"Öyleyse, tanrım, bize daha çok, bize yepyeni, bize tamamen farklı bir tür felaket ver." - Samuel Beckett"

yazı resim

Birdenbire ayrıldı sevdalı başlarımız,
Birden kana bulandı bir meçhulun kılıcı.
Nergislere damlarken soğuk gözyaşlarımız,
Ve uzakta sirenler öterken acı acı.
O ceylan gözlerini yüzümden çevirdiler,
Her çığlıkta göğsümde bir çınar devirdiler.
Yüreğimdeki bütün ormanlarımı yaktım,
Oysa ben sana daha neler anlatacaktım.

Yerle bir olmuş şimdi gizli bahçelerimiz,
Yağmura hasret kalmış şeftali ağaçları.
Hangi fırtınalarda titredi ellerimiz,
Kim sıyırdı yüzümden gül kokan o saçları.
Şeytan, tüm yıldızları göklerden kopart diyor,
Dişleri kanlı kurtlar içimde dansediyor.
Yüreğimdeki bütün şimşeklerimi çaktım,
Oysa ben sana daha neler anlatacaktım.

Dizeler diyarında kan ağlıyor şiirler,
Bembeyaz güvercinler terketmiş çatıları.
Dökülen yaprakları sürükleyen nehirler,
Veda mektuplarını taşıyor sarı sarı.
Buselerde büyüyen gülüşler yarım kaldı,
Bilmediğim bir rüzgâr seni koynumdan çaldı.
Ve ben bütün hıncımı denizlere bıraktım,
Oysa ben sana daha neler anlatacaktım.

KİTAP İZLERİ

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Peyami Safa

Acının ve Istırabın Edebiyatı Peyami Safa'nın "Dokuzuncu Har-iciye Koğuşu", hastalığın pençesindeki insan ruhunun zamana meydan okuyan bir keşfi olmaya devam ediyor. Edebiyatın en temel işlevlerinden
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön