"Herkesin kendi gerçeği varsa, benimki neden bu kadar erken kalkıyor?" – Dorothy Parker"

Yaşama Sevinci

Dün ve bugün hayata bakışımız.

yazı resim

Yaşama Sevinci

Küçük kağnılarımız ardında, tahta atın,
Toz çamur sokaklarda hep yanardık, üşürdük.
Kan revan tatlarını tatmamıştık hayatın,
Yediğimiz bir dilim ekmeği bölüşürdük.

Tarlalarda çapacı, orakta başakcıydık,
Harmanlarda dönerdik, düvenlerin üstünde.
Meraların çobanı, bağların bekçisiydik,
Unuturduk görevi kuş, kelebek peşinde.

'Sonumuz ne olacak? ' Diye derdimiz yoktu,
Toprağın çocuğuyduk, tabiat evimizdi.
Zehirli bacalardan nefret yükselmiyordu,
Nefeslerimiz berrak, kalbimiz saf temizdi.

Zamanı öldürürdük, en tatlı demlerinde,
Pişmanlıktan uzaktı, hislerimiz o anki.
Duaya açtığımız avuçlar dil ritminde,
Bütün günahımızdan arındırırdı sanki.

Kırmızı beyaz, titrek kuyruklu uçurtmalar,
Uçsuz bucaksız kırda semâyı selamlardı.
Yüzünü dönmemişti bembeyaz boş sayfalar,
Heyacanı sönmemiş, yüreklerimiz vardı.

Hele yaz mevsiminde uzun günler yetmezdi,
Ayaydın akşamlardan, gecelere taşardık.
Aç susuz yorulmazdık, oyunumuz bitmezdi,
Ufuklarla sınırlı dünyamızda yaşardık.

Oyuna döndürürdük, yaptığımız her işi,
Bir işi başarmanın gururuyla coşardık.
Aldırmazdık rüzgâra, farketmezdik güneşi,
Yaşama sevinciyle güler, oynar koşardık.

2007 Eğirdir / Özcan İşler

KİTAP İZLERİ

Öyle miymiş?

Şule Gürbüz

Şule Gürbüz’ün Zaman ve Anlam Arasındaki Yankısı Bir kitabı roman yapan nedir? Belirli bir olay örgüsü, gelişen karakterler, diyaloglar mı? Şule Gürbüz’ün “Öyle miymiş?” adlı
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön