..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Anlamak beğenmenin başlangıcıdır. -Spinoza
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Tarihsel Olaylar > Salih Zeki Çavdaroğlu




28 Mayıs 2020
Türkiye’ de Yargı 27 Mayıs Darbesi İle Birlikte Bir Anda Guguk’ A Dönüştü ve Meydana Gelen Hasar Bir Daha Asla Tam Anlamıyla Giderilemedi…  
Salih Zeki Çavdaroğlu
27 Mayıs Darbe Hukuku


:BG:
14 Mayıs 1950 günü; Cumhuriyet’ in kurucu partisi CHP’ nin kesintisiz, 27 yıllık tek partili iktidarına, yapılmış olan genel seçimler ile son veriliyor ve Demokrat Parti Türkiye’ nin siyasî yönetimini ele alıyordu.

Bu seçim sonucu, başta Genel Kurmay Başkanlığı olmak üzere, ülkenin, askerî ve sivil bürokrasisince aslâ kabul edilemez bir sonuç olarak düşünülüyordu. Atatürk’ ün ölümünden sonra Cumhurbaşkanlığına getirilmiş olan ve o güne kadar 12 yıldır bu makamda oturan, ancak seçimi kaybeden ” Millî Şef “ leri İsmet İnönü’ yü teselli etmek için daha o gün kapısını çalacaklardı.

Seçim sonuçlarından son derece rahatsız olan üst komutanlar sıcağı sıcağına; 12 Mart 1971 muhtırası sonrasında Nihat Erim Başkanlığında kurulacak hükümetin Başbakan Yardımcısı olacak, ancak o gün bir muvazzaf subay olan Sadi Koçaş aracılığıyla, İnönü' ye, 'seçimlere komünistler hile karıştırdı' gerekçesiyle, sonuçlara müdahale edelim mesajını yolladılarsa da, İsmet İnönü bu teklife hayır diyecekti.

Ancak, daha o günlerde, ordu içinde çekirdeği şekillenecek olan darbe hücreleri kıpırdanmaya başlayacak ve 10 yıl sonra, muhalefet partisinin hâris ihtiyar liderinin işaret ve taktikleri, hükümet içindeki sivil unsurların da yardımı ile, 27 Mayıs sabahı kansız bir darbe ile mevcut hükümeti devirecekler, yönetimi ele geçireceklerdi.

Darbe gerçekleşmiş olsa da, darbeciler korku içindeydiler. Çünkü, darbenin ellerinde yazılı bir hukukî gerekçesi yoktu. Her ne kadar önlerinde devasa bir “ Atatürk İlke ve İnkılâpları” külliyatı varsa da; gerek mevcut Anayasa, gerekse ilgili yasalarda buna dair bir hüküm yoktu. Üstelik gerek Türk Ceza Kanunu, gerekse askeri İç Hizmet Yönetmeliğindeki hükümler, tamamen kendi aleyhlerine idi.

Darbeci Cunta’nın, Cemal Gürsel’ den sonraki general rütbeli tek mensubu olan Cemal Madanoğlu, bu konuda rahatsız olan kişilerin belki de başında geliyordu. Darbenin olduğu gün öğle saatleriydi, İktidarın bütün önemli isimleri ve iktidarın çevresindeki insanların hemen hemen tamamı tutuklanmış ve demir parmaklıklar gerisine alınmışlardı. Henüz Kara Kuvvetleri Komutanı Cemal Gürsel, izinde olduğu İzmir’ de idi ve Cunta’ nın başkanı olması için. Ankara’ ya davet edilmemişti. O saate kadar , gerçekleştirilen darbenin lideri konumundaki Korgeneral Cemal Madanoğlu’ nun zihninde bundan sonrasının panik atağı başlamıştı. Ülkeyi hangi idarî yapı ile yönetecekler, ya da nasıl bir idarî yapı kuracaklardı?

Ötedenberi, kafasında tasarladığı ve zaman zaman çevresine bahsettiği, darbe sonrası, kurulması elzem düzen olarak ; “ Danıştay, Yargıtay, Askerî Temyiz Mahkemesi üyeleri ve Üniversite’ nin hukukçu profesörlerinden teşkil ettirilecek bir kurucu meclise yönetimi devredip, darbeciler olarak kendilerinin kışlalara çekilmesi “ şeklinde bir tezi varsa da, aynı cunta içinden bazıları ise; DP iktidarının başlangıcından, darbeye kadar amansız düşmanı ve muhalifi olan ve darbe şartlarının olgunlaştırılmasında başrol oynamış olan İ.Ü. Rektörü Ord. Prof. Dr. Sıddık Sami Onar’ ı devlet başkanı, Prof. Dr. Hüseyin Nail Kubalı’yı “geçici hükümet” in başbakanı olarak tâyin edip, kendilerinin aslî görevlerine dönmesini düşünüyordu.
Madanoğlu uzun uzun zihninde beliren bu durumu, doluya koydu almadı, boşa koydu dolmadı. Neticede; Üniversite’ nin hukukçu profesörlerini çağırarak, onlarla birlikte bu meseleye bir çözüm arayacaktı. Hemen, Sıddık Sami Onar, Tarık Zafer Tunaya, Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Muammer Raşit Sevig, Naci Şensoy, Ragıp Sarıca, İsmet Giritli gibi, Anayasa, Ceza, İdare, Kamu hukuku ve Medenî Hukuk dallarında dönemin en popüler 7 hukukçusu, Ankara’ ya getirilecek ve Madanoğlu ile darbeye meşruluk kazandırma hususunda görüştürüleceklerdir.





Madanoğlu ile Hukukçu akademisyenler arasında yapılan toplantının son safhasına gelinmiştir; bundan sonra, ülke yönetiminde takip edilecek strateji hususunda, Madanoğlu, bir kurucu meclis çatısı altında, kendilerinin ve seçilecek diğer kişilerden meydana gelecek bir Kurucu Meclis eliyle, hemen sivil yönetime geçilmesi hususundaki teklifine karşı, Sıddık Sami Onar söz alır ve Madanoğlu’ na dönerek: “ Bu formülün yanlış olacağı, olması gerekenin ise, sizin yasama yetkisini de içinde barındıran bir ihtilal komitesi kurup, ülkeyi yönetmeniz gerektiğidir.” fetvâsı ile; askere: “ sakın gitmeyin, bu ülke size muhtaç….” diyecekti . Bundan sonra meydana gelecek bütün darbelerin faillerine de, çakma ve kalıcı bir hukukî fetvâ olmakla kalmayıp; hukukun Türkiye’ de bir “ GUGUK” a dönüşüp, bundan sonraki 60 yılda, toplumun terbiye edilmesinde ve uyduruk ideolojilerinin jandarması olmasına yol açacaktı.

MBK. Gürsel’ in başkanlığında; artık, bu GUGUKÇULAR’ ın kılavuzluğunda, önce , Gürsel devlet başkanlığına getirilir, sonra, Yassıada’ da kurulacak, “ Yüksek Adalet Divânı” olarak isimlendirilecek , aslında Türkiye’ nin en alçak “ Engizisyon mahkemesi” olarak tarihe geçecek olan bu ucûbe mahkeme ile bizzat, o mahkemenin başkanlığına getirilecek adama, yargıladığı , ülkenin seçilmiş Başbakanı bir serzenişte bulunur.

Bu serzenişe karşı, hakim cübbeli o soytarı, -Savcılık makamında oturan Altay Ömer Egesel ile birlikte-, olanca cehâlet ve cüreti ile; “ Sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor” cevabı, dünyada eşine emsaline rastlanamayacayak kadar, bir abuk subuk lukla, hızlı bir şekilde karakûşî hükümlere imza atacaktı .
Yassıada' nın bütün GUGUK adamları, 1961 Anayasası ile , ülkenin yeniden sözde demokratik rejime dönüştürülmesiyle birlikte ; Anayasa Mahkemesi Başkanlığı ve diğer yüksek yargı başkanlıkları ile mükâfatlandırılacaklardı.
Allah’ ın bu ülkeye, bir daha böylesine belâ yılları yaşatmasının niyazı ve temennisi ile …


Salih Zeki Çavdaroğlu
28 Mayıs 2020


https://ferahnak.wordpress.com/2020/05/28/turkiye-de-yargi-27-mayis-darbesi-ile-birlikte-bir-anda-guguk-a-donustu-ve-meydana-gelen-hasar-bir-daha-asla-tam-anlamiyla-giderilemedi/



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın tarihsel olaylar kümesinde bulunan diğer yazıları...
Osmanlıca’ Nın Tüketilişi Dilimizi Tarzanca’ Ya Çevirdi
Ziya Gökalp
Sultanü'ş Şuara Necip Fazıl’a Dair Hatırlayabildiklerimiz…
Ziya Gökalp’' In Musıki İnkılâbı Günlerinde Kendinden Menkul Müzikologluğu
Ayasofya' Nın Müze Olarak Kullanılması Bir Mülkiyet Hakkı İhlalidir
1923’ Te Okullarda Türk Mûsıkîsi Öğretimi Yasaklanmıştı!..
Türkiye" de "Müzik Inkılâbı" Nın Gerçekleşmemesini, "" Bunu Karşı Devrimciler Engelledi "" Tezi Bir Çaresizliğin İtirafıdır
Güftesi İle Bestesi Bir Türlü Barışmayan Metin
Hiç "" Bitmeyen Senfoni "" : Musıkî İnkilabı Polemiği
"" Muhteşem "" Dizide Namaz da "" Muhteşem "" Kılınır.

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Ülke Olarak Yıllardır Sosyal Şizofrenlerimizle Uğraşıyoruz…
Atatürk'ün 1934 Yılı Tbmm Açış Konuşması ile Osmanlı Musıkîsi Adeta "" Vebâlı" İşlemi Görmeye Başlıyor
Ayasofya Camii’ Nin Kapatılmasının Bilinen Hikayesi
27 Mayıs 1960 Darbesini Öncesi ve Sonrasında Sıcağı Sıcağına Yaşamıştık
Münasebetsiz Muhtar Efendi
Yazdıkları İle Yaşadıkları Aykırı Bir Sanat ve Edebiyat Adamı
Cumhuriyetimizin Kuruluş Felsefesi
Münasebetsiz Muhtarefendi
Cinuçen Tanrıkorur
Türkiye’nin Siyaset Kroniği Piyanocusu Gene Hariçten Lied Okuyor!

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
İki Bedene Tek Ruh [Şiir]
Adı Konulmamış Duygular [Şiir]
Hayal Bazan Gerçeği Aşar [Şiir]
Aşk Bir Terennüm İse [Şiir]
Yağmuru Beklerken [Şiir]
Sensizlik Beyitleri [Şiir]
Her Şey Geçmişte Kaldı [Şiir]
"" Mâzi Kalbimde Yaradır "" [Şiir]
Vesvese [Şiir]
Sensiz Bayram [Şiir]


Salih Zeki Çavdaroğlu kimdir?

Otuz yıldan fazla bir süredir Geleneksel Türk Musıkisi eğitimi aldım. Üsküdar Musıki Cemiyeti' nde 20 yıl korist - solist olarak görev yaptım. Bu güz Türk Musıkisi üzerine makaleler yazıyorum. (bkz. www. musikidergisi. com)

Etkilendiği Yazarlar:
N.Fazıl , C.Meriç, B.Ayvazoğlu,


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Salih Zeki Çavdaroğlu, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.