"Yazarlar, çoğu zaman, ne kadar az bildiklerini göstermek için sayfalar doldururlar." – Umberto Eco"

Ankara ve Ben

Ankara'yla olan ilişkimizin kısa bir ifadesi..

yazı resim

Maskelenmiş sıkıntılar,boğazda düğümlenmiş bulantılar ve hüngür hüngür ağlayan lacivert gökyüzü..
Karşımda camlara saldıran damlaların iyice bulanıklaştırdığı,bir ressamın fırça darbesiyle bayılttığı yağlı boya bir tablo gibi akışkanlaştırdığı, kapısına mühür vurulmuş duyguların kenti..
Görünmez bir hüzün virtüözünün kasvet makamında çaldığı şarkılarla büyümüş benliğimi solgun kaldırımlarının griliğine terk etmiş bir şehir..
Git gide koyulaşan tonlarına boyandım burada hayatın..Burada isimsiz ızdıraplar zerk etti yüreğime sokaklar,feragat etti haklarından tüyü bitmemiş mutluluklar.. İlk defa bu şehirde sıkıldım sıkılmaktan,ilk sendeleyişim burada oldu.. Bol acılı yıkımlarımı burada yaşadım..
Yeniyetme umudumu dansa kaldırdım,ben onu belinden tuttum,o benim elimden uçtu.. Burada kestim sevgilimi,traşlarken sevgisini.. Sonra bitti zaten melodi,başladı "es"lerin hakimiyeti..
Bir hayli zaman oldu unutalı çok bilinenli sırlarımı,kahpe döşeklerinde yatırdım berceste mısralarımı..

KİTAP İZLERİ

Tutunamayanlar

Oğuz Atay

Tutunamayanların Edebi Ayaklanışı Oğuz Atay'ın anıtsal eseri "Tutunamayanlar", 1972'de yayımlandığında Türk romanında bir deprem etkisi yaratmıştı. Yarım asır sonra bile, bu sarsıntının artçıları edebiyat dünyasında
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön