"Hayatta iki şeyden kesinlikle kaçınmalısın: kötü kahve ve iyi bir hikayeyi mahveden editörler." — Mark Twain (kurgusal)"

Sesler ve Yüzler

yazı resim

Gündüzdü ve kapalıydı perdelerim

Açtım.

İnsanlar vardı sokakta

Sesleri vardı

Sonra

İşleri vardı onların, sorumlulukları

Çiftler vardı; seven birbirini ya da sevmeyen

Ama yan yanalardı.

Yok yok henüz gündüz değildi,

Dün gülümsemişti sadece.

Pencereyi açtım

Gökyüzüne baktım

Güneş yoktu daha ve ay üzgündü,

Ki bilirsin ay'ın haliyle hal'lenişimi.

Çiçeklerimi gördüm sonra,

Solmuşlardı.

Kızgınlardı sanki bana

Bir şeyler söylüyorlardı

Üst üste söylüyorlardı bir şeyler

Zihnimi susturamamıştım daha;

İçimin sesini bastıramamıştım ki

Koştular mı imdadıma,

Boğazladılar mı anlayamadan

Konuşmaya başladılar tek tek ve sonra hep bir ağızdan

Bağırmaya.

Kulaklarımı tıkadım, duymamaya çalıştım

İmkânsızdı duymamak

Bağırıyorlardı; "Sorumsuz!"

Bağırıyorlardı "korkak!"

Bağırıyorlardı "eğer çekemezsen gülün nazını."

Hep bir ağızdan bağırıyorlardı

Duymak istemiyordum ve ama

'Yeter' demeye gücüm yoktu

Çevirdim başımı

İnsanlar bana bakıyorlardı

Konuşmuyorlardı insanlar

Ama bağırıyorlardı

Elimi kulağıma götürmek istedim,

Ağzıma götürmüşüm.

Çığlık çığlığaydılar;

"Yalan-cı!"

"Düzen-baz"

Hepsi birden bağırıyorlardı

"Susun!" dedim

Ama zaten sus'tular

Güldüler.

Başımı gökyüzüne çevirdim

Ay anne'ydi belki kulak verirdi

Belki dinlerdi

Burun büktü o da

Hiçbir şey söylemedi

Gözlerimi kıstım

Şin'i yüzüme düştü

Alnıma yazılar yazmaya başladı

Korktum

"Korkak" dedi

"Annen!, Korkuyorsun ondan"

"Sana seni gösterenden, kendinden"

Bağırdım

Avaz avaz bağırdım "yeter kes"

"Bağır" dedi

"Bağır

Hep yaptığın gibi

Bağır"

"Haydi sen de çocuk

Bağırma ağla!"

KİTAP İZLERİ

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Peyami Safa

Acının ve Istırabın Edebiyatı Peyami Safa'nın "Dokuzuncu Har-iciye Koğuşu", hastalığın pençesindeki insan ruhunun zamana meydan okuyan bir keşfi olmaya devam ediyor. Edebiyatın en temel işlevlerinden
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön