"Herkesin kendi gerçeği varsa, benimki neden bu kadar erken kalkıyor?" – Dorothy Parker"

Kaşarlanmış Bir Beynin Istakoz Röveşataları

yazı resim

Zaman soğuğunda;
Nasırlı ellerini ovuşturup,
Üzerinden tramvay geçmiş,
Can çekişen aşkımı;
Sevinçle
Seyrediyor,
Yaşlı dilenci kadın.
İstiklal Caddesinin
Bu köşesi
Evi barkı olmuş,
Duygularımın.
Çöp poşetinde,
Konteynıra
Atılmayı bekliyor,
Anılarım.

Eller cepte senfonisinin
Bilinmeyen notaları;
Keyiflerini,
Sürdürmektedir kulaklarımda.
Çözülemeyen denklemler,
Yağlı boya tablomu çıkardılar.
Saatlerde,
Akrep-yelkovan
Birbirine geçmiş, arapsaçı.
Kayboldu mevsimler.
Umutlar, seviler,
Enayi gibi
Bulamaçlı rüzgarların
Peşinden gittiler.
Günışığının yüzü;
Mahkeme duvarı.

Alıştığım, O bel bağladığım
Yaşam,
Hangi deliklere saklandı

(9.10.2010 tarihli 8.şiir kitabımdan)

KİTAP İZLERİ

Nasipse Adayız

Ercan Kesal

Ercan Kesal’ın Trajikomik İktidar Oyunu: "Nasipse Adayız" Her siyasi kampanya bir absürtlükler tiyatrosudur, ancak Ercan Kesal, "Nasipse Adayız" ile bu dramanın Türkiye'ye özgü sahnesinin perdesini
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön