Toplumumuzun ahlakını kemiren önemli bir hastalık yıllar önce dikkatimi çekti: Hurafecilik. Yaklaşık kırk yıldan beridir, -çevremin ve aldığım eğitimin etkisiyle olacak- batıl inanışlar ve hurafecilik üzerinde yoğunlaştım.
Kısa zaman içinde bir toplumu yıkmaya yeten bu tehlikeye karşı ne yazık ki Türkiye'de verilen mücadele çok yetersizdir. Bunun nedenleri üzerinde de durdum. Hurafeciliğe, kesinlikle dinin alet edildiği gerçeğine inanıyorum. Dolayısıyla din ile ahlâk kurumu arasındaki bağların çok güçlü olduğunu unutmamak gerekir.
Hurafe ve batıl inanışların yaygınlık kazandığı bir toplum, -kanaatimce- asla bir bilgi toplumuna dönüşemez. Nitekim coğrafyamızda yaşayan halklar arasında hemen hiç bir kitlenin evrensel bilgilere önem vermediği ortadadır. Bu nedenle Türkiye'nin karşılaştığı sorunların önemli bir kısmının, dolaylı da olsa- tememelde hurafeci zihniyetten kaynaklandığına büyük ihtimal vermek gerekir. Nitekim ırkçılıktan, putperestliğe, tarikatçılıktan tarih saptırmacılığına kadar birçok tehlikeli eğilime ortam hazırlayan faktör esasen hurafeciliktir.
Hurafeciliği görmezden gelerek veya bu zihniyeti sinsice okşayarak toplumu yanlış doğrultuda yönlendirip gütmeyi hedefleyen güçlerden özellikle kalem mafyasına karşı yazar meslektaşlarımın gayretlerini bekliyorum. Saygılar sunuyorum.
Hurafecilik
4 görüntülenme · 1 ileti