"Öyleyse, tanrım, bize daha çok, bize yepyeni, bize tamamen farklı bir tür felaket ver." - Samuel Beckett"

Sonbaharımın Son Gülü

İsrafil'im oldu, öttürdü Sur'u, / Kıyamet kopardı, kaç günden beri. / Öyle bir inat ki, dönmüyor geri, / Sanki yemin etti, bozmuyor artık. /

yazı resim

Yarimin buğulu, kahve gözleri,
Seven bakışlarla, süzmüyor artık.
Benmişim sevdayı, yıkan serseri,
Aklıma bir muska, yazmıyor artık.

Sevgi bardağıydım, hasretle doldum.
Sesinden sözünden, uzakta kaldım.
Hüzüne dolaştım, kördüğüm oldum,
Tatlı dilleriyle, çözmüyor artık.

Ayrılık gününün, arefesinde,
Umut kuşu öldü, aşk kafesinde.
Mecnun'a bir mezar, son nefesinde,
Kirpik uçlarıyla, kazmıyor artık.

İsrafil'im oldu, öttürdü Sur'u,
Kıyamet kopardı, kaç günden beri.
Öyle bir inat ki, dönmüyor geri,
Sanki yemin etti, bozmuyor artık.

Yüreğim o gülün, divanesiydi.
Çilekeş ömrümün, nur tanesiydi,
Saçları çiçekli, çingenesiydi,
Sevda tefi çalıp, gezmiyor artık.

Bu gerçek mi, yoksa, rüya hali mi?
Bana layık gördü, bunca zulümü.
Sonbaharda açan, yaban gülümü,
Gönül pencereme, dizmiyor artık.

Mehmet Nacar

KİTAP İZLERİ

Puslu Kıtalar Atlası

İhsan Oktay Anar

Bir Düşün Atlasında Gezinmek: İhsan Oktay Anar'ın Başyapıtı İhsan Oktay Anar’ın 1995 yılında yayımlanan ve yayımlandığı andan itibaren modern Türk edebiyatının kült eserlerinden biri haline
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön