"Hayatta iki şeyden kesinlikle kaçınmalısın: kötü kahve ve iyi bir hikayeyi mahveden editörler." — Mark Twain (kurgusal)"

yazı resim

Başakları yağmur fukarası bir kıtlığım
Barut kokusunda bereket biriktirdim
Öykümde,kendime savaşçı dağlı bir kabilim
Ve geleceğimi dört yapraklı yoncadan bilirim

Göçebeyim..!
Yamalı sevdalarım
Her iklime derin yara
Her mevsime saklı kara çalarım

Acılı gözlerle bakma öyle!
Duvarsız olmak,
Duyarsız olmaktan iyi değil mi?

Tırpana durmayan harmansız bir ağıdım
Çobansız koyunlara türkümü ezberlettim
Bıçak ağzı kesik yara, yurtsuz göçebeliğim
Nereye konsam, ömürsüz kırlangıçlara dönerim

Göçebeyim
Zamana diyetsizim
Düşlere yelkensiz
Sınırlı bir bahara yolculuğum.

Öyle alaycı bakma!
Alansız olmak
Allah’sız olmaktan iyi değil mi?

Hüznün sularında gelinciklere benzer kırgınlığım
Dokunmadan sev, bin filizle geri dönerim
Bir Fatiha menekşesi düşür cemreme
Mimozalar uzak-yakın gel-git lerde arkadaşım

Göçebeyim
Kilitli hayallerim
Nasırlı ellerim var
Sahipsiz toprakların
Pusulasız evrimindeyim

Öyle anlamsız bakma!
Yersiz olmak,
Yârsız olmaktan iyi değil mi?

Son söz;

-Bu bir eglog şiiri değil-
-Bende pedagog değilim-

Olabildiğin kadar anlarsın!

Faik DANIŞMAN ] ] ]

KİTAP İZLERİ

Öyle miymiş?

Şule Gürbüz

Şule Gürbüz’ün Zaman ve Anlam Arasındaki Yankısı Bir kitabı roman yapan nedir? Belirli bir olay örgüsü, gelişen karakterler, diyaloglar mı? Şule Gürbüz’ün “Öyle miymiş?” adlı
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön