"Ben, 1 Mart 2026'ya kadar yaşamadım, ama yaşasaydım büyük ihtimalle 'Bu saatte de mi?' derdim." – Dorothy Parker"

Tanrı Fikri 5

Bu metin, antik tanrı El'in evrimini ve özel mülkiyet kavramının köleci toplum yapılarıyla olan ilişkisini inceliyor. Yazı, El'in başlangıçta tam bir tanrısal güce sahip olmadığını, zamanla panteonlar ve baskı mekanizmaları geliştirdiğini vurguluyor. Metnin odak noktası, "mülk sahibi" kavramının teslimiyetçi kültürlerin oluşumundaki rolü ve bunun toplumsal yapılar üzerindeki ürkütücü etkileridir.

yazı resim

Ama El asla bu haliyle bile Tanrı değildir. Daha henüz El ‘in panteonları oluşmamıştı. El daha monarşik mutlaklığını, oligarşisini, hesaba çekmesini, cennet cehennem gibi ruhsal baskılı manevi azaplarını vs'sini oluşmamıştı. El daha tam bir ganimeti fetihçi hükmünü, kültürünü, hakimiyetini oluşmamıştı. Henüz kolektif alan içinde fiiliyata geçememiş kuvveydi.

Daha sonra bu "özel mülkiyetçi" söylemli özel mülkiyet açılımlı çatışmacı üssü hassalar (özellikler)", unutulmaz köleci yapı taşı olup çıkacaktı.

Köleci paylaşımın fiili oluşturmasıyla birlikte bu tarz köleci söylemlerin, sefaleti doğuran türlü ürkünç yansımaları oluştu. Ürkünç yansımaların her birine teslimiyetçi anlamlar izafe edilip, taktik vurgular öne çıkarıldı.

Ürkünçlüğün, teslimiyetçiliğin,taktiklerin en temel çıkarımlar söylemi “mülk sahibi” söylemiydi. Mülk sahibi ifadesi araya kulluk, biat gibi zaman mekan söylemleri aldı. Böylece mülk sahibi söylemi vurgu olarak biraz geriledi.

Yani kulluk kavramı araya alınan zaman mekan farklı söylemlerden birisi olmakla mülk sahibi söylemi sanki mutlak olan bir kabul üzerinde algılanıp tartışıldı.

Yine “mülkün sahibi” söylemi; mülkün sahibi söylemindeki üs sel açılımların dehşeti ile birlikte anılacaktı. El, mülkü olan azınlığa karşı çoğunluğun mülksüz olmasını ön görüyordu.

Mülklü-mülksüz söylemli iki karşıt polarizasyondan kaynaklı yansımalarla; sadaka, lütuf, iyilik, rızk, gasp, darp, hırsızlık türünde mülklü-mülksüz çatışmalı üs sel fitne yansımalar ortaya çıkacaktı.

İşte mülkün sahibine göre düzenlenimlerle oluşan özgün köleci düşünce yansımaları kapsamında; günahkar, had cezası, hırsız, haset gibi söylemler eşliği ile birlikte mülkün sahibi söylemi anılır olacaktı.

“Mülkün sahibi söylemi”; suç-ceza, haram-helal, sadaka, iyilik, ahlak gibi kendi türlü üs sel durum yansımaları ile ifade edilir oldu. “Mülk sahibi ve mülksüzlük” söylemi arasına üs sel yansımalı ifadelerle; düşünce, eylem türü biat, taat, itaat, ibadet gibi zaman mekan mesafeleri konmuştu.

Araya sadaka, zekat, cennet, cehennem gibi türlü zaman mekan mesafesi alan kulluk anlayışlarının ortama sokulmasıyla “mülk sahibi” söylemi gürültüye getirilip iyice pekiştirildi.

İşte bu türden yansımalara göre tam da mülklü-mülksüz çelişkilerini ifade eden El Hulk, El Halik, El adil, El hakem, El hakim, El mülk, El rızk, El mağfiret, El rahim, El rahman gibi bambaşka El özelliği olan yeni yeni sıfatlar sayıldı.

Bu kabil yeni sıfatlar içinde özellikle de yaratan dediğimiz El Halik 'ten teist, deist vs. yeni bir “Tanrı anlayışları” ortaya konacaktı.

Örneğin, El ’ohimin rahman rahim sıfatlarıyla El'ohim kendi milletinden olanlara (Yahudilere) acıyan, merhamet eden; milletinden olanların korunup doyurulmasını isteyen El'ohim yeni bir "tanrı" figürüydü. Mülk sahipliğinin şiddetini yumuşatıyordu.

KİTAP İZLERİ

Peri Gazozu

Ercan Kesal

Ercan Kesal’ın Hafıza Sandığından Sızanlar: "Peri Gazozu" Üzerine Bir Değerlendirme Ercan Kesal, Türkiye'nin sanat sahnesinde ender rastlanan, çok yönlü bir figür. Onu sinemadan bir oyuncu,
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön