"Yazarlar, çoğu zaman, ne kadar az bildiklerini göstermek için sayfalar doldururlar." – Umberto Eco"

Zaman ve Kapanmayan Yaralar

zaman bizi kanatmak zorunda mı? bize zarar vermeden geçip gidemez mi? yaralarımızı sarmaya izin veremez mi?

yazı resim

insanın yakalamaya çalıştığı ama,hızına yetişemeyip yakalayamadığı, yaralarını sardığını düşündüğü ama, yaralarını sarmaktan çok, tekrar açıp kanatan tek şey,"zaman".eğer,"zaman"ın tanımını yapacaksak tanım budur. zaman... o kadar hızlı geçiyor ki yakalayabilmek ne mümkün. o, hızla akıp giderken bizim kapanmayan yaralarımızı da alıp gidiyor sanıyoruz ama, yanılıyoruz. o,sadece geçiyor kapanan yara falan yok. yaralarımız hep taze,hep kanamalı. zaman geçtikçe biz daha çok yaralanıyoruz,daha çok kanıyoruz. her geçen zaman, yeni bir yara demek. birinin acısını hafifletmeden yenilere yelken açıyoruz. zaman bize karşı hiç anlayışlı değil. bize biraz olsun izin vermiyor durmak, düşünmek,yaralarımızı dinlendirmek için. acımasız bir insan gibi zaman.
acaba, o yorulmuyor mu bu kadar hızlı olmaktan? acelesi varmış gibi gitmek zorunda mı ve geçip giderken bizi kanatmak zorunda mı?

KİTAP İZLERİ

Kaplanın Sırtında: İstibdat ve Hürriyet

Zülfü Livaneli

Kaplanın Gözünden İktidar: Livaneli’den II. Abdülhamid’e Cesur Bir Bakış Türk edebiyatının ve düşünce dünyasının usta kalemi Zülfü Livaneli, son romanı "Kaplanın Sırtında: İstibdat ve Hürriyet"
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön