"Yarınki gazeteyi okumak için bugün ölmenin ne anlamı var ki?" *Mark Twain*"

yazı resimYZ

...........
Bilmiyorum şu an nerdesin?
Sağ mısın, ölü mü?
Çocuğun oldu mu?
Oğlan mı, kız mı?
Kız olduysa,
kesin senin çocukluğundaki kadar,
güzel olmuştur çocuk..
Saçları kömür,
gözleri zeytin karası..
Bence Adanalı Ayşe'nin kopyası,
tıpkı anası..
Kolalı yakalar taktın mı önlüğüne onun?
Beyaz yakalı, siyah önlüğünle
ne kadar güzeldin Ayşe, hatırlar mısın?
Sen Adanalı Ayşe,
benim çocukluk aşkım.
Sen aklımdaki, bal tadında bir anı.
Seni düşünmek bile
mutlu ediyor adamı...
Toprak Mahsullerinde müdürdü baban.
Çekip gittin kasabadan
bana sormadan....
Örgülü saçların, gamzeli suratın,
o güzel duruşun, manalı halin..
Ben seni Ayşe,
hep o halinle hatırlarım..
Adanalı Ayşe,
genç kızlığını göremedim ben senin.
Kalın mı?
yoksa ince miydi belin?
büyüdükçe, küçük mü kaldı bedeninde,
zeytin karası, o güzel gözlerin?
Sevdin mi?
Aşık oldun mu kocana?
Yoksa, ana-baba,
hısım akraba yakıştırıp seni,
verdiler mi sevmeden
Adanalı bir adama..
..............................................................

Muzaffer Cura

KİTAP İZLERİ

Engereğin Gözü

Zülfü Livaneli

İktidarın Göz Kamaştıran Işığı ve Bir Hadımın Gözünden Saray Zülfü Livaneli’nin, okurunu XVII. yüzyıl Topkapı Sarayı'nın loş ve entrika dolu koridorlarına davet eden romanı "Engereğin
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön