**Çocukluğumdan beri adlandıramadığım sebepsiz bir sıkıntı, bir rahatsızlık vardı içimde. Hiçbir şey için, başarmaya dair gerekli hırsı duymuyordum. Ana rahminde, yaşamam için gerekli organlara ait dokular bir bir örülürken, ruhum için geriye sadece ölü tohumlar kalmış olmalıydı. Olup biten her şeyi Diojen’inkine benzer bir fıçının içinden izlerken, her şeyin boşunalığına dair Tanrı'nın yolladığı canlı bir vahiy, bir delil gibiydim. Hiçliğin aynasıydım ben. Tüm idealleri, inançları yalanlayan ve bu dünyaya ait tüm planları anlamsız kılan... **
Fatih Kaynak, hayata bakışı, anlatım tarzı ve kullandığı dille yeraltı edebiyatının ülkemizdeki temsilcilerinden biri olmaya aday. Bir solukta okunup bitirilen ve damağımızda Bukowski tadı bırakan "Hiçliğin Aynasıydım Ben" de bu türün az sayıdaki örneklerinden biri olması açısından önemli bence.
Altay Öktem, Radikal Kitap / 2005
