..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
"Yumuşak olma ezilirsin, sert olma kırılırsın." -Victor Hugo
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Tarihsel Olaylar > Ahmet Zeytinci




27 Mayıs 2020
Eski Bayramlar Müzesine Hoş Geldiniz  
Ahmet Zeytinci
[[K]] [[/K]][[I]] [[/I]]Bu görmüş olduğunuz kartpostallar yetmişli, seksenli yıllarda henüz cep telefonunun hayatımıza dahil olmadığı zamanlarda, üstüne pul yapıştırılarak, uzaklarda ki sevdiklerimize gönderdiğimiz güzelliklerden birisiydi. Genellikle arkasına ''Bayramınızı en içten dileklerimiz ile kutlar sağlık ve esenlikler diler büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperiz.'' diye yazılır bir hafta önceden de postaya verilirdi...


:CE:
Hüzünlü ve buruk bir şekilde kutladığımız mübarek Ramazan Bayramı da geçip gitti, bir daha ki Ramazan Bayramına kadar da, bakalım hangilerimiz hayatta olacağız, hangilerimiz ahirete göç edeceğiz, onu Allah bilir... Neydi o eski bayramlar? Yetmişli seksenli yıllarda yaşadıklarımız, yaşattıklarımız... Bir bakalım Bayram Sonrası Müzesinde, neler varmış neler?

Bu görmüş olduğunuz kartpostallar yetmişli, seksenli yıllarda henüz cep telefonunun hayatımıza dahil olmadığı zamanlarda, üstüne pul yapıştırılarak, uzaklarda ki sevdiklerimize gönderdiğimiz güzelliklerden birisiydi. Genellikle arkasına ''Bayramınızı en içten dileklerimiz ile kutlar sağlık ve esenlikler diler büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperiz.'' diye yazılır bir hafta önceden de postaya verilirdi...

Biraz ilerleyelim bakalım müzede... Bu görmüş olduğunuz dokümanlar, çocukların baş tacı olan materyallerdir... Mantar ve mantar tabancası ki mantarlar, kimi zaman tabanca ile patlatılır, kimi zamanda tele takılır, kızların önüne atılır, kızlar korkutulurdu... Bazen de elde patlar, sızım sızım sızlatırdı... Füze, kız kaçıran dediğimiz şey... İçine su doldurulan su tabancası... Maytap denilen ve yakıldı mı ışık saçan güzellik...

Biraz daha ilerledik mi ev baklavasının fotoğrafının önüne geliyoruz. Günümüzde tamamen ortadan kalkmasa bile yapılması hayli azalmıştır. Yetmişli seksenli yıllarda ki baklava kalitesini yakalayan anneanne ve babaannelerimiz sayıca çok azalmıştır...

Bu fotoğraflarda da Kurban Bayramında dedesi ile birlikte kurban pazarından alınıp eve getirilirken boynuzu kurdeleler ile süslenmiş koçu görüyorsunuz... Şimdilerde banka hesabına yatıp ya da marketlere gidip parası verildikten sonra, bayramın dördüncü günü evimize gelen, başında durup da kesilirken tekbir getiremediğimiz kuzu, koyun etlerinin o zaman ki hallerini görüyorsunuz...

Veeeee evet evet, çocukların olmazsa olmazlarından bayram harçlığı... Günümüzde İnternet yoluyla da, banka hesaplarına gönderilmekte olup, eski zamanlarda birebir dedelerin ve ninelerin eli öpülerek alınan güzel bir bayram geleneği idi... Hatta yakın zamanda çocukların tost makinesi yerine pos makinesi alıp, bayram harçlıklarını kredi kartı ödemesiyle bile alabilecekleri gündemimize girerse hiç şaşırmayalım.

Bunlarda mendil ve çorap olup. Geçmiş zamanlarda dedelerimiz, ninelerimiz el öpmeye gelen torunlarına her bayramda bayram öncesi alıp, bayram günü severek verirlerdi. Tabi ki yanaklarından da makas almayı ihmal etmezlerdi...

Burada da mübarek Ramazan Ayı boyunca çalınan davulu ve tokmağını görüyorsunuz. Erkek manken de haliyle Ramazan Davulcusu arkadaş oluyor. Saat ve cep telefonunu kurma olayı çıktıktan sonra, sayıları da hayli azalmakla beraber yine de muhtelif yerlerde davullarını çalarak hizmetlerini sürdürmektedirler... ''Kızını boş bırakırsan ya davulcuya ya da zurnacıya kaçar.'' cümlesi Ramazan Davulcuları için geçerli değildir...

Biraz daha ilerleyelim bakalım. Burada ki fotoğrafta bayram sabahı dedesinin elini öpüp harçlığını alan bir çocuk görülmektedir. Yanda ki fotoğrafta da belediye temizlik işçisi kardeşlerimizin ve davulcu kardeşlerimizin bahşiş toplama anı görülmektedir. Bu fotoğrafta da bayram namazından çıktıktan sonra simitçilerden simit alan baba ve çocukları görülmektedir... Başka bir fotoğrafta da şimdilerde pek rastlayamadığımız, aile bireylerinin dede, babaanne, baba, anne ve çocuklar, amca, halalar hep beraber sabah kahvaltısı yaparken görüyorsunuz...



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın tarihsel olaylar kümesinde bulunan diğer yazıları...
Ah Ulan Lidyalılar
Sam Amcanın Dediklerinin Tam Tersini Yapmak Her Zaman Menfaatimizedir
Nalçaklar ve Alçaklar Arasında Ne Fark Vardır
Bu Gün Aslında Lafta Kalan Dünya İnsan Hakları Günü

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Vurdumduymazlığın Tepe Noktaları
Kabak Çekirdeğine Yapılan Zamları Protesto Ediyorum
Profesörlük Öyle Ha Deyince Olmaz
Tamam Aaraf'da Bekle de Seninle Cehennem Ödül Durumları Bize Ters
İnanın Korona Kıçı ile Gülüyor Size
Paramız Kadar mı Konuşsak
Lüks Kefen Takımları
Ben ki Sporu Seven Bir İnsandım Spordan Soğudum
Milletimin Hali Bu Maalesef
Nato'nun Beyin Ölümü Gerçekleşir İse Omurilik Soğanı ile İdare Edebilir mi

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Çanakkale Mahşeri [Şiir]
Aklından Bir Şiir Tut [Şiir]
Bizim Şarkımız Olsun [Şiir]
En Güzel Oyuncaklarımız Tezeklerdi [Şiir]
Daha Ne Kadar Çok Şiirini Yazacak Adam Vardı [Şiir]
Yine de Vazgeçmedim Sevmekten [Şiir]
Sizden Mutlusu Yoktur [Şiir]
Şairsen Omuzunda ki Yükler Ağır [Şiir]
Aman Ha Siz Ne Yapıyorsunuz [Şiir]
Memleketim Ey Güzel Vatan [Şiir]


Ahmet Zeytinci kimdir?

1961 Ankara'da başlayıp devam eden bir hayat. İlk ortaokul, lise ve iki yıllık bir üniversite deneyimi, ticaret hayatı Ankara'da iki tane aslan gibi evlat biri dişi biri erkek aslan olmak üzere hayat mutlu bir şekilde akıp gidiyor. Biraz şiir, biraz öykü ve denemelerin sıcaklığında. . .

Etkilendiği Yazarlar:
Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Erich Fromm


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Ahmet Zeytinci, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.