"Öyleyse, tanrım, bize daha çok, bize yepyeni, bize tamamen farklı bir tür felaket ver." - Samuel Beckett"

yazı resim

]

Uzun, gri bir yol yalnızlığında büyüdüm
Yapış yapış birikti zaman hafızamda
Ardımda akıp giden çizgiler birikti
Yağmurun söylediği şarkıyı duyardı içimdeki çocuk
Öykünürdü ıslanmaya
Düşünür, sevişir, marihuana içer
Dünyaya bakardık dumanımızın içinden
Ayıplanırdık

Bu sessizlik gece kardeşliğidir parıldayan gözlerin
Uzakta bir deniz köpürür anlarsın
Yüzünün neden eridiğini
Neden sustuğunu gölgelerle bir

Yürürken parmaklarım seslere takılırdı
Hayalet şarkılar duyardım, fısıltılar
Çocuk ağlamaları duyardım
Ölseler cennetlik;
Öldüler, yağmur geldi ağızlarından

Bir şiir yazdım içimdeki sarmaşığa
Güzel kadınlar geçti kelimeler gibi aklımdan
Teni tenime karışmış; haşarı, acemi
Giden gidene birileriydi hep kâğıt kalbimden
Her giden bir renk götürdü yanında
O renk ağladım

KİTAP İZLERİ

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Peyami Safa

Acının ve Istırabın Edebiyatı Peyami Safa'nın "Dokuzuncu Har-iciye Koğuşu", hastalığın pençesindeki insan ruhunun zamana meydan okuyan bir keşfi olmaya devam ediyor. Edebiyatın en temel işlevlerinden
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön