..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Bulanmadan ve donmadan akmak ne hoştur. -Mevlânâ
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Bilim Kurgu > mehmet burak yüksel




28 Aralık 2014
İstila  
mehmet burak yüksel
Hiçbir teslimiyet çağrımızı dikkate almadılar


:FCG:

İSTİLA

Dua bela gelmeden önce yapılır. Bela geldikten sonra razı olmaktan ve sabretmekten başka çare yoktur.
EBU MUHAMMED CERİRİ

Öyle zamanlar gelir ki insan neden titrediğini dahi anlayamaz. Korkudan mı, soğuktan mı yoksa kan kaybından mı.
Titremenizin nedeni hangi sebebe bağlı olursa olsun anlaya bildiğiniz tek şey bu üç durumu birden yaşadığınız için başınızın belada olduğudur. Pek iç açıcı olmasa da şu durumda üç talihsizliği birden yaşayan biri için yarını çıkara bileceğime pek inanmıyorum.
Saklanmakta olduğum, artık binadan çok moloza benzeyen yapının penceresinden gök yüzüne baktığımda güneşin halen doğmadığını gördüm. Nisan ayın da olduğumuzu göz önüne alırsak dört gündür güneşin doğmamasının onların işi olduğunu anlamam çok da zor olmadı.
Başlangıçta Nasa medyaya şartları Dünya nın şartlarına benzeyen bir gezegen keşfettiklerini duyurmuştu. Gezegene dostane sinyaller gönderdiğimizde bizi çok şaşırtan ve ilgimizi çeken bir olay oldu. Gezegen den de bize aynı şekilde sinyaller gönderildi.
Hepimiz bu sıra dışı olayı konuşurken üç yüz adet futbol sahası büyüklüğünde meteorun hızla gezegenimize yaklaştığını öğrendik. Gezegenimize çarptığında hayatı bitirebilecek kadar büyük olan bu gök cisimlerini engelleyebilmek için nükleer başlıklı füzeler fırlattık.
Lakin anlayamadığımız bir neden den ötürü füzeler, atmosferden çıkar çıkmaz olduğu yerde infilak etti.
Tabi ki tüm dünya Nasa ve Amerikan ordusunu topa tuttu. Ancak içlerinde Türkiye nin de yatırımcı olduğu Avrupa ülkeleri tarafından başlatılan füze fırlatma programlarından da aynı sonuç alındı.
Tüm Dünya ülkelerinde borsa beklenmedik bir şekilde dibe vurdu. Ekonomik sıkıntılar ve açlık baş gösterdi. Kıyametin geldiğini ve uzaydan gelen o cisimlerin sonumuzu getireceğinden emindik.
Halkın yüzde sekseni çalışmayı bırakıp Sinagog lara ,Camilere ve Klise lere giderek tüm gününü ibadet ile harcamaya başladı. Toplumun geriye kalan yüzde yirmisi ise yağmacılık yapmaya cinayet işlemeye başladı.
Söz konusu üç yüz adet meteor un gezegenimize çarpacağı gün geldiğinde hepimiz evlerimize çekilmiş sevdiklerimizle vedalaşıyorduk.
Ancak ölüme ne kadar yakın olduğumuzu zannetsek te gök yüzünden üstümüze hiç bir şey düşmedi. Ertesi gün televizyonlar her bir göktaşının bir ülke üzerine konumlandığını açıkladı.
Hepimiz neler olduğu konusunda yetkililerden şiddetli bir açıklama beklerken Meteorların aslında birer uzay gemisi olduğunu anladık.
Avrupa, Asya, Amerika kıtaları derhal uzay gemilerine dost olduğumuzu anlatacak sinyaller göndermeye başladı. Hatta Dünyada ki popüler müzikleri ve kültürümüzü tanıtmak amacı ile uzay gemileri ne çeşitli müzik ve resimlerde gönderiyorduk.
Hepimiz yeni bir çağın başladığını düşünmüştük. Oysaki çok yanılmışız.

Nihayet Ye’cuc ve Me’cuc’ün sedleri açılıp her tepeden dünyaya akın etmeye başlarlar.
ENBİYA SURESİ 96.-97. AYETLER


İlk başta patlama seslerini duyduk ancak neler olduğunu anlayamadık. Tüm enerji sistemimiz bir anda çöktü. Nükleer enerji kullanan ülkeler termik santrallerinin yok edilmesi ile radyasyona boğuldu.
Türkiye de barajların hepsinin yok edilmesi ile pek çok yer sel sularına teslim oldu. Bir anda iletişim, su ,ısınma gibi olmazsa olmazlarımız gök yüzünden yapılan saldırılar ile yok edildi. Gök yüzünden deniz zeminine gönderilen patlayıcılar devasa Tsunami ler yaratarak kıyı sahillerindeki tüm şehirleri bir anda yerle bir etti.
Bize en çok zarar veren saldırı ise göllerimize ve ırmaklarımıza gönderilen bombaların tüm içme suları nı zehirlemesi oldu.
Bir anda sefalet, açlık ve susuzluk ile mücadele eder olduk.
Yamyamlık ,tecavüz ve cinayet işlemeye başladık. Hayatta kalabilmek için her türlü acımasızlığı yapıp şekilden şekle girerken onlar bizi gök yüzünden izledi.
Ara sıra savaş uçaklarının havalandığını görsek te bir daha yere indiklerini göremiyorduk. Salgın hastalıklar , açlık, susuzluk o kadar can almaya başladı ki artık sokaklarda insan namına kimseyi göremez olmuştuk.
Her karargaha ,her türlü silahlı gücü olan topluluğun üstüne atom bombaları yağdırdılar. Gezegenimizde tek bir ordu bile kalmadı.
Nüfusumuz onlara karşı koyamayacak kadar azalınca gök yüzünden ordular şeklinde inmeye başladılar. İlk başta uzaylı yaratıklar göreceğimizi düşünürken tıpkı bizim insansız savaş uçaklarımız gibi onlarında bize robotlar gönderdiğini fark ettik .
Tüm ülke başkanlarını , devlet adamlarını ,sanatçıları ,ceo ları ,aktörleri, şampiyonlarımızı kısacası topluma mal olmuş herkesi teker teker sokağa çıkarıp canlı canlı yaktılar.
Sokak aralarında, lağım tünellerine saklanarak ,sınırlı sayıda kalan suyu içmek için savaşarak ve fare yiyerek yaşamaya çalışıyorduk ki yuvalarımıza da baskın yapmaya başladılar.
Koşulsuz hiçbir teslimiyet çağrımızı dikkate almadılar. Belki doğal kaynaklarımız belki madenlerimiz ,belki de tüm gezegene yerleşmek için bu haltı yemişlerdir. Belki de bizim gibi zevk için avlanıyorlardır.
Başlarda başımıza gelen her şeyin şaka gibi olduğunu düşünürdüm. Ama şimdi ölümü kabullendim. Bu bir soykırım ve artık kurtulma şansımız olmayacak.
Kim bilir belki de tüm gezegende yapmış olduğumuz hasar yüzünden bu yaratıklar Tanrı tarafından bize gönderilen bir cezadır.
Bizi yok etme nedenlerinin ne olduğunu bilmesem de artık şundan eminim ki çok kan kaybetmişim ve ölmek üzere olduğum için titriyorum.


MEHMET BURAK YÜKSEL




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın bilim kurgu kümesinde bulunan diğer yazıları...
Çöküş

Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Kör Talih
Atletik Vücutlu Sarışın Bayan
Karanlık Köle
İhanet
... Ölüm...
Dolunay
Karanlıkta Yalnızım
... Ayna...
Yılbaşı
Susuzluk

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
İlk Öpücük [Roman]
İstila [Roman]
Para Para Para [Deneme]
Çoban [Deneme]
Efsane Olmak [Deneme]


mehmet burak yüksel kimdir?

fantastik roman türü yazarıyım ayrıca korku ve bilimkurgu romanlarıda yazarım

Etkilendiği Yazarlar:
adam fewer, ken grimwood,chuck hogan


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © mehmet burak yüksel, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.