"Sanırım 'yarın' kavramı, tıpkı iyi bir kahve gibi, zamanla acı bir şeye dönüşüyor." – Douglas Adams"

yazı resim

oldukça tutuk biriyim,
benimle oturup
üç beş cümle
kurmaya çalışan biri
rahatlıkla
anlayabilir bunu.

bazen hayli zorlanıp
kayıp düşecekken
bir direk buluyor
ve
tutunuyorum.

alışkanlıklarım hayli gariptir,
bu yüzden
zaman kaybetmeyip
es geçiyorum orayı
ve şaşırarak bakıyorum
yüzlerce,
hatta binlerce insanın
göz diktiği
şeylere
ve kollarına
ve bacaklarına,
bazen
hayli iyi çıkar bir tanesi.

tanıdığım bütün kızlar
bir süre sonra
erkek arkadaşlarından bahsetmeye başlıyorlar bana,
benim onları
tümüyle dinlediğime ve anladığıma
kanaat getirerek.

halbuki sadece
konuşamayan biriyim
ve insanlara odaklanmaktansa
etrafı süzmeyi yeğlerim,
hepsi bu.

her neyse işte,
birkaç yazı yazıp oraya buraya yolluyor
ve açık söyleyeyim,
iyi hissetmiyorum kendimi,
bir insanın sahip olabileceği
bütün erdeme
ulaşmanın
farklı yolları olduğunda
ısrarlıyım
ama lafa aldanma:
herkes için farklıdır kıstaslar.

çıkıp şarkını söylemeye bakar,
iyi söylersen iyi,
kötü söylersen kötüdür,
muhteşem bir şarkın varsa,
sıçtın demek
ve söyleyecek bir şeyin yoksa eğer,
o zaman istediğini
söylemekte
özgürsün.

KİTAP İZLERİ

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Peyami Safa

Acının ve Istırabın Edebiyatı Peyami Safa'nın "Dokuzuncu Har-iciye Koğuşu", hastalığın pençesindeki insan ruhunun zamana meydan okuyan bir keşfi olmaya devam ediyor. Edebiyatın en temel işlevlerinden
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön