"Biz kendi aramızda denedik, beklenmedik sonuçlara (ve sonlara) ulaşıldığını şimdiden belirtelim" denmiş, forumun başlığında.
Yıllardır gerçekleştirmek istediğim bir projem vardı. Gerçekten aynı sizler gibi, sonuçlarını bilmediğim ama çok merak ettiğim bu projemi gerçekleştirebilmek hep hayal olarak kaldı benim için.
Nedenlerine gelince...
İlk olarak, mekan sorunu... 10 tane yazar arkadaş lazım bu proje için. Ben Ankara'da yaşıyorum. sitede çok sayıda Ankara'dan yazan arkadaş var. Ama sadece bir kereliğine de olsa bu kadar yazarı bir araya getirebilmek mümkün olmaktan -en azından şimdilik- ne yazık ki uzak... Farklı şehirlerde oturuyor olmak en büyük problem. 8 kişi hazır olsa 2 kişi olamıyor. böylelikle, yer sorununa bir de uygun zaman sorunu ekleniyor.
Ben atölye çalışması gibi değil de, birlikte bir eser yaratma olarak planlamıştım bu işi. çünkü kişiler, yazın işini genellikle hobi olarak görüyor ve dolayısıyla düzenli bir süre ayrımına gidilemiyor. Kimseyi, bir işe uzun süre bağlayıp, alıkoyma yoluna gitme yerine, anlık birlikteliklerle, üretim daha da kolay gibi geliyor bana.
10 kişinin seçimine gelince...hiç bir kıstas ve sınırlama yok...zaten amacım da olmamasıdır.
Kimbilir, günün birinde bunu gerçekleştirebiliriz. Ne olduğu konusunda, hiç kimseye hiç bir şekilde bir açıklama yapmadım bugüne kadar. Şu anda 3 kişi olduk gibi. gibi diyorum. çünkü onların da henüz ne yapacağımızdan haberleri yok. olmayacak da...
Katılmak isteyen arkadaşlar olursa, bana mail yoluyla ulaşabilirler. bakarsınız ilginç bir şey çıkarabiliriz. Yalnız açıkça belirteyim, hepimizin zamanı kendimize ait olduğu için, uygun zaman konusunda birbirimize karşı oldukça hoşgörü ve sabırlı olmalıyız.
Sevgi ve Saygılarımla
Orkun
Roman Atölyesi
14 görüntülenme · 24 ileti
Orkun bey,
Sizin fikrinizde ilginç. Umarım bir araya gelebilirsiniz.
Ben ve bir arkadaşım internet üzerinden (farklı kıtalardayız)
böyle bir çalışma girişiminde bulunduk. Önce ortak bir konu belirledik.
her ikimizin de ilgisini çeken ve yazabileceğimiz. Sonra sıra yazmaya geldi.Belli aralıklarla yazdığımız küçük paragrafları ya da tek cümle dahi olsa duygu ve düşünce ifadelerini bir araya getirdik. Birleştirmenin çok zor olacağını düşünmüştük ancak gördük ki birbirini tamamlayan anlatımlar ortaya çıkarmışız.
Sonra aynı konu üzerinde, farklı zamanlarda ve farklı iki kişi tarafından yazılmış bu parçaları birleştirdik. Hatta birleştirirken, bu giriş bölümünde olsun, bunu gelişme bölümüne saklayalım...gibi yorumlarda pek iştah açıcı oldu. Uzun vadeli bir girişim olduğunu farkettik. Ancak denemesi bile heyecan vericiydi. Umuyorum projenizi hayata geçirir ve verim alırsınız.
Syg.
Naile.
Notunuz için teşekkür ederim. Sizin yapmış olduğunuz şey de çok güzel.
Okurken, sadece bir kişiyi okumaya özellikle dikkat ederim. Yazarı tahlil açısından ve sonraki okumalarda hayli faydasını gördüm bu yöntemin. Bir olay hakkında kimin ne yazabileceğini önceden kestirebilme olanağı sağlıyor insana.
Ama, anlık durumlar karşısında ne yapabileceğini merak etmiyor da değilim. Bu yüzden benim projem için, yanyana gelmiş olmak gerekli. birbirini hiç tanımayan ya da çok az tanıyan kişilerin birbirinden bağımsız zihinsel yapılarıyla neler yapabileceğini görmek hayli ilginç geliyor bana.
şehirlerarası otobüs yolculuğunu düşünün. varsayalım otobüs firması her yolcusuna yol boyunca okumaları için, aynı kitabı verse. ve yolculuğun bitimine doğru, önlerine birer kağıt kalem uzatsa ve "kitap hakkında düşüncelerinizi yazın" dese... ortaya, çok ilginç şeyler çıkacaktır şüphesiz... projem de buna benzer bir şey olacak ama yine de çok farklı olacak...
bekleyeceğim...eğer gerekli sayıyı bulamazsam, benzer şeyi başka şekilde bizzat kendim yapacağım... bu çok zor ve yorucu bir iş olacak, ama olacak... isteğim ilkinin olması...ama olmazsa da dünya sonu değil...
Saygılarımla
Orkun
İstanbul'da olup, Ankara'da bir şeyler kovalamak cidden zor. KIGEP'le ilgili olarak yarım kalan işlerimi tamamlamak için sanırım Haziran, Temmuz gibi Ankara'ya gideceğim. Bu arada Ankara'dan şair bir ablamız şiir dinletisine davet etti. İkisini aynı zamana denk getirirsem ve oraya gelmeyi başarabilirsem iş güç arasında, sizin bu oluşumunza az da olsa katılmayı isterim. En azından farkının farkında olan yeni dostlar kazanmak şerefine nail olurum. Hem belki siz ve arkadaşlarınız da şiir dinletisine gelirsiniz. Daha çok var. Sakıncası yoksa konuyla ilgili olarak sizinle mail adresinizden iletişim kurarım. Bu arada dediğinize katılmakla birlikte, bizim sayı azlığımız, fikir ve konu birliğimiz işimizi kolaylaştıran...İki ayrı kişi ama düşünce bir kişi işi gibi oldu...
Tekrar teşekkürederim.
Yolunuz açık olsun. İstemek başarmanın yarısı, hepimiz bir gün ideallerimizi geç bile olsa, gerçekleştireceğiz.
Saygılarımla.
Naile.
Çok iyi bilirim İstanbul'da olup da Ankara'da bir şeyler kovalamanın zorluğunu. Ama itiraf edeyim, Ankara'da yaşayanlar İstanbul'da yaşayanlara göre bu konuda daha yardımseverlerdir.
Bir resmi evrak fotokopisi için İstanbul'a gelmek zorunda kaldığımı bilirim. Havasından mıdır, suyundan mıdır bilinmez, İstanbul'da yaşayanlar, yaralı parmakla bir türlü barışmıyorlar.
Oysa biz Ankara'da yaşayanlar öyle değiliz. Çoğumuz yağmasak da gürleriz. O da iyidir. Hiç bir şey yapmamaktan iyidir, yapıyor görünmek :))) onun için meclis Ankara'dadır, politika Ankara'dadır :)))
Yazın burada olmayı planlıyorsunuz. İnşallah gerçekleşir. Şiir dinletisi konusunda, "neden olmasın" diyorum. Ama tabi ki, zaman yaratma olayına bağlı. Ayrıntısını yazarsanız ona göre proğram ayarlarım.
Mail adresim, sitede kayıtlı ama genelde arkadaşlar altçizgi yazdıkları için mailler elime ulaşmıyor. (l-boya@tkb.com.tr) şeklinde yazarsanız bana ulaşır mailleriniz.
Sevgi ve Saygılarımla...
Orkun
Hava, iç karartıcılığını çağrıştırıyor kış aylarının.
Güneş, görünmek istiyor ama bulutlar izin vermiyor.
Belediye görevlileri, uzun zamandır, mevsimlik çiçek dikiyorlar bulvarlara.
Çiçekler gülmeye korkuyorlar havanın "ne yapacağı belli olmaz tavrından"
İnsanıların yüzüne de yansıyor, havadaki solgunluk.
Tepem atıyor ve haykırıyorum havaya;
"İnsanı soldurabilirsin belki, ama Nisan'ı asla"diye...
"Bana ne kızıyorsun ki!.. her bir şeyi bozduğunuz gibi, beni de siz bozdunuz" diyor hava...
"Haklı mı ne?.." diye içimden geçirmiyorum, desem yalan olur.
kitabımı sevgili nida'ya da gönderdim,
artık o düşüncelerini yazar herhalde,
bir keresinde bu foruma romandan bir parça koymuştum,
o romanı bitirdim, bir yayınevine yolladım,
sonuç olarak, editör romanı beğendi, birkaç övgü vs.
ama roman tarz olarak yayınevine uymuyormuş.....
e bu beni güçlendirdi.
editör romanın dilini zor buldu.................ben de dili üstünde yeniden çalışmayı teklif ettim...
bakalım, dili üstünde yeniden çalışacağım...
ve başka bir romanı da yollayacağım onlara...
Bak İsa! Sen kitabını bana yollamadın, ben senin kitabını satın aldım. Ve güzellik yapmışsın, iki şiir kitabı göndermişsin. “O şairin eserlerini beğendim, Bir Bulgar göçmeninde böyle Türkçe, pes…” Biz miyiz göçmen… Kitabını okumaktayım, bitmedi. Bitsin ki yorumum olacak tabi “nidaca”. Ama seni azminden dolayı tebrik ederim. Emeğe saygım var. Kitabını gördüğümde buzlar eridi. Bir emek işçisi olarak sana saygı duydum, bitsin bakalım kitabın yazar olarak da benimseyeceğim mi…
Saygılar.
diyelim bir roman yazıyorsunuz, kafanızda ellbette bazı şeyler olacaktır,
ama yazma esnasında yepyeni şeyler de çıkar, bunlar buluşlardır,
eğer bu buluşlar, romanın yörüngesini, bozuyorsa, işte o zaman kötü,
yazar, ipin ucunu kaçırırsa, ne konuyu toparlar ne de başka şeyi yapabilir.
bu şuna benzer, bin kişinin karşısına çıktınız, konuşmanız kafanızda, ama bin kişiyi görür görmez bütün bildiklerinizi unuttunuz,
roman yazan, ilk cümlesinden itibaren hiiçbir şeyi unutmaz, onu hisseder çünkü, benliğindedir roman, kırkıncı sayfada dağılmışşsa beyniniz, durun, kafanızı toplayıp, ta başta belirlediğiniz şeyleri hatırlayın,
romanı yazar yazar, kahramanları da yaratan odur,
kontrol etmekten söz ediyorum,
siz kendinizi kontrol edemiyorsanız, hazır değilsiniz demektir,
ki bir roman yazmak kolay iş değildir,
ben romanın dil'i dahil herşeyi başta hesaplarım.
bir film gibi düşünürüm.
hesap dışına çıkmamaya gayret gösteririm.
sayfa uzunluğunu bile belirlerim.
diyelim 80 sayfa, seksen sayfa içinde ne anlatacaksam anlatırım. fazlası yok.
kurgu. kişiler...olaylar....olaycıklar....yan kişiler...
hepsi belli ölçüde...
zaten sayfaların çoğu dolgudur, özü aralara sinmiştir...
bir roman, bir cümle için yazılır....aslınca...gerisi dolgudur....
dolgu: heyecanı, duygusu, düşüncesi, felsefesi, ...........
bu liste uzar gider.........anlayacağınız...
Merhaba,
Bursa'da Ekim 2005 - Ocak 2006 arasında bir roman atölyesi gerçekleştirdik. Herkesin farklı bir roman konusu vardı. Haftada bir toplanıp yazılanları kendi aramızda paylaştık. Bir lider ve beş yazar eşliğinde devam eden çalışmada 2 roman tamamlandı, kalan üçü ise devam ediyor.
Saygılarımla.
Serap.
SERAP DEMİŞ Kİ,
Merhaba,
Bursa'da Ekim 2005 - Ocak 2006 arasında bir roman atölyesi gerçekleştirdik. Herkesin farklı bir roman konusu vardı. Haftada bir toplanıp yazılanları kendi aramızda paylaştık. Bir lider ve beş yazar eşliğinde devam eden çalışmada 2 roman tamamlandı, kalan üçü ise devam ediyor.
Saygılarımla.
Serap.
isa der ki, güzel ama bu roman yazma işi tek başına yapılacak bir iştir, gözetmen etrafta, yaz roman, hapse düşen adamın ensesindeki gardiyan gibi.
serap bence boşverin lideri, araştırıp okuyup roman nasıl yazılır öğrenin, bakın kimse bedava ders vermez, sizden kaç para ALDILAR?
SERAP DEMİŞ Kİ,
Merhaba,
Bursa'da Ekim 2005 - Ocak 2006 arasında bir roman atölyesi gerçekleştirdik. Herkesin farklı bir roman konusu vardı. Haftada bir toplanıp yazılanları kendi aramızda paylaştık. Bir lider ve beş yazar eşliğinde devam eden çalışmada 2 roman tamamlandı, kalan üçü ise devam ediyor.
Saygılarımla.
Serap.
isa der ki, güzel ama bu roman yazma işi tek başına yapılacak bir iştir, gözetmen etrafta, yaz roman, hapse düşen adamın ensesindeki gardiyan gibi.
serap bence boşverin lideri, araştırıp okuyup roman nasıl yazılır öğrenin, bakın kimse bedava ders vermez, sizden kaç para ALDILAR?
İSA BEY DEMİŞ Kİ,
isa der ki, güzel ama bu roman yazma işi tek başına yapılacak bir iştir, gözetmen etrafta, yaz roman, hapse düşen adamın ensesindeki gardiyan gibi.
serap bence boşverin lideri, araştırıp okuyup roman nasıl yazılır öğrenin, bakın kimse bedava ders vermez, sizden kaç para ALDILAR?
SERAP'TAN CEVAP
İsa Bey yazın elbette ki tek kişilik bir eylemdir. Paylaşımlar yazılanlar ve edebiyat üzerine gerçekleştirilir. Bizim için yazma eylemi paraya değil insana yöneliktir. Kaç romanınız var bilmiyorum ama okuma ve araştırma konusuna gelince yazdıklarınıza sadece gülümseyerek bakıyorum.
Karşı taraf hakkında fikir sahibi değilseniz bu kadar iddialı tümceler kurmayın. Yazar ya da yazan kişi olmak empati kurmayı gerektirebilir.
Kolay gelsin.
Serap.
SERAP YENİR DER Kİ:
İSA BEY DEMİŞ Kİ,
isa der ki, güzel ama bu roman yazma işi tek başına yapılacak bir iştir, gözetmen etrafta, yaz roman, hapse düşen adamın ensesindeki gardiyan gibi.
serap bence boşverin lideri, araştırıp okuyup roman nasıl yazılır öğrenin, bakın kimse bedava ders vermez, sizden kaç para ALDILAR?
SERAP'TAN CEVAP
İsa Bey yazın elbette ki tek kişilik bir eylemdir. Paylaşımlar yazılanlar ve edebiyat üzerine gerçekleştirilir. Bizim için yazma eylemi paraya değil insana yöneliktir. Kaç romanınız var bilmiyorum ama okuma ve araştırma konusuna gelince yazdıklarınıza sadece gülümseyerek bakıyorum.
Karşı taraf hakkında fikir sahibi değilseniz bu kadar iddialı tümceler kurmayın. Yazar ya da yazan kişi olmak empati kurmayı gerektirebilir.
Kolay gelsin.
Serap.
İSA KANTARCI DER Kİ:
yazdıklarıma ister kulağınızla gülümseyin ister karnınızla, ne yaparsanız yapın beni ilgilendirmez yüzünüzün alacağı yoksulluk.
öyle yerlerde hep para alırlar, çok iyi bilirim, biz para için yapmıyoruz falan diyorsun, benim kastettiğim neydi sayın uyanık? sizden para alıp almadıklarını sordum,
kendine güveniyorsan konuş, aksi halde konuşma,
kaç romanım var ya da yok, konu bu değil, burada size kendimi ispat etmem bir saçmalık olur zaten, ben size adam gibi bir söz söyledim, siz de gelmiş kaç romanınız var falan gibi bana çamur atmaya kalkıyorsunuz, ucuzluktur bu,
benim dediğim doğru mu değil mi, önemli olan bu,
roman tek başına yazılır, siz de bunu kabul ettiniz, dava kapanmıştır,
yazar empati kurar mı kurmaz mı anlamam, anladığım, bir şey söylemek istersem söylerim,
İsa Bey,
Sizi tanımam. Yazım şekliniz hoşuma gitmedi. Nasıl bir üsluptur bu. Bu sadece gönüllü bir paylaşımdı sadece. Edebiyattaki paylaşım anlayışınız gerçekten ilgi çekici. Beni çok şaşırttınız. Ben edebiyatçıların daha çok görünenle değil özle ilgilendiğini düşünürüm. Yanılıyor muyum yoksa?
Sayın İzEdebiyat yetkilileri!
Talebimi burada dile getirmekten aslına bakarsanız bende rahatsızım.
Fakat ne çare başka yol bulamadım.
Sitenize vakti zamanında isteğiniz üzere bir miktar bağışta bulundum. Amma görüyorum ki bu bağış listesi hâlâ daha gündeme gelmekte ve ismim orada alenen teşhir edilmektedir.
Ben ki bu durumu bir gaflet anıma bağladığımdan ismimin şimdilerde bu listede görünmesinden rahatsızlık duymaktayım Ve kendimi, kendimce kandırılmış olarak görmekteyim. Bu sebeple ismimin derhal o listeden silinmesini, hatta ve hatta İzEdebiyat diye anılan bu siteden üyelik kaydımın silinmesini istiyorum.
Zalim bir gemi
zincirler bedenimizi
Sarhoşluğun tadı gözlerinde dem
Yudumlar dudaklarım
bilinmezliği
ve olmayan seni
Güller tenime akar oldu sensizliğinle
Matemin
kimsesiz duvar
kireç kokulu
Melodiler yok
gözlerinde esir bir sigara uzanır
peşinde istemesende
Parçalanmış cam taneleri
kararsız gözlerine yakışır mı
yakışır mı söyle
pazar akşamları hep birtanemsin