"23 Nisan çocuk bayramıysa, büyüdüğümüzde ne oluyoruz? Kocaman bir 'keşke' mi?" - Franz Kafka"

Yok Artık

Yok artık, sözü artık dilimizden düşmüyor.

yazı resimYZ

"Yok artık", nasıl da şaşkınlık ihtiva eden bir söz değil mi? Sanki daha üstü yok hayret etmenin. "Yok artık", ne zaman girdi hayatımıza bilmem ama son zamanlarda ne görsek, ne duysak, ne yaşasak bu söz joker gibi devrede. Özellikle her gün cüzdanımıza karabasan misali çöken zamlardan sonra etiketlerin üzerine bir de "Yok artık" damgası basılsa hiç de sırıtmaz. Gerçi biz somurturken etiketlerin gülme teşebbüsü suç sayılmaz mı?

Bu aralar azalan şeylerin başını paramızın değeri çekiyor maalesef. Hal böyle olunca alışveriş torbamıza giren ürün miktarı düştü. Tahammül ve sabır gücümüz sınırda.

Pandemi hala devam ederken maske takanların sayısında eskiye oranla azalma başladı. Oysa unutulmaması gereken bir şey var malum en büyük kazalar varılacak yere yaklaşırken meydana gelir.

"Yok artık daha neler", demeden yine, yeniden her zamankinden fazla sevgiye, saygıya, umuda sarılalım diyorum. Ağzımız bağlı maskeyle bari yüreğimiz açık olsun.

Işıl ışıl günlere kavuşmak dileğiyle.

KİTAP İZLERİ

Engereğin Gözü

Zülfü Livaneli

İktidarın Göz Kamaştıran Işığı ve Bir Hadımın Gözünden Saray Zülfü Livaneli’nin, okurunu XVII. yüzyıl Topkapı Sarayı'nın loş ve entrika dolu koridorlarına davet eden romanı "Engereğin
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön