"Sanırım 'yarın' kavramı, tıpkı iyi bir kahve gibi, zamanla acı bir şeye dönüşüyor." – Douglas Adams"

Yıkıntıların Arasında Yazılanlar...

Aşkı aldatan çocukluğumda içime doğuşunla aydınlandı kendine gömülmüş kalbim. Yalan dolan aşkların toplamından daha büyük bir yalnızlıkla savruluşumda. Ellerimden tutup, sen kimdin diye sorunca gördüm, kabuslarımın başucunda duran korkularımı.

yazı resim

**Aşkı aldatan çocukluğumda içime doğuşunla aydınlandı kendine gömülmüş kalbim. Yalan dolan aşkların toplamından daha büyük bir yalnızlıkla savruluşumda. Ellerimden tutup, sen kimdin diye sorunca gördüm, kabuslarımın başucunda duran korkularımı.

Kendimi aldatıp, yabancı bakışların içinden çıkamadığım buhran dolu zamanların ardından. Herhangi bir geri dönüşün kalbimi ısıtacağı umuduyla bekliyordum, pencerelerime dayayıp kanayan yüzümü. Beklemek ki yaşam boyu ustalıkla yaptığım yegane şeydi zaten. Bir sonbaharın hatırlattığı hüzün içeren ne varsa, içimdeki yaşlanmış çocuğun yüzünü anımsatıyordu, kimsesiz yüzlerin acı dolu zihinlerine. Ağlamak başlıyordu ve yıkılmalar. Umarsızca gelişinin ardında iki kişilik bir dünyaya hazırlanan yüreğimle, hüsranların içine yeniden dalışımı kutsamıştık, iki kadeh içki ve sımsıcak dudaklarımızın şahitliğinde.

Sonra sen gittin... İçimde olduğun zaman yok oldu. Sonsuz sessizliklerin başlangıcına hazırladım dilimi. Beni ben yapan herşeyi alıp götürüşünle kapattım perdelerini, tek kişilik acı dolu saçma sapan oyunu.

Ey aşk!,
Ben seni hiç tanımadım farzet...**

KİTAP İZLERİ

Sırça Köşk

Sabahattin Ali

Sırça Köşk: Yıkılmaya Mahkûm Bir Düzenin Alegorisi Sabahattin Ali, son eseriyle sadece bir öykü kitabı değil, aynı zamanda cesur bir veda ve sarsılmaz bir ithamname
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön