"Yazar olmak, bir tür zihinsel hastalıktır; tek farkı, bu hastalığı satabiliyor olmanızdır." — Neil Gaiman"

Yine 17 Ağustos

Hala 1999'daki Gölcük değil bu Gölcük. Toparlanamadı. Hala yıkılacak mı, onarılacak mı, yeşillendirilecek mi molozlarıyla mı kalacak belli değil kimi yerler. Unutmak mümkün mü? Ben Gölcüklüyüm. İstesem de unutamam.

yazı resim

17 Ağustos... Bir Gölcüklü'nün unutması mümkün değil ki. Hala depremin izlerini taşıyor burası. İnsanlar zaten manyak oldu; İçimiz dışımız antidepresan. Çok kişi terk etti. Geri gelenler oldu belki ama eski Gölcük, Değirmendere yok artık.

Hala 1999'daki Gölcük değil bu Gölcük. Toparlanamadı. Hala yıkılacak mı, onarılacak mı, yeşillendirilecek mi molozlarıyla mı kalacak belli değil kimi yerler. Unutmak mümkün mü? Ben Gölcüklüyüm. İstesem de unutamam.

Söyleyecek daha sözüm var. 50 yaşındaki 4 katlı bina yıkılmazken 4 yazındaki 4 katlı bina nasıl yıkılıyor mesela onu sormak istiyorum. Yasaya göre bu ölçekte bir depreme dayanıklı olması gereken binaların neden yıkıldığını ve bu yıkılan binalarla ilgili olarak devletin ve müteahitlerin nasıl hesap verdiğini ya da vermediğini sormak istiyorum.

Ama sormayacağım.

Bugün sadece yas tutalım. Zaten tek yaptığımız yas tutmak ama olsun. Bazen bütün bu köhneliğin ve kuşatılmışlığın içinde elden başka bir şey gelmiyor; Onu da biliyorum. Bugün sadece kaybettiğimiz canlar için yas tutalım.

Allah rahmet eylesin. Geride kalanlara sabır ve kuvvet diliyorum.

KİTAP İZLERİ

Cumhuriyet'in İlk Sabahı

Şermin Yaşar

Cumhuriyet'in Şafağında Bir Çocuğun Adımları Tarihin büyük anlatılarını, savaşların ve kuruluşların destansı öykülerini kişisel ve dokunaklı kılmak edebiyatın en zorlu görevlerinden biridir. Şermin Yaşar, "Cumhuriyet'in
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön