..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Kötü bir barış, iyi bir savaştan daha iyidir. -Puşkin
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Beklenmedik > mehmet burak yüksel




23 Mayıs 2013
İstenmeyen İntikam  
mehmet burak yüksel
"Ben yapmadım.Benim suçum değil."


:FHH:
KAÇIŞ

Ellerinin titremesini soğukta kalmışçasına ovalayarak durdurmaya çalışıyordu. Çevresine bakmak için başını yukarı kaldırdığında, alnından akan kanın gözlerinin önüne gelmesi ile görüşü kapandı.
Yüzündeki kanı kolu ile silerek çevresine baktı. Sanki dünya durmuş ve herkes bir anda yok olmuştu. Yıkılmış binalara ve yerle bir olmuş caddelere bakarak “ Orada kimse var mı” diye bağıracaktı ki ,kimsenin kendisine cevap veremeyeceğinden korkarak bu isteğinden vazgeçti. Yerle bir olmuş bu yeni dünya nın toz kokusunu içine çekip derince öksürdü. Hayatının nasıl bu hale geldiğini düşündü. Bu felaketin kendisini şanslımı şansız mı yaptığına karar vermekte güçlük çekiyordu.
1983 yılında yatak odasında kendisine gelen zarfı açtığında, İstanbul Teknik Üniversitesini kazandığını öğrenmiş, Kırşehir gibi küçük bir şehirden kurtulacağını düşünerek “dünyadaki en şanslı insanım” diye bağırarak annesini kucaklamış ve İstanbul a yerleşmişti. Elif ile iki sene sonra okul bahçesinde tanışmış , kısa sürede birbirlerinin hem yalnızlığına , hem de mutluluklarına ortak olmuşlardı.
Tanışmalarından üç sene sonra mezun olup , küçük bir daire kiralayarak çalışmaya başlamış , birbirlerine daha da bağlanmışlardı. Kırşehirde ki tek bağı olan annesinin ölmesi ile Kamil in hayattaki tek dayanağı Elif olmuştu.
İstanbul da yaşadığı zorluklar ve çocuklarının olmaması Kamil ile Elifi ayrılık noktasına getirmişti ki , Adapazarın da Elif in babası nın kendilerine bir iş teklifi yapması ile , yeni bir başlangıç yapmak adına İstanbuldan ayrıldılar.
Kamil , toptancılık yapan kayın pederinin şirketinde muhasebe bölümünde çalışmaya başlamış , çoğu zaman yorulsa da Elif ile arasının yeniden düzelmesi için sabretmesi gerektiğine karar vermişti. Yaz ayları işlerin yoğunluğundan dolayı hemen hemen her akşam mesai ye kalan Kamil , o uğursuz akşamda evine erken gidebileceğini öğrenmişti. Elife sürpriz yapmak için mesai ye kalacağını söyleyerek bir çiçekçi ye uğrayan Kamil, evine gitmiş sessizce kapıyı açarak içeri girmişti.
Yatak odasına girdiğinde ansızın nefesi kesilen genç adam , sanki gördükleri ne inanamıyormuş gibi eli ile yüzünü ovalayarak yatağa bir bakış daha attmıştı. Ne tepki vereceğini bile şaşıran genç adam ,beş karış açık kalan ağzını güçlükle kapayarak, omuzlarını dikleştirmiş ,karşısında çırılçıplak yatan eşi ve yanındaki genç adama bağırmaya hazırlanmış ancak ağzından yalnızca “Neden” kelimesi çıka bilmişti.
Kamil in çıkardığı sese uyanan Elif ve arkadaşı, önce gözlerini fal taşı gibi açmış, sonrada çırılçıplak halde yatak tan fırlayarak ayağa kalmışlardı. Sanki Kamil onlara yakalanmış gibi bir birlerini kucaklayıp ,şaşkın şaşkın kendilerini izleyen bu genç adama öfke ile bakmaya başlamışlardı.
Karşısındaki çiftte anlamsız ve boş gözlerle bakan Kamil, bir kez daha “Neden” diyerek titreyen ellerini ovalamaya başladı. Çıplak adamın ansızın “Bırak lan kızın yakasını” diye bağırarak üstüne atlaması ile yere yıkılan Kamil , boğazında kendisine sarılı ellerin nefesini kesmesi ile paniklemişti. Gözlerinin kararmaya başlaması ile ne yapacağını iyice şaşıran Kamil, cebinden çıkardığı araba anahtarını boğazına ellerini dolamış çıplak adama sallamış, ayağa kalkarak öksürerek nefes almaya çalışmıştı.
Arkasını döndüğünde araba anahtarının yerde yatan çıplak adamın göz bebeğinden beynine saplandığını gördüğünde, irkilerek geriye sıçrayan genç adam tüm vücudunun kaskatı kesildiğini hissetmişti. Eşinin “İmdat” diye bağırarak sokak kapısına doğru koşmasını engellemek için kolu ile Elif in omzunu yakalamaya çalışmış fakat Elif in düşerek başını sehpaya çarpmasına neden olmuştu.
Yerde öylece cansız yatan iki cesede bakarak yere çöken Kamil , ellerini saçlarına götürerek olduğu yerde sallanmaya başlamıştı. Hapishane yi düşünmeye çalıştı. Sonra hiç gitmediği bir yeri düşünmenin anlamsızlığını fark ederek ayağa kalktı.
“Sizi ben öldürmedim” diyerek bağırmaya başladı. Eline aldığı kürekle arka bahçeyi kazarak cesetleri gömdü ve aldığı ağaç fidesi ni eşi ve sevgilisinin mezarlarının üstüne dikti.
Bedeninin titremesi geçtikten sonra, bir çay içerek soluklanıp, polisi arayıp, eşinin eve gelmediğini bildirdi.
Elif in ailesi ,polis ,arkadaşları ve işçileri bile her yerde genç kızı aramaya başlamış ,şüphe çekmemek için Kamilde onlarla birlikte bu arama çalışmalarına katılmıştı.
“Ben öldürmedim. En azından bilerek hiçbir şey yapmadım” diye aynı kelimeleri kendine defalarca tekrarlayan Kamil ancak bu şekilde bacaklarının titremesini engellediğini farketmişti.
Ağustos sıcağının gece de etkili olması nedeniyle aramaya katılan herkesin sıcaktan ve uykusuzluktan aramayı bırakarak evine gitmesi ile birlikte, derin bir nefes alan Kamil sabah üçe on kala evine gelmiş ,kendisini yatağına atar atmaz üstündeki görünmeyen yükün bir anda kendisini terk ettiğini hissetmişti.
“Bu iyiye alamet mi” diye düşünürken kapının çalması ile irkildi. Merdivenden aşşağı yavaşça inerek kapıyı açtı.
Kapının önünde temiz yüzlü, otuzlu yaşlarında, iyi giyimli kumral bir adam arkasında ise üniformalı memurları gören Kamil in bir anda nutku kesildi. Polis lerin önünde duran iyi giyimli genç adam, Kamil in paniklediğini anlayarak “Ben komiser Berk Dural.” Diyerek elini uzattı. Kamil genç adamın elini sıkacaktı ki , komiser “Sizinle konuşmam lazım” diyerek izin almaksızın içeriye girdi.
Kendilerine en yakın oda olan Mutfakğa geçerek Kamil le eli ile oturmasını işaret eden Berk, sürekli titreyerek çevresine bakınan adama “Karınıza ne yaptınız” diyerek bağırmıştı. Kamil kaşlarını çatıp, başını sağa sola sallamaya başlayıp , omuzlarını kabartarak “Ben bir şey…..”sözlerini bitiremeden Komiser Berk sesini iki kat daha yükselterek “Karınızın sevgilisinden haberimiz var.” Deyip ellerini masaya koydu.
Başını sağa , sola sallayan Kamil “Ne sevgilisi. Siz ne diyor….” Komiser Berk karşısında oturan adamın gözlerine bakarak “Ne tesadüftür ki bu gün o da kayıp” diyerek olduğu yerde doğrulup Kamile tepeden bakmaya başladı.
Omuzları aşağıya doğru düşen Kamil , derin bir nefes alarak sandalyesine yaslandı. Karşısında duran iyi giyimli gözlerini ona bir timsahın avını takip ettiği gibi dikmiş halde bakan komiser den kurtulamayacağını anladı.
Eli ile anlını ovalayarak “İkisini de aslında ben öldürmedim.” Dedi. Karşısında fal taşı gibi açılmış gözlerle kendisine bakan üç üniformalı ve kendini müfettiş Gadget zanneden komisere bakarak “ İkisi de kaza eseri öldüler” diyerek kollarını iki yana açtı.
Komiser Berk , Kamilin omzunu tutarak sessizce “Cesetler nerede” diye seslendi. O an Kamil, ayağının altından yerin kaydığını hissederek polislere bakmış, ancak çevresinin de sürekli döndüğünü gördüğünde bayılmak üzere olduğunu sanmıştı.
İşte şimdi buradaydı. Karakol , eşi, eşinin ailesi, polisler ve tüm şehir depremle birlikte toprağın altında kalmıştı. İlk seferinde hala polisler ile birlikte olduğunu bayıldığını ve tüm bunların bir rüya olduğunu düşünse de, yavaşça gerçeği anlamıştı. İlk günler arama ve kurtarma çalışmalarına devam eden Kamil ,yeniden İstanbula yerleşti.
Arada yıllar geçmesine rağmen hala evinin ya da ofisi nin penceresinden dışarıya uzun uzun bakarak ,gözleri yaşla dolan Kamil , bazen başını hızla sağa ,sola sallıyor ve kendi kendi ne konuşmaya başlıyordu.
“Onları ben öldürmedim. Benim suçum değil”

MEHMET BURAK YÜKSEL









Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın beklenmedik kümesinde bulunan diğer yazıları...
İhanet
Yılbaşı
Ofis Bölüm 1
Sobeeeee

Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Kör Talih
Atletik Vücutlu Sarışın Bayan
Karanlık Köle
... Ölüm...
Dolunay
Karanlıkta Yalnızım
... Ayna...
Çöküş
Susuzluk
Avelon Krallığı Esfalt Kalesi (Bölüm 2)

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
İlk Öpücük [Roman]
İstila [Roman]
Para Para Para [Deneme]
Çoban [Deneme]
Efsane Olmak [Deneme]


mehmet burak yüksel kimdir?

fantastik roman türü yazarıyım ayrıca korku ve bilimkurgu romanlarıda yazarım

Etkilendiği Yazarlar:
adam fewer, ken grimwood,chuck hogan


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © mehmet burak yüksel, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.