"Öyleyse, tanrım, bize daha çok, bize yepyeni, bize tamamen farklı bir tür felaket ver." - Samuel Beckett"

Semavere Düşen Çığ

yazı resim

Veda ettiğin demde semavere çığ düştü
Buğulu gözlerimde güzelliğin efsane
Acıdı içtiğim çay sineme kor üşüştü
Artık her çay saati özlemine bahane
Sen İstanbul’da mukim ben Ankara’da meftun
Gönül dağında tufan semavere düşen çığ…

Bir anemon mevsimi hazana tebdil etti
Turna teleklerinde hüzün açtı çiçekler
Umut yüklü bulutlar seninle çekip gitti
Şimdi geçen saatler gönle hep hüzün ekler
Sen İstanbul’da leyla ben Ankara’da mecnun
Gül mevsiminde ayaz semavere düşen çığ…

Yaralı bir şehirde bağlandı elim kolum
Figüran da değilim sensiz aşk sahnesinde
Hep çıkmaza götürür bu demden sonra yolum
Bundan böyle burukluk semaverin sesinde
Ankara harabeye döndü senin vedanla
İstanbul senle mağrur bulutlarında gurur
Yerle yaksan eyledi semavere düşen çığ
Çayın sensiz yok tadı gel tatlandır edanla.
Ankara,26.07.2011 İ.K

KİTAP İZLERİ

Nohut Oda

Melisa Kesmez

Melisa Kesmez’in ‘Nohut Oda’sı: Eşyaların Hafızası ve Kalanların Kırılgan Yuvası Melisa Kesmez, üçüncü öykü kitabı "Nohut Oda"nın başında, Gaston Bachelard'dan çarpıcı bir alıntıya yer veriyor:
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön