışıktır ederiz sünnet
kes diye kimseye etmeyiz minnet
babam kasaptı dedem berberdi
duyduğum kemanlar gece çalınır
düşün bu başlıyor gün ortasından
bildiğim mart ayı koca bulunur
bizimki kişniyor yaz ortasından
haykırışı benzer bir iniltiye
niçin beni seçer bilmemki niye
içerde olduğum görmesin diye
ışığı kapattım sigortasından
yattığım yerlerim kapının eşik
fırlatır atarım çatalla kaşık
hüsnü cemaline olmuşum aşık
sazlarım kırılır tel ortasından
karakedim başlar durur ayine
kafa başım zonklar vurur beyine
çuvala koysamda salsam köyüne
izim bulur gelir çöl ortasından
uzaktan baksalar sanırlar sansar
baca kenarında dinletir konser
şu genç yaşta beni yaptın ya kanser
kafanı yararlar tam ortasından
kiremit atarlar eder hediye
vururlar böğrüne çürükmü diye
sabahlar olurda alır belediye
leşini bulurlar yol ortasından
elin oğlu değil lamba direği
herkesin dayanmaz buna yüreği
eline alırlar soba küreği
kuyruğun kırçarlar gör ortasından
sesini duymayan kayıpmı derdi
veren seni bana sayıpmı verdi
en iyi pir kedi ölü bir kedi
vur beline kazma kır ortasından
şeytan diyor şimdi sen ona uyma
pamuk koy kulağa ses seda duyma
sabah olsun sana bir güzel kıyma
geri çevirmede ye ortasından
gördümki yinede olmadın iflah
iş başa düşünce değişir külah
baktım kurtuluş yok alırım silah
vururum alnının ta ortasından...
yannış annamaya mahal vermeme için kedici kedisever olduğumuda belirtir yanlız aklı başında uysal sakin kediyi sevdiğimin altı çizer
bana çirkin diyen beğenmeyen kız
ettin ya ağzına alemin sakız
bulunur seninde talibin öküz
yüzünü sürecek eşik kalmasın
kırılmışım sana hayli bayağı
bir daha kapına atmam ayağı
bütün gün yiyesin koca dayağı
aşın diri olsun pişik kalmasın
çirkinin yerine başka deseydin
tipim değil diye kısa kesseydin
şişmansın utanma daha yeseydin
düşmanı olduğun kaşık kalmasın
yanılarak sana dünür gelince
naz eder görünüp baban verince
salınarak yürü selvi dalınca
topuklu giy boyun düşük kalmasın
yüz yüze benzesin tüyü aldırda
gerdanı gerdirip burnu kaldırda
porotez tak yahut dolgu yaptırda
dişlerinde delik deşik kalmasın
duymasın komşular damat ağıtı
dilersen vereyim bir dost öğüdü
geçir suratına kesekağıdı
yada söndür mumu ışık kalmasın
hayli geçkin yaşın kaç asırlığın
sakın belli etme hiç kısırlığın
gebelikten hariç yok kusurluğun
evde salıncak beşik kalmasın
bekarlık sultanlık bekarlık başka
insan kırk yıl bekar kalaymış keşke
lanet etsin kocan böyle bir aşka
intihardan gayrı hiç şık kalmasın
hıdırdağı aşan angut
selam söyle yare vargit
o yar gelin gider olmuş
çık yolundan geri durgut
peşin sıra düşer oldum
dolup dolup taşar oldum
sürünerek yaşar oldum
çek kolumdan beni sürgüt
kahve gelir tepsi sini
dibe korlar tortusunu
al başından örtüsünü
dök perçemin yere sergit
hıdırdağda var bir pınar
bütün kuşlar ona konar
yar gelir suyunda yunar
teni kokar ılgıt ılgıt
gün karardı güneş tepeye çıktı
içte yanar ateş semaya çıktı
nikotin tükendi suyunu çekti
açkarna bütüngün ölümüz çıktı
ramazan vaktidir
tam ezan vaktidir
az tez ol hocam
suizan vaktidir
kopardım yaygara ayyuka çıktı
aldığım yufkalar pek yuka çıktı
canım bugün müthiş musakka çekti
menüde şansıma fasulya çıktı
ramazan vaktidir
tam ezan vaktidir
az tez ol hocam
suizan vaktidir
susuzluk şahlandı çatıya çıktı
yar misafir geldi yatıya çıktı
elini tutmamı kötüye çekti
o bakir ben bekar canımız çıktı
ramazan vaktidir
tam ezan vaktidir
az tez ol hocam
suizan vaktidir
çöreklenmen dostlar başına
varsa akıl izanımız
beklemen sakın boşuna
tavşan çıkmaz kazanımız
üç kuruşluktur bu yazı
aşmıyor tümseği düzü
vermiyor kimseye sazı
aşığımız ozanımız
taş sektirip yüzdürmeyiz
boyna inci dizdirmeyiz
rehber olup gezdirmeyiz
adanamız kozanımız
dağıtmayız televizyon
üstlenmeyiz hiç bir misyon
vermeyiz asla komisyon
ödül umar sazanımız
aş bulgurmu kaynatalım
develermi oynatalım
kollardamı yaylatalım
yeğenimiz kuzenimiz
üstüne yatmayız kuluç
etmez yumurtayı piliç
büyüyle yutmayız kılıç
yoktur sihre özenimiz
veren varsa hemen koş al
üç yetmez belki git beş al
yoktur bizde ne ipek şal
ne basmamız pazenimiz
talihe şansına kızma
ferah tut kendini üzme
sakın ola oynu bozma
bir kurulu düzenimiz
birazcık dili ağdaca
kadehi yoktur badece
gelir şuraya sadece
şiir yazar yazanımız
ta en baştan yapar ihtar
başka çıkış yolu göster
okumaktan vazgeç ister
sinirlenip kızanımız... :0((
her yıl iple çekerim ramazan ayını
bir bu ayda soranım hatırlayanım var
bol bol kapla dökerler çorbamı aşımı
bir bu ay doyuranım karnı doyarım var
yüzümün al basması kızıla boyanım
işin en kötü yanı zoruna dayanım
hal hatır sorup adam yerine koyanım
altıma minder sunup beni sayarım var
yer sofrası kurarlar yere bağdaş kurup
kasnağı getirirler sofra bezi serip
yahni ortaya sürüp ele kaşık verip
başlamamı bekleyen bana uyarım var
pilava değer katar fazlaca pişsede
şans yaver gitmeyip but öteye aşsada
tavuğun iyi yeri uzağa düşsede
çatalım sağolsun o yana kayarım var
pişmaninin üstüne kuş gibi atlarım
kemeri gevşetmezsem olurki patlarım
azıcık hoşmerimden almazsam çatlarım
ne gözü doyacağım elde ayarım var
fındık fıstık hurmalar bilmediğim meyva
görmediğim inkişaf ilik gibi helva
üzüm kaysı hoşafı sarı sarı ayva
tatmadığım portakal elma soyarım var
yıl onbir aydan beri çekerim yokluğu
yüzün suyu hürmeti bereket çokluğu
ramazan sen olmasan böylesi tokluğu
ne bir işitmişliğim nede duyarım var
yılın bir ayı olsun tanımak hakkı
zenginin üstünde var fakirin hakkı
hak hukuk var adalet fakirin hakkı
unutulmaz adet bulunmaz diyarım var....
... fakir 25 eylül 2006 akşamı.. iftar daveti sonrası.. derin rehavet ile...
çamaşır ipi birazdan koptu kopacak
düşürme bari çorapların teki kalsın
akşama ev sahibi kiraya gelecek
yanında bir bıçakla bir çakı kalsın
gelirken getir az devedişi köy narı
severim karşı komşumuz deli aynuru
ver ordan elli gıram gıravyer peyniri
dostluk ebedi arkadaşlık baki kalsın
füze uçurmuşlar geçen ayın altısı
kaza geçirmişler neclayınan eltisi
kahvaltıda yaparız masanın örtüsü
gastenin kendisini alda eki kalsın
dolabın gözünden sahan çıkarda tuzu serp
sanayağı ile topla yumurtayı çırp
sonra ikiye böl tekrar iki ile çarp
sağlama yap sil baştan yine iki kalsın
yanmazsa ocak pişmez pilav diri kalır
aşık ölür burcu burcu şiiri kalır
ödemem borcumu olurda haciz gelir
bir uzanıp yattığım tahta seki kalsın
türk dilini konuşurum hayli akıcı
dikkat et elime vurma sakın çekici
hasta düşsem başucumda hastabakıcı
istemem hemşire yeter beriki kalsın
insanoğlu kuş misali çıkar uzaya
birgün olur uğrarsam görünmez kazaya
adımı iyi ezberle al hafızaya
fakir pan ölürsede bari niki kalsın......
..................................................................
seni ben görmeeeden ölmeeem ölmeeem... ölmeeem ölmeeem...
yaz günleri bile bahardır henüz
ergimemiştir kar en uçlarında
gümüşten süzülme berrak ve temiz
su içmişliğim var yamaçlarında
sığınır gölgene yatar yaslanr
ağlar karşı dağa öter seslenir
çeşit çeşit türlü kuşlar beslenir
kuşburnu ahlat ve aluçlarında
dallarında vişne kiraz oynaşır
boyar ala beyaz giysem çamaşır
şeftalini soymaz isem kamaşır
ürperti belirir diş uçlarımda
yıldızlarla mehtap beriye durur
yakamozlar döke sürüye yürür
gider gelir derya kıyıya vurur
köpürür dalgalar avuçlarımda
şarıldar su akar güle sürünmüş
şavkır ay parıldar ala bürünmüş
mutluluk mücevher yola serilmiş
ipekten bir halı başuçlarımda
baktıkca insanın bakası gelir
dalınca gözlerin uykusu gelir
yabangülü kekik kokusu gelir
bir memleket var en içlerimde
dururken orada gönülde tacı
olması gurbette elbette acı
başımın üstünde hayat ağacı
çiçekler açılır daluçlarında...
türk yurdu dağın taşın yaylak olur
göçer kuş konaklar tez geçmez senden
güvercin şahin doğan çaylak olur
dört mevsim kış bahar yaz geçmez senden
durursa kamışa saza ulanır
fışkırır yürürse toza belenir
toprağa karışır boza bulanır
dolanır akarsu düz geçmez senden
sarptır vadilerin adeta hisar
tepelerinde yel rüzgarlar eser
dağ giyer gelinlik beyaza keser
bekler zirvende kar buz geçmez senden
daha düne kadar tomurcuk gülün
boynu yere büker olurken elin
ardın sıra bakar giderken gelin
elleri kınalı kız geçmez senden
rençberin tarladan ekini biçer
acıkır sırtından çıkını açar
billur bir kaynaktan suyunu içer
yere kapaklanır diz geçmez senden
taşır içlerinde en yüce hisler
analar onları ak sütle besler
göl eder toprağı kanıyla ıslar
al başlı yiğitler az geçmez senden
üstünde gök kubbe bir mavi kaplık
yağmur yağar çisilder iplik iplik
boğaz düğümlenir ıslanır kirpik
dalar buğulanır göz geçmez senden
türk yurdu duramaz benzer ölüye
solar bir gül beniz çalar sarıya
gurbette kalamaz döner geriye
deli olsa gönül vazgeçmez senden
klozeti kurtaran
iki somun bir civata
gel beraber gidelim
senin ilen tuvalete
penceresi cami kirik
lavabo kenari delik
parkenin cilasi silik
her yerde bir suru hata
dolapta ayna tarak var
usta yok kalfa cirak var
kisacasi az gerek var
bazi alet edevata
koklasan degil kavun
dert doluyum haydi avun
hay ben boylesi evin
kapisini civilete
merdiven kurup dayamislar
camur surup sivamislar
tavanlari boyamislar
kursuni renk laciverte
akar catinin kiremit
yok dis cephenin granit
atmak gerek bir dinamit
cikmak icin selamete
ciplak kablo acik priz
sigorta atsa yanariz
ceryan kesilsin doneriz
karagoze hacivata
curumus mutfak suzgeci
oksit tutmus musluk ucu
kuflenmis borunun ici
suyu benzer cerehata
gicirdar yerde doseme
gelde ustune iseme
neler geldi bu basima
kavusmadi bi rahata
rutubet kokar dort duvar
bagla durmaz burda davar
ay sonu diyecegim var
ev sahibi kerahata
yarami asla saramaz
beni burda durduramaz
kimse akil erdiremez
gosterdigim keramete
disarda kalaydim keske
nasil dustum ben bu aska
alipta evini baska
enayiye kiralata
eser: fakir pan
testere keser: karsi marangozun
caylar: muesseseden
hediyesi: uc otuz para
garnitur: sogan maydanoz tere .. afiyet olsun...
.................................................
calissin traktor varir asarim
ablanla birlikte beraber aban
sizin tarlayida surer kosarim
motor arkasina takarim saban
ortalik kizila ala boyanir
gun dogar pencere cama dayanir
her sabah erkenden kalkar uyanir
yola koyulurum teperim taban
varir dag basina odun ederim
dusersin aklima adin ederim
bicak alir ele hadim ederim
biraz ayagini denk alsin baban
evlilik isini surme yokusa
sorarim ismini senin her kusa
sevgilim bahcene konan baykusa
tas alir yerden atarim sapan
evsizini bos ver kos evlisine
bayilirim bursa bas havlusuna
sevdigim eviniz dis avlusuna
anan denen melun kurmasin kapan
gectim felegin donen hizarindan
baslarim pamuk denen yazarindan
bak tavuk aldim hayvan pazarindan
biraz egiteyim kalmasin yaban
bagla kopegini izi surmesin
dikkat et kimseler seni gormesin
bekle tam onunde beni kumesin
taninmamak icin giyersin kaban
alirim bohcani tutarim elin
her daim giderim sagindan yolun
kiyarim nikahi ederim gelin
bosa gitmez inan emegin caban.. sevdigim sevdicegim canaaan ooof amaaan amaaan..