"Sanırım 'yarın' kavramı, tıpkı iyi bir kahve gibi, zamanla acı bir şeye dönüşüyor." – Douglas Adams"

yazı resim

Mutluydun sen beni severken, başkaydın
Mavi denizlerde kımıldıyordu erkekliğim
Başımın üstünde ay, gözümde karaydın
Sen soğuk rüzgarlarla şarkılar söylediğim.

Dudakların uçuktu, kiraz pembesi gibiydi
Dilimi eritiyordun, kadınlığını kullanarak
Bir uçurumdan düşmek, yıldırım çarpması gibiydi
Bitiyordum sende alev alev yanarak.

Başkaydın sen, ne şule ne sultan,
Kesiyordun nefesimi, boğuktum sana.
Onları unutmuştum seni seveli, çoktan
Geberiyordum kollarında, beni bir daha sarsana.

Yalnız sonbahardı, saçlarım sırılsıklam
Güneş senin göğüslerinden doğuyordu
Ah diyordum, beni orda saklasan
Doymuyordu nefsim sana kuduruyordu.

Mutluydun sen, beni severken başkaydın
Temmuzda üşüyordun, beni terletinceye kadar
O günleri arar oldum, yine yanımda olsaydın
Severdim, okşardım soluğum kesilene kadar.

21/09/2008=18:15 ş.arap

KİTAP İZLERİ

Nohut Oda

Melisa Kesmez

Melisa Kesmez’in ‘Nohut Oda’sı: Eşyaların Hafızası ve Kalanların Kırılgan Yuvası Melisa Kesmez, üçüncü öykü kitabı "Nohut Oda"nın başında, Gaston Bachelard'dan çarpıcı bir alıntıya yer veriyor:
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön