..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
İnsanlığın hangi filizi köreltilmek istenmişse, tersine o filiz daha gür büyümüştür. -Freud
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > İlişkiler > FERHAT ŞEKER




11 Mart 2004
İlk Kapı... İlk Anahtar... Son Kilit...  
FERHAT ŞEKER
Bir yürek bu kadar eşit bölünebilir miydi, dolunay bir daha hiç görünmemecesine tutulabilir miydi, seninle onun arasına giren gece beni daha ne kadar düşündürebilirdi. Kendi içimde, kendime kalan son kara parçasının üzerinde düşünüyorum şimdi olan biten


:BEFB:
İlk kapı…

Korkuyor adımlarım ışığın sızdığı yere doğru giderken. Kapı aralığından pencere önünde dans eden beyaz perdelerini görüyorum ilk önce. Sonra ellerin sızıyor o aralıktan, korkuyorum beni göreceksin diye ve usulca yaklaşıyorum biraz daha… Görüntüler artıyor içimde oynaşan korku kemirgenleriyle birlikte… İçimde yanan mumlar aşkın titreyen iskeletleri…
Sus gibi görünen çekingenliklerimle yaklaştım biraz daha kapıyı araladım ve içeri girdim. Sırtın bana dönük olduğu halde nasıl fark ettin bilmiyorum ama; “daha fazla yaklaşma…” derken soğuk bir rüzgar esti pencereden, perdeler daha bir yükseğe havalandı… Sesimin önüne kurulmuştu barajlar sanki; “se..seni de…”….diyebildim sadece… “seviyorum…” diyebilecek cesareti içimdeki herhangi bir kelimede bulamadım.

“ Artık onun olan bir şeyi bana nasıl getirdin, söyler misin?”… diye sorarken, gözlerim, yüreğimde pek de yanlış hissetmediğim bir ismin harfleri üzerinde geziniyordu. Tıpkı senin de en parlak doğruların arasından sıyrıldığın gibi… Bir aşkın üzerinde çıplak ayakla dolaşmak elbette kolay değildi. Belki de bu yüzden ikinci bir aşkı damıtmıştım yüreğimde. Artık bunca sessizliğin yüreğimizi kanatmasından bıkmıştım, sorgularından, kıskançlıklarından.. Şüpheyle ördüğün ve binlerce kurguyla beslediğin ilmeklerle örülmüş şu atkıyı boynumda taşımaktan. Fakat bunca depreme rağmen nasıl bir yere kurmuştu çadırını yüreğim senin içinde de, hiç bir şey olmamıştı… Hiç bir duvarım çatlamamıştı bile. Sen kanatıyordun durmadan, belki bundan değişik bir tat alıyor ve kendini daha güçlü kılıyordun, kanatlanıyordun ha bire bir gök yüzünden diğerine. Ve hala katı inadından vazgeçmiyordun bir türlü, kendi surlarından ödün vermiyordun…

Senden vazgeçmeye çalışmak bile daha fazla yakınlaştırıyordu ve inan daha çok acıtıyordu sevmekten…

İkinci kapı…

“Ne zaman bir karanlığın içinden irkilsem, vücuduma sıkıca sarılmış olarak buluyorum seni…”
Koşar adımlarla uzaklaşırken kendimden, farkında olamadığım bir köşe başında çarpmıştım sana. Harabe iklimlerimi fark ettiğin halde hiç sesini çıkarmadın ve kapına bir tek kilit bile asmadın. “Senin olmayanı taşıyorum…lütfen bana dokunma…acılarımı katlama…” dememe rağmen dinlemedin beni.

“Sadece sende olanı istiyorum, gözlerinde ışıldayan hüzünlerini belki, ellerinle dindiremediğin yaralarını… Hiçliğe koşmaktan yorulmuş kimsesizliğini bir de…” dediğinde, anlamıştım dinlenme zamanımın geldiğini. Fakat dizlerinin yanına her uzanışımda en yüksek sesimle anlatmaya çalıştım yüreğimi dağlayan elin bir başkasına ait olduğunu. Ama dinlemedin, aşkın karşılıksız köşelerinde uyuttun beni ve binlerce güzel düş hediye ettin her seferinde. “ O sadece sana acı veriyor, içindeki en saf yalnızlıklarından faydalanıyor” dediğinde anlıyordum her kelimenle yüreğimin en derin sığınaklarına girdiğini.

Senden vazgeçmemin mümkün olmadığını anlatırken bile bir yaşamın saçlarını okşuyordun o narinliğinle…

İlk anahtar…Son kilit…

Bir yürek bu kadar eşit bölünebilir miydi, dolunay bir daha hiç görünmemecesine tutulabilir miydi, seninle onun arasına giren gece beni daha ne kadar düşündürebilirdi. Kendi içimde, kendime kalan son kara parçasının üzerinde düşünüyorum şimdi olan biteni.

Ve inan bana şimdi anlıyorum; neden yüreğinin ön kapısından çıkıp, arka kapısından geri girdiğimi… İlk kapın daima açık aşka ve arka kapıdaki kilidin anahtarı, hala paspasın altında…

Bu aşk üçgeninin hangi açısından girsem içeri hep sen çıkıyorsun karşıma…



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın İlişkiler kümesinde bulunan diğer yazıları...
Beni Uykumda Öp...
Diorya'lar Ağladıkça
İçindeki Adamlar….

Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Bir varmışlar... Bir yokmuşlar....

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Protez Denenmeler... [Öykü]


FERHAT ŞEKER kimdir?

siyah. . . ama karamsar değil. . . Hüzünlü ama itaatkar değil. . . içinizden birisi. . . .


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © FERHAT ŞEKER, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.