"Yazar olmak, bir tür zihinsel hastalıktır; tek farkı, bu hastalığı satabiliyor olmanızdır." — Neil Gaiman"

yazı resim

]Her gün…
Yeni bir güne merhaba deriz…
Sabah olur…
Kalkarız yatağımızdan…
Giyinir…
Kuşanır…
İşimize gideriz…
İşte…
O zaman başlar rollerimiz…
İstesekte…
İstemesekte hep bu düzenin esiriyiz…
Ekmek derdi…
Aş derdi…
İş derdi derken…
Her gün ömrümüzün…
Giden bir gününün…
Üzerine biraz daha…
Tuz biber ekeleriz…
Hiç düşünmeyiz…
Bir gün…
Elimizdeki biberlikte…
Biber ya da tuz kalmayabileceğini…
Ne zamanki bunu anlarız…
İşte…
O zaman zaten sarmalanırız…
Alırlar dokuz metre amerikan bezi…
Ölçerler ötemizi berimizi…
Giydirirler kefenimizi...
Paketlerler bizi…
Koyarlar dört kolluya…
Oradan da musallaya…
Ve…..
………….Ve
Yallah kuyuya…
Bu kuyunun geri dönüşüde…
Yoktur artık…
Sizi oraya bıraktıktan sonra…
Bu dünyada en çok sevdikleriniz…
Bile sizden korkar olurlar…
Peki, ama niye?
İnsan hiç sevdiğinden korkarmı…
Şimdi benden size tavsiye…
İyi dinleyin dostlar…
Bence insan kendine…
Biraz zaman ayırmalı…
Yapmak isteyipte yapamadıklarını…
Yapmalı…
Hayatın tadını azda olsa çıkarmalı…
Verirken son nefesini…
Özlemleri ve yapamadıkları için…
Asla pişman olmamalı…
Benimki sadece bir dost önerisi…

10.06.2008
Bornova/İZMİR

KİTAP İZLERİ

Engereğin Gözü

Zülfü Livaneli

İktidarın Göz Kamaştıran Işığı ve Bir Hadımın Gözünden Saray Zülfü Livaneli’nin, okurunu XVII. yüzyıl Topkapı Sarayı'nın loş ve entrika dolu koridorlarına davet eden romanı "Engereğin
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön