..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Herkes cennete gitmek ister ama kimse ölmek istemez. -Joe Louis
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > İnceleme > Türkiye > Hakan Yozcu




4 Mart 2015
Eskimeyen Dostluklar  
Hakan Yozcu
Rukiye Hanım, oldukça yaşlanmış. Ama yaşına rağmen dinç duruyor. Cengiz'i tanımakta hiç de zorluk çekmedim. Kızıl saçları ve gülümseyen beyaz yüzü kendini hemen ele veriyor. Kucaklaşıyoruz. Eee kolay değil. Otuz beş yılın hasreti var. Hacı Bey Amcayı soruyorum. "Geçen yıl sizlere ömür" diyor. Babasının ölümünü paylaşıyor benimle. Belli ki hala unutamamış. Hatırladığım kadarıyla çok iyi niyetli, dürüst, temiz, yardımsever bir insandı Hacı Amca.


:FAH:

Tam otuz beş yıl önce ayrıldığım, çocukluk arkadaşım Cengiz'i buluyorum İstanbul'da.
Akşam telefon açıyorum. Annesi Rukiye hanım çıkıyor. Tok ve kendinden emin bir ses geliyor kulağıma. Osmanlı kadınlarını andıran, gür bir ses. Kendimi tanıtıyorum. Ama beni anımsayamıyor. Nereden anımsayacak? Aradan tam otuz beş sene geçmiş. O, beni bıraktığında dört-beş yaşlarında mini minnacık bir çocuktum.
Otuz beş sene öncesini hatırlatıyorum. Annemin ve babamın adını söylüyorum. O zamanlar, komşumuz olduklarını söylüyorum. Uzun bir "aaaaaa!" sesi işitiyorum. Şimdi anımsıyor. "Yarın mutlaka gel" diyor.
Pazarda sergi açıyormuş. "Kadıköy'de Salı Pazarında bulabilirsin" diyor.
Söğütlüçeşme'de trenden iniyorum. Karşımda Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı heybetiyle duruyor. Pazarı soruyorum. Gösteriyorlar. Biraz sonra eski dostları buluyorum.
Rukiye Hanım, oldukça yaşlanmış. Ama yaşına rağmen dinç duruyor. Cengiz'i tanımakta hiç de zorluk çekmedim. Kızıl saçları ve gülümseyen beyaz yüzü kendini hemen ele veriyor. Kucaklaşıyoruz. Eee kolay değil. Otuz beş yılın hasreti var. Hacı Bey Amcayı soruyorum. "Geçen yıl sizlere ömür" diyor. Babasının ölümünü paylaşıyor benimle. Belli ki hala unutamamış. Hatırladığım kadarıyla çok iyi niyetli, dürüst, temiz, yardımsever bir insandı Hacı Amca.
Annem ve babamın selamlarını iletiyorum. Annem, bu insanlara minnet borçlu. "Çok ekmeklerini yedik, hakları var üzerimizde" der her seferinde.
Uzun uzun konuşuyoruz. Sohbet ediyoruz. Cengiz İstanbul'un zorluğundan söz ediyor. Bunaltıcı olduğunu ve çok yorulduklarını söylüyor. Hele de kış mevsiminde, yaptıkları işin çekilmez olduğunu söylüyor. Bu arada müşteriler gelip gidiyor. İşinden geri kalmamasını istiyorum. Senden önemli değil diyor. Çay ısmarlıyor. Afiyetle içiyoruz. Her yudumda yılların acısını çıkarıyoruz. Küçüklüğümüzden hatırda kalanlardan söz ediyoruz. Gözlerimiz doluyor. Ağlamaklı oluyoruz.
Vakit her zamanki gibi çabuk geçiyor. Öğleden sonra randevum var oraya yetişmek zorundayım. İzin alıp ayrılıyorum. Kıbrıs'a davet ediyorum. Birbirimize tekrar sarılıyoruz. Belki bir daha hiç görüşemeyeceğiz. Rukiye Hanım, anneme ve babama çok selamlar yolluyor. Haklarını helal etsinler diyor. Benim de hakkım geçmişse helal olsun diyor.
Ayrılıyorum. Gemiye binip, Alibeyköy'e geçeceğim. Orada Kıbrıslı doktor arkadaşım Cuma Emiroğlu var. Onunla görüşeceğim. Sağlık açısından bazı şikayetlerim var. Gelmişken onları da dile getireceğim. Beni bekliyor.
Eğer İstanbulda iseniz, randevunuz var ise mutlaka iki üç saat öncesinden yola çıkınız. Yoksa mutlaka randevunuzu kaçırırsınız. Çünkü İstanbul trafiği size hep muhalefetlik yapar. Varacağınız yere, bir türlü zamanında varamazsınız.
Eminönü'nde Alibeyköy otobüslerini bekliyorum. Yaklaşık iki saattir gelmiyor. Kime sorarsam 99 veya 47 nolu otobüsler oradan geçer diyor. Fakat iki saate yakın hiç bir otobüs o yöne gitmiyor. Nihayet 99 nolu otobüs durağa yanaşıyor. Şoföre soruyorum. Başını evet anlamında sallıyor. Hemen dalarcasına biniyorum otobüse.
Eyüp Sultan tarafından ilerliyor otobüs. Haliç'in güzelliklerini seyrederek gidiyoruz. Yer yer parklar bulunuyor. En önemlisi de on, on beş yıl öncesinin Haliç manzarası kalmamış. O müthiş, kötü kokular yerini güzelliklere bırakmış.
Kaptan şoför, Alibeyköy'e gelince beni uyarıyor. Burası diyor. Alibeyköy Özel Haliç Hastanesini soruyorum. Son durakta, meydanda inmemi söylüyor. Meydana gelince karşısı diye hastahaneyi bana gösteriyor. Otobüsten iniyorum. Hastane tam karşımda duruyor.
Danışmaya uğruyorum. Bir hemşire beni alıp Dr Cuma'ya götürüyor. Hastanenin arka tarafında bir bahçede oturuyor. yanında da bir doktor arkadaşı. Samimi bir hava içinde kucaklaşıyoruz. Hemen bana Kıbrıs'ı soruyor. Kardeşlerini soruyor. İyilik ve güzellik haberlerini veriyorum.
Baş hekim ve bir kaç doktor daha geliyor. Küçük bir tören var. Bir bayan doktor başka yere gidiyor. Bir veda töreni. Ayrılacak olan bayan doktor da geliyor.
Baş hekim babacan birine benziyor. Bizleri unutma diyor. Bayan teşekkür ediyor. Tatlılar yeniyor ve kolalar içiliyor.
Baş hekim bir İngiliz Atasözünü hatırlatıyor: "Geldiğinizde kimse ayağa kalkmazsa önemli değil; ama ayrılırken herkes sizi ayakta uğurluyorsa bu sizin için çok önemli" diyor. "Anadolu'da görev yapanlar bilir. İlk vardığınızda herkes size hoş geldine gelir. Ayrılırken de mutlaka sizi yemeğe götürürler" diyor. Biz yemeğe götüremedik ama bu naçiz töreni kabul ediniz.
Daha sonra bir başka doktor geliyor. Konuşması her ne kadar İstanbul ağzına yaklaşmışsa da hala Kıbrıs ağzı ile konuşuyor. Cuma, bizi tanıştırıyor. Yrd. Doç. Dr Güren Dellaloğlu. Kıbrıslı diyor. Ve benim de Kıbrıs'tan geldiğimi, Güneş gazetesinde yazdığımı söylüyor.
Dr. Dellaloğlu, ilk önce trafiği soruyor. hala kazaların yoğun bir şekilde olup olmadığını merak ediyor. Yollardaki kamera sisteminin başlayıp başlamadığını soruyor. Ben de gerekli bilgileri veriyorum. Kendisi .nternetten Kıbrıs gündemini takip ettiğini söylüyor. Güneş Gazetesinin internette olmadığını, bu yüzden okuyamadıklarını söylüyor. Çalışmalar yapıldığını kısa bir süre içinde internette bulabileceğini söylüyorum.
Artık, İster istemez konu Kıbrıs oluyor. Kıbrıs hakkında diğer doktorlar da düşüncelerini aktarıyorlar. Hatta biri askerliğini Girne'de yapmış. Pek de memnun ayrılmadım diyor. Başka biri de "Normaldir. Kim askerliğini yaptığı yerden memnun ayrılmış ki?" diyor. Gülüyoruz.
Dr Cuma beni bir doktora gösteriyor. Bu arada film de çekiliyor. Korkulacak bir durum olmadığını öğreniyoruz. Bu da beni sevindiriyor.
Akşam olmak üzere. Hastaneden Dr Cuma ile birlikte çıkıyoruz. Beni Mecidiyeköy'e kadar özel arabasıyla getiriyor. Burada Kadıköy otobüslerine biniyorum.
İstanbul'un güzelliklerini seyrede seyrede gidiyorum. İstanbul'da gün batmak üzere. Boğaz Köprüsü'nün üzerinden geçiyorum. Boğaz altın gibi parlıyor. Sanki güneşten yanmış da alevler almış gibi.
Bu İstanbul'da son günüm. Yarın erkenden ayrılacağım. İstanbul'un bütün güzelliklerini geride bırakacağım. Kim bilir bir daha ne zaman ayak basarım? Kısmet.
Artık tatil yavaş yavaş bitmeye başladı. Son durağımız Bursa. yarından itibaren Bursa'da olacağım.
Bir Osmanlı yadigarı olan tarihi, Yeşil Bursa'yı da dilim döndüğünce, elim yazdığınca sizlere anlatmaya çalışacağım.





Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın türkiye kümesinde bulunan diğer yazıları...
6. Türkoloji Buluşması
bir Güneşin Yeniden Doğduğu Yer: Samsun
Ara Çayhaneler
İki VIzdan, Bir Bizden
dışarıda Deli Dalgalar: Sinop
Trabzon’da Bir Gün
Bir Uzungöl Hatırası
Cennet ve Cehennem
Maçka Yolları Artık Taşlı Değil
Çay ve Şenlikler Diyarı Rize

Yazarın İnceleme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Çakırcalı Efe Üzerine
"48 Saat" Üzerine
Sosyolog Nihal Salman İle Aile Üzerine Bir Sohbet
İskenderun Belediyesi Tiyatro Topluluğu
Erzincan Yöresi Alevileri
"Gün Olur Asra Bedel" Üzerine Bir İnceleme
Oğuz Boyları Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Arif Zeren İle Söyleştik
Diyetisyen Olmak
Çeşitli Yönleriyle Prof. Dr. Erhan Arıklı
Bir Şiir Emekçisi: İhsan Tevfik Kırca

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Aşk Var mı? [Şiir]
Mağusa Akşamları [Şiir]
Hayat Seni Çözemedim [Şiir]
Seninle Olayım [Şiir]
Susmaz Gönül [Şiir]
Ne Güzeldi [Şiir]
Nasihat 3 [Şiir]
Adanalım [Şiir]
Yörük Kızı [Şiir]
Nasihat 2 [Şiir]


Hakan Yozcu kimdir?

1964 doğumluyum. Kuzey Kıbrıs'ta yaşıyorum. 1988 Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldum. 20 yıl çeşitli okullarda edebiyat öğretmenliği yaptım. Uzun yıllar Yenivolkan ve Güneş Gazetelerinde köşe yazarlığı yaptım. Şu an Habearkıbrıslı ve Güncelmersin Gazetelerinde yazıyorum. Birçok internet gazete ve sitelerinde yazılarım yayınlanıyor. Şiir, öykü ve tiyatro oyunları yazıyorum. Bu alanlarda çeşitli ödüllerim var. Kendime ait basılmış "Güzel Bir Dünya" ve "Mesela Başka" isimli iki adet öykü kitabım var. 7 tane tiyatro oyunum var. 6 yıl Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü görevinde bulundum. Halen Başbakan Yardımcılığı Ekonomi, Turizm, Kültür Ve Spor Bakanlığı'na bağlı Müşavirim.

Etkilendiği Yazarlar:
...


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Hakan Yozcu, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.