..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Zaman dostluğu güçlendirir, aşkı zayıflatır. -La Bruyere
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > İş Dünyası ve Aile Yaşamı > Kâmuran Esen




8 Mart 2004
Dünya Kadınlar Günü  
Kâmuran Esen
Ağrısız çocuk Doğurmadım. Hazır sofraya Oturmadım.


:DCEE:
Sabahleyin, aşure yapacağım diye erkenden kalktım. Akşamdan ıslattığım ve bir taşım kaynattığım buğdayı ocağa koydum. Kaynat bakalım kaynat. ” Kırk yıl oldu kaynatırım kaynamaz,” misali. Dibine tutmasından korkarak gelip gidip aşureyi karıştırıyorum. Eşimin gri gömleğiyle lâcivert pantolonunu ütülerken, salonla mutfak arasında mekik dokudum. Bir aşure, bir ütü... - İlla onları giyeceğim,” diye tutturdu da - . Hep yapar bunu.........Canıııııım !........ Sanki başka gömlek ve pantolonlarının suyu çıkmış gibi.... Ütü yaparken, aşure dibine tutacak şimdi.

Sonra, eşimin rafadan yumurtasını tam kıvamında pişirebilmek için, ocak başında içimden 120’ye kadar sayarken ; fındık, fıstık ayıkladım aşureye. Ayaklarım da bir ağrıyor ki aylardır, sormayın. Oralı olmamaya çalışıyorum ama, canım burnumda. Hangi ayağımın üstünde tek ayak dikilip diğer ayağımı dinlendireyim diye düşünüyorum. Leylek gibi, sürekli ayak değiştiriyorum. Beni böyle kıpırdarken gören olsa, çişim gelmiş sanır.

Derken çalan telefona koştum. Çok işim var ya, telefon inadına susmuyor bugün.Telefonda, ağlar bir ses tonu takınarak “ Yarın misafirim gelecek, “ diye sızlanan kayınvalideme; “ Üzülmeyin ! Ben yaparım pastalarınızı,” dedim....Aslanlar gibi gelini ne güne duruyor! Bunca işin arasında onu da çıkarırım aradan. ” Dalga boyu aşmış; ha bir karış, ha beş karış,” diye teselli ediyorum kendimi. Hem; “ Gökten ne yağdı da yer kabul etmedi ki.”

Akşam yemeğe gelecek bizim çocuklar için ne pişireceğimi düşünmeye başladım. Ne pişireceğime karar versem, gerisi kolay .”Akşam öğünü tasasından bir kadın ölmüş,” derler. Kesin doğrudur. Acaba ne pişirsem, ne pişirsem? Damat haşlama et sever. Acaba şokta et var mıydı? Kızım biber dolması sever, damat yemez. Hıııııım!.....Kızartma yapsam, karın doyurmaz. Patlıcanı daha dün yedik. Lâhana dolmasının içine düşüyor hepsi ama, bunca işin arasında yetiştiremem ki! Kadınsak, kırk tane elimiz yok ya......Neyse, şu aşureyi halledeyim önce. Koca bir tencere aşure. Düğün yemeği gibi. Kaç kapıya gidecek anam babam, ancak yeter. Karıştır Kâmuran!........ Dayan Kâmuran!... Sen bu dünyaya koşturmaya gelmişsin.......Sen, dokuz körün bir değneğisin....Allah sağlık versin yeter ki........Kendi kendime teşvik primi veriyor gibiyim. Aslında, “ Yan gelip yatan da bir, k.çını yırtan da bir,” ya; hadi neyse.

Bir ayağım mutfakta, bir ayağım salonda üç beş gömlek, bir takım nevresim, birkaç pantolonu çabuk çabuk ütülerken ocağa akşam için yemek koydum iki kap.Yorgunluğumun acısını tabanlarımda hissederken; “Allahım bu ne bendeki enerji ! ” diye - salakça- şükrederek, iki çeşit pasta yaptım kayınvalideme. Bir çeşit de yarın yaparım artık. Aklıma geldikçe de aşureyi karıştırdım.

Yorgun ayaklarımı sürüyerek odadan odaya dolaşırken, ütülenecek çamaşırlar takıldı gözüme. Çarşaflar, havlular, gömlekler derken, ütülenecek bir yığın daha çamaşır olduğu aklıma geldi .Daha yeni misafir uğurladım. Bir sürü çamaşır çıktı. Onları sakladığım yerden çıkardım.Bir ara ütülerim. Komşular gelip ütüleyecek değiller ya. Ütünün de defterini dürerim bu azimle. “ Eşek çamura düşünce, sahibinden gayretli kimse olmazmış.”..İş yapmaktan kime ne olmuş ki ! Siz hiç yorgunluktan ölen bir kadın duydunuz mu? Ben de ölmem........”Ayıya boynun neden kalın demişler; her işimi kendim görürüm de, ondan,” demiş.......Züğürt tesellisi işte.

Bu arada aşure pişmeye yaklaştı . Akşam yemeği de hazır diye çocuklar gibi sevinirken, diğer yandan salonu süpürdüm uçarcasına. “Tazının topallığı, tavşanı görünceye kadarmış,” derler ya; ne kadar doğru. Bir ara ayaklarımın ağrısını bile unuttum işten güçten. Çekirge gibiyim; çat orada çat burada. Hem de bu yaşta . Bakalım daha ne kadar dayanacağım. Merdivenlerden uçarcasına yatak odasına indim. Çünkü yatağımızı düzeltmemiştim. Odaya bir girdim, tersim döndü. Eşim bir dağıtmış ki yatak odasını, öf öf öf ! Kesin çok yorulmuştur.Gerçekten zor olmalı, düzgün bir odayı bu hale getirmek. Onun işi de bu işte. Hobisi desem, daha doğru olur. Eşofmanı, kirli gömleği, birkaç kravatı, dün giydiği pantolonu, bornozu orda burda. Her biri, dalından düşmüş olgun meyve gibi yerlerde. Oda, pazar bitişi görünümünde. Pazarcılar gidince, pazar yeri nasıl olur, bir hatırlayın hele. Hemencecik ortalığı toparladım, üst kata çıktım. Şu aşure bir pişseydi. Bu da sanki kemik mübarek. Buğdaylar hırt hırt ses çıkarıyor.Toprağa eksen, çimlenecek.Yıllanmış buğday mıdır, nedir.

Ütülenecek çamaşırlar bana yan gözle bakadursun,bu kadar işe isyan eden ayaklarımı ve yorgun bedenimi koltuğa atıp, - güya- televizyon izlemeye başladım. Amacım birazcık dinlenmek...Ekranda bir kadın bakıyor bana...Ağzı kıpırdadığına göre, konuşuyor olmalı...“ Yarın Dünya Kadınlar Günü ” diyen cırtlak sesli – belki bana öyle geldi - spikerin sesiyle kendime geldim : Yarın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü.

Dünya Kadınlar Günüymüş.....Peeeeeeh!........Ne işe yarıyor ki! ” Tahtadan çuvaldız; ne kaybeden üzülür, ne bulan sevinir.” .........Kimse beni gaza getiremez, yüzüme bir gülücük konduramaz, dünya kadınlar günü diye...Ben bilirim ki; “ Her aferin’e koşan tazının bacağı çabuk kırılır.”.........”YEMEZLER YEMEZLER,” diye çıkıştım ekrandaki kadına. Ben yorgunluktan ölüyorum, o bana neden bahsediyor.” Benim sakalım tutuşmuş, o , dur şu çubuğumu yakayım der,” misali.....

Senede bir gün, Dünya Kadınlar Günü olsa ne yazar, olmasa ne yazar. Kadınız ama, kadınlar günü bilmeyiz...”Adımız kasap ama, evimizin et yüzü gördüğü yok,” deme de dur şimdi.

On dakikalık dinlenme bana yeter. Artık kalkayım da, aşureyi komşulara dağıtayım. Sonra da beni çağıran komşuya gideyim bir koşu. ” Oturmaya mı? ” demeyin sakın. Ne gezer! Çocuğunun ödevine yardım edeceğim...Söylenip duruyorum kendi kendime; ” Eşeği düğüne çağırmışlar; ya odun lâzımdır ya su demiş,” diye........Bizi eğlenceye çağıran olmaz.......Nerde iş, oraya düş......” Nerde çalgı orda kalgı,” bize nasip olmaz......Anam beni şansız bir gününde doğurmuş olmalı.

Ağrısız çocuk
Doğurmadım.
Hazır sofraya
Oturmadım.
“Dünya Kadınlar Günü”
Hangi kadınlar içindir
Bir türlü
Anlayamadım.

”Dünya Kadınlar Günü”, bugünü kutlayanlara hayırlı olsun. Biz daha oralara gel(e)medik.

7 Mart / 2004


.Eleştiriler & Yorumlar

:: Kadınlar zayıftır ama analar kuvvetlidir.(V. Hugo)
Gönderen: Mehmet Ali Güneş / Rize
5 Nisan 2004
Güzel insan, yazdıklarını okurken vallahi ben yoruldum.Bunca işin sana verdiği yorgunluğu düşünmekte ayrıca zorluyor beynimi. Yaradan cenneti bile siz annelerin( kadınların) ayakları altına sermişken insanoğlu kağıt üzerinde sizlere iki-üç gün ayırmış.Harbiden de pööhhhhhhh... Bu arada Tayyibe hanıma da sevgi ve saygılarımı iletirim.

:: :)))))))))
Gönderen: ayse / istanbul
11 Mart 2004
yazılarınızı büyük bir keyf alarak okuyorum yine harika bir yazı :))))))inanın tekrar tekrar okudum ,kendime arasıra tatil ilan ederim ve inanın benim günüm o gündür sizede tavsiye ederim harika oluyor:))

:: :))))
Gönderen: M.Ahsen Sakareisoğlu / Bartın
11 Mart 2004
dünya kadınlar gününü zaten hep spikerler hatırlar başkası da hatırlamaz!:) gülsek mi ağlasak mı misali yani..Yaşadıklarınızı ve uğraşılarınızı,yorgunluklarınızı ve telaşlarınızı ne kadar da güzel aktarmışsınız kağıda...Bana inanın bunu kağıda aktarmak bile büyük bir enerji ister:)enerjinizin hiiiç kaybolmaması dileğiyle..

:: Harikasın yine!
Gönderen: İlke Ersoy / İstanbul
10 Mart 2004
Yine muhteşemdi, bir solukta okudum(seni okumayi cok seviyorum), hem çok keyif aldım akıcı uslübundan hem de üzüldüm senin için. Sevgili Kamuran abla, koşturma öyle herkes için, Tayyibe hanım haklı, öğlene kadar yatmayı dene, en azından 3 günde bir. "Bundan sonra böyle!" dersin evdekilere de olmaz mı? Güzel kalemin dert görmesin...Sevgiyle.

:: :))))))))))
Gönderen: Tayyibe Atay / Bolu
10 Mart 2004
ne zaman 182,5 gün bizim günümüz olursa 'kadınım ve insanım' diyeceğim.senede 2 gün yeter mi bize ya!..yetmez değil mi?yazını gülerek okudum ve acıdım sana:))))bak benim ayaklarım ağrıyor mu hiç?ağrımaz,çünkü ben yatmasını da bilirim:)))hem de öğlene kadar...bir gün de sen dene emi!sevgiyle kal...kolaylı gelsin..




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın İş dünyası ve aile yaşamı kümesinde bulunan diğer yazıları...
Evli Çiftler Nasıl Piknik Yapar

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Toplumumuzun Kadına Verdiği Değer
Kitap, Sehpa Olarak Nasıl Kullanılır!
Kâmuran Esen Shov (!)
Atatürk'ü Anlatabilmek
Şarkı Sözü Yazarı Olmaya Karar Verdim
Kütüphanelerimizin Hazin Durumu
Ahilik ve Düşündürdükleri
Bir Köşe Yazarının Özellikleri
Bir İzedebiyat Yıllığı Alır Mıydınız?
Bir Erkeğin Birkaç Eşinden Biri Olmak

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Dönüşü Olmayan Gidiş [Şiir]
Seni Özlemenin Kitabını Yazabilirim [Şiir]
Bensiz Yaşamaya Alışacaksın [Şiir]
İşte Gidiyorsun [Şiir]
Gelseydin Eğer [Şiir]
Ne Zaman Seni Düşünsem [Şiir]
O Beklenen Hiç Gelmeyecek [Şiir]
Çek Beni İçine Bir Nefeste [Şiir]
Sığınacağım Başka Yürek Yok [Şiir]
Uykularında Sev Beni [Şiir]


Kâmuran Esen kimdir?

Okumak ve yazmak bir tutkudur benim için. Yazdıklarımı okuyucularla paylaşmak amacıyla buraya gönderiyorum. Yıllardır, yerel bir gazeteye haftalık köşe yazıyorum. Mudurnu Belediyesinde gönüllü kültür müdürü olarak çalışıyorum. Yayımlanmış Kitaplarım: -Şiirlerle Öyküler - şiir / Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yazarlar Dizisi ( 1988). . . . . . . . -Sevgi Yumağı - şiir ( 1997 ). . . . . . . . . -K. Esen'in Kaleminden Mudurnu - derleme / Mudurnu Kaymakamlığı Kültür Hizmetleri Dizisi ( 2002 ). . . . . . . . . . . -Oynatmayalım Uğurcuğum- deneme , anı / --Senfoni Yayınları ( Haziran / 2004 ) -Mudurnulu Fatma Nine'nin Günlüğü - Baskıya hazırlanıyor

Etkilendiği Yazarlar:
Okuduğum her yazardan veya yazıdan etkilenirim. Bende bir etki bırakmayacak, herhangi bir şey öğretmeyecek bir yazı düşünemiyorum.


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2022 | © Kâmuran Esen, 2022
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.