..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Kitaplarla dolu bir oda, ruhlu bir beden gibidir. -Cicero
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Yaşam > pelin onay




22 Ekim 2004
Bana Dağları ve Göçebeliği Anlatma  
pelin onay
Maden ocaklarında kaybettim renkli tokalarımı. Göçük altında kalan ustalarıma ağladım. Bir çocuktum bende, babalarını bekleyen diğer çocuklar gibi.


:DFJH:
Kaz dağının eteklerindeki çocuk yatağımdan ayrıldığımdan beri alışamadım şivesi bozuk söylemlerin delirten yabancılığına. Yoksa dağlarda doğdum. Sen şimdilerde o güzelliği içerken, ben yedi yaş kollarımın direnciyle, kaynak sularının içinde çocukluğuma kulaç atıp, doğayla sevişiyordum. Türküler dinliyordum dağ köylerinde inceden ince, yana yakıla. Sahi, çocuk aklımla dağda yaşamak için evden kaçtığımda, beni bir çobanın sürüsünü otlatırken ormanda bulup getirdiğini söylemeyi az daha unutuyordum.

...bana dağları ve göçebeliği anlatma...

Maden ocaklarında kaybettim renkli tokalarımı. Göçük altında kalan ustalarıma ağladım. Bir çocuktum bende, babalarını bekleyen diğer çocuklar gibi. Onlar kavuşamadığı içindir belki, ben de babama hep uzak kaldım.
Fırlattı ve sürükledi deli bir fırtına bedenimi caddenin tam ortasına. Çöp adamın çöp kızı gibi bir şeydim. Yüzünü hatırlamadığım bir amca kurtardı beni. O amca peşimden koşup yakalamasaydı, rüzgarın uçurup da bir arabanın önüne attığı küçük bir bedendim şimdi.
Garsonları çileden çıkartıp, koştururdum ardımdan. Sakin durmak yaradılışıma tersti sanki. Ne zaman ortadan kaybolsam, beni ya sahnede ya da diğer masalara şarkı söylerken bulurdu ailem. İnsan yedisinde neyse öyle devam ediyor ya, hala delicesine tutkunum şarkılara ve onları dillendirmeye. Ve hala daha beni şarkı söylerken buluyor dostlarım ortadan kaybolduğumda. Şarkılarım en çok da, mutlu geçen çocukluğumun, dağ yamaçlarında yaşayan dingin kahkahalarına.

...bana dağları ve göçebeliği anlatma...

Demir parmaklıkların ardından kokladım can parçamı. Küçüktüm, o hep gülümserdi, ben mutlu sanırdım. Elleriyle yaptığı yanık tabloları gönderirdi bize, tablodaki çocuk ağlardı, ben susardım. Bilemezdim o zamanlar içindeki çocuğun ağladığını. Şimdi biliyorum ve susamıyorum artık. Suskulara çelme taktım.

...bana dağları ve göçebeliği anlatma...

Parçaladı avucumu avucum kadar bir şişe. Kanadım ve bağırdım, toparlarken elimi doktorlar. O zaman anladım sanırım, küçük şeylerin bile büyük acılar verebileceğini. Öğrenmek istemiyordum, öğrendim. Yine de çıkartamadım hayatımdan küçük mutlulukları, çok sevilmemeyi bu yüzden istedim. “Çok” ile başlayan hiçbir şey mutlu etmedi beni. Belki de bu yüzden hep yollara düştüm. Otobüslerin buğulu camlarına yazdım özlemlerimi, her seferinde tamamlayamadan uyuya kaldım. Muavinler ne istediğimi sorarlardı, ben her zaman huzur demek isterdim. Yollar uzayıp giderdi, ben asıl huzurun içimde olduğunu bildiğim halde, yolların sonunu şoförle beraber beklerdim.

...bana dağları ve göçebeliği anlatma...

Alakart yaşamlara da girdim, sokaktaki ayyaşla da içtim. Ayıramadım insanları kıyafetlerine göre. Ama itirafım olsun sana, ben sokağın insanlarını daha çok sevdim. Okula gidemeyen çocukların mendillerinde göz yaşı oldum. Yatağı sokaklar olan şarapçılarla sabahladım. Allah inandırsın seni, onlarla hem çok güldüm hem de kendimi tutamayacak kadar ağladım. Sokak kızı İrma olamayacak kadar büyüktüm ama denizi seyre dalıp geceyle bakışırken, serseri ruhumu çok geceler banklarda uyuttum. Böyle zamanlarda şiir oldum işte, mısraların içinden taştım.. dağıldım, toparlandım, uslanamadım..
...bana dağları ve göçebeliği anlatma...

Göz yaşlarının asil olduğunu ve yere düşmediğini öğrendim, bir yanımın kavuşmalara eksik kaldığı akşamlarda. Vedaları sevmedim, merhabaları canımın içine aldığım kadar ama hep yorgun tarafından tuttum aşk’ı, yaralı dudakları öptüm ve kimi öpsem, koklasam acılıydı sol yanından. Bu garip tesadüflere gülümsedim. Sevemedim korkuları, özellikle sevmekten korkanları anlamayı beklemedim. “Sevgi bir eylemdir kızım” demişti annem, bu güzel eylemleri, yaralanacağımı bilsem bile her seferinde gerçekleştirdim, tutuklanmadım ama isteyerek tutuldum. Ne kadar kalabalık olduğumu görüp de aslında çok yalnız olduğumu fark ettiğimde aşık oldum hüznüme. Hüzün güzeldir, onu coşkuyla ve umutla besledikçe. Hala hüznümle yaşıyorum, deli rüzgarlara ve yalnızlıklara rağmen, gözlerimde onu itinayla koruyorum.

...bana dağları ve göçebeliği anlatma...

Uzak iklimlerin sevdalısı olduğum genç yüzlü zamanlarımda fark ettim, aslında uzaklığın sadece yürekler arasında olduğunu. Belki’leri sevemedim, bu yüzdendir bir şey ya vardır ya da yoktur diyerek cevap bekleyişlerim. Gerçek olan hiçbir özlemime isim koyamadım ama hep uzakta kaldı özlemlerim ve özlediklerim. Yüreğimi ateşe verdim ama yakmadım içindekileri. Gülmenin çocuklara nasıl da yakıştığını gördüğümden ve çocukları meleklerin güldürdüğünü öğrendiğimden beri gülümsüyorum, her şeye rağmen ve inat. Suskunluğu tehlikeli bir silah, yalanları keskin bir bıçak ve ihaneti en egoist duygu olarak resimledim. Okşadım vedalarımı, arkalarından el sallayamadan gönderdim.

Düşler; umudun ve yaşamın annesidir. Ama sen sadece düşlerini sevdin. Ve bu yüzden uzakta kaldın en güzel çocuklardan.

Ben sadece bir düş değilim, umudun ve yaşamın annesiyim. Bu yüzden de sakın;

... bana dağları ve göçebeliği anlatma...





.Eleştiriler & Yorumlar

:: sorsamki
Gönderen: kemal / , Almanya
30 Ağustos 2008
siz Dersimde cocuk kalmayi bilirmisiniz. sormayin ben anlatamam. sürgünde bir kayipim artik

:: susmak düşüyor bana...
Gönderen: yeşim kırlı / İzmir/Türkiye
10 Şubat 2005
son bir saatir yazılarınızı okuyorum...bu yorum yazmak istediğim ya da yazdığım kaçıncı "eser"iniz bilmiyorum..."geç kalmışım sizi okumakta" yazmıştım sanırım bundan bir önceki yorumda...şimdi çok sevdiğim bir aktörün uzun zamandır bulamadığım filmlerini izler gibi durmadan takip ediyorum kelimelerinizin izini...lakin anlatmak çok zor ne kadar büyülendiğimi... bu durumda susmak düşüyor bana bu büyüleyiciliğin karşısında...susmak ve alkışlamak kaleminizi...tebrik ediyorum bütün kalbimle... yeşim kırlı

:: Zoraki
Gönderen: Özgecan / Ankara/Türkiye
2 Şubat 2005
İnsan zoraki göçebe olmayagörsün... Tatmadığı kalmaz hayat sofrasında... Ne güzel anlatmışsınız, kaleminize, yüreğinize sağlık...




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın yaşam kümesinde bulunan diğer yazıları...
İlke Ersoy'a Mektuplar 1 / Sardunya Zamanları

Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Susuyorsun...devam et...
kırıldım aşk'a ama onun haberi yok
Gidiyorum
Ben Yağmurda Hiç Dans Etmedim
Bu senin son gidişin miydi sevgili..?
Gidişimin bir derinliği olmalı
Benim için yapar mısın..?
Kadın Olmak
Göz yaşlarımı biriktiriyorum
Prematüre Aşklar

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Üşüyorum... /... Sesimi Ört [Şiir]
Nisan Yağmuru... /... Olma [Şiir]
Dilimde Ay Tutuldu... /... Dilsizim [Şiir]
Düşüme Düştün... /... Canın Acımadı Ya [Şiir]
Kelimeleri Bırak, İşimiz Dokunmak [Şiir]
Bana biraz hüzün ver usta, sek olsun! [Şiir]
İsmimi Unutma [Şiir]
Düşünürken sizi [Şiir]
Aşk beklemektir [Şiir]
Düş (Me) Ler... /... Aşk Bitti [Şiir]


pelin onay kimdir?

şiir tutkusu,müzik hayatı,deniz sevdalısı,aşk ise bitiremediği romanı. . orhan veli'yle aynı derdi paylaşıyor; bir de rakı şişesinde balık olabilse. .

Etkilendiği Yazarlar:
Nazım Hikmet,Orhan Veli,Attilla İlhan,Murathan Mungan,Şükrü Erbaş,Hayyam,Yılmaz Odabaşı, Cemal Süreya, Buket Uzuner,Oğuzhan Akay, Akgün Akova,Altay Öktem, Akif Kurtuluş,


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2017 | © pelin onay, 2017
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.