"Sanırım 'yarın' kavramı, tıpkı iyi bir kahve gibi, zamanla acı bir şeye dönüşüyor." – Douglas Adams"

yazı resim

HÜZÜN BESTESİ

Kim bilir kim, kaç yiğidi hasır üstüne yatırdı?
Sevenlerin üzerine doğan güneşi batırdı.
Ah bir dili olsa idi neler neler anlatırdı
Gözyaşlarını saklayan güncenin hüznü olmasa.

Gözlerinden dökülüp de kirpiklerinde gezerken
Vuslatına günler saydım hasrete ferman yazarken.
Günden güne hicranın deryasında yüzerken
Gülistanda gül koklayan ecenin hüznü olmasa.

Gecenin kara yüzünde açıktır her iki gözü
Bir yanında aşk badesi bir yanında hasret közü.
Anlamı yitik cümlenin ağlıyorken özü sözü
Öksüz yanını yoklayan hecenin hüznü olmasa.

Koyup düşler küfesine elemi tartmazdı kantar
Yorulurdu hüsran ile gözyaşı satan tezgâhtar.
Mutluluğun kapısını açar giderdi anahtar
Her güne hasret yükleyen gecenin hüznü olmasa.

Ulaşmak ne kadar zordu sevda denilen otağa
Aşk düzünde yürüyorken takıldılar bin bir ağa.
Kavuşurdu eller ele kavuşurdu dağlar dağa
Yar deyip de yol bekleyen nicenin hüznü olmasa.

26.05.2016

Rasim YILMAZ

KİTAP İZLERİ

Engereğin Gözü

Zülfü Livaneli

İktidarın Göz Kamaştıran Işığı ve Bir Hadımın Gözünden Saray Zülfü Livaneli’nin, okurunu XVII. yüzyıl Topkapı Sarayı'nın loş ve entrika dolu koridorlarına davet eden romanı "Engereğin
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön