Avuçlarımda renkler, ellerimi gizliyorum senden. Gül kokuyor, saklanamıyor çiçekler. Versem mi vermesem mi derken, ‘ver!’ diye bacağıma yapışıyor karttaki minikler. Belli ki gözleri dikilmiş senli günlere. Örtülmüyor dünkü güzellikleriyle geceler. Orada, oralardaki seninle; burada, buralardaki ben. Çıplak ayaklı miniklerin arasında da o! O, beyaz tüylü alaca kuyruklu. Burnu terli gözleri yumuk. Boynunda sevdiğin renkten bir fiyonk. Tasması deri, mavi boncuklu. Adı yok. İşin gerçeği, tasması da... Fiyongu ben uydurdum, bir de boncuk kondurdum. ‘Mutlucuk,’ diye seslendim, aldırmadı. Adını sevmedi ya da boncuğu beğenmedi! Çokça satın aldım. Yılbaşında, doğum gününde... Her bayram yine... Bu karttan? Bu kartı? Atsam mı atmasam mı derken , suspus olmuş kımıldamıyor bebekler. Bu kartı?.. Bu kartı?.. Yine bağrışıp yönlendirsenize bebekler. Salınıp koksanıza güller. Başlattınız bitirsenize minikler. Bu kartı?.. Bu kartı?.. Evet, bu kartı?..
KİTAP İZLERİ
Aşk Hikayesi
İskender Pala
İskender Pala'nın Kaleminden Zamana Meydan Okuyan Bir Aşk Destanı İskender Pala, "Aşk Hikayesi" ile Okurlarını 17. Yüzyıl İstanbul'unda Soluk Soluğa Bir Serüvene Çıkarıyor 10 Haziran
İncelemeyi Oku