"Herkesin kendi gerçeği varsa, benimki neden bu kadar erken kalkıyor?" – Dorothy Parker"

Dil Susar, Gönül Yazar, An Şahitlik Yapar!

yazı resim

Hissiyatın
Kuşatan o makûs terennümüyle
Sabır düğümlerinin zemheriyi bekleyecek kanaatiyle

Kalbi kilerinde
Zihni muvazenende demlenen
Umut içinde filizlenen düşlerin muhayyilesiyle her dem

Tuval üzerine
Fırçaların raks eden suhuletiyle
İç hıçkırıkların bir bir çıkıyordu ve sancıyla gün yüzüne

Sen her ne kadar
Bir kelam etmeden dirliğe ersende
Resmettiğin meram anlatıyor her şeyi zarif güzelliğinde

Halini anlamak
Yıllara sâri suskunluğuna uzanmak
Gönül yelpazende sana ram olmak hicranınla barışmak hoş

Gün sakince çekiliyor
Güneş halindeki ahvaliyle kalıyor
Aşk hala anlaşılmıyor hangi hakikatle kalbi inkişafı biliyor

Kararan havada
Nükseden sancıların çardağında
Şayet bir şafak aydınlığı olacaksa, ölüm hakkıyla nurlaşa

Hal korkuya muttalise
Umudun solgunluğu kalbe sudur edince
Zaman durmadan anlatacak, an sende kalacaksa ne olacak

Hasredilen enler
Haysiyetten azadeleşen benlikler
Mütemadiyen artan kalbi lekeler, hüzün nağmesinde şevkler

Mustafa CİLASUN

KİTAP İZLERİ

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Peyami Safa

Acının ve Istırabın Edebiyatı Peyami Safa'nın "Dokuzuncu Har-iciye Koğuşu", hastalığın pençesindeki insan ruhunun zamana meydan okuyan bir keşfi olmaya devam ediyor. Edebiyatın en temel işlevlerinden
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön