"Bunu da mı ben düşünmek zorundayım? Tanrı'nın işi olmalıydı." - Douglas Adams"

Kıyıya Vuran

yazı resimYZ

karanlığın ardında saklı
mum ışığının aklındakiler

oysa madde katı kaskatı görünür
yalan ve belki kımıltısızdır zaman
hızla giden bir ok gibi

vurur karanlığı tam ortadan

ve yol
tükeniştir biraz da
düşürmektir ardına güher yahut inciyi
kutlu ve şarabi yazgı kıt bulunur aynı anda

zordur kuğu gölünde sonsuzluk silüeti

ey söz koleksiyoncusu
Tanrı seninle konuşmak istiyor
söz koleksiyoncusu
burası suyun dibi görmüyorsun
burada taşın yüreği atıyor

suda acıyan bir damar
tutunuyor elime boz bulanık yapışkan
bırakmaz ayağımı çözse saçımı bırakmaz onlar
fobik ve agnostik hırıltıları suyun

yine de
suda işitilir sonsuzluğun ritmi
ama sen ne a oluyorsun ne de b
ab diyorsun ab’ı hayat istiyorsun
bir mağma kızılı olup düşüyorsun öteye
ve geceye susuz
kusuyor mekan kin kusuyor ve sus
ki örtsün yüzünü epictetus

oysa gereği düşünülmüştü ki gel ey

yalın bir söz
nasıl yüklenirse hayatı ve ölümü öyle
ruhun suya düşen yazgısı artık çıplak ve aymaz
hatta iğdiş edilmiş umutlar kadar sağır bir kavimdi

-yandım desem yanar mıydı dilimdeki mağribi-
Temrin D. sayı 14

KİTAP İZLERİ

Çıplak ve Yalnız

Hamdi Koç

Hamdi Koç’un Hafıza Labirentinde Unutulmaz Bir Yolculuk: "Çıplak ve Yalnız" Hamdi Koç’un "Çıplak ve Yalnız" romanı, okuru daha ilk cümlesiyle yakalayan o nadir eserlerden: "Amcam
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön