Tasvir Sanatı
8 görüntülenme · 37 ileti
Önce Sayın Yusuf Ziya!
Arkadaşım, Orhan Pamuk’u sevmeyebilirsin, benim de sevdiğim ya da sevmediğim tartışılır. Ama Orhan Pamuk’un eserlerini edebi açıdan kabul etmemek bana göre de çok büyük bir kayıp. Şimdiye kadar okuduğum en iyi roman yazarlarından biri olarak kendini gösterebilirim. Kısacası sen doğru olanı yapıyorsun derim. İhanet, iftira, hain düşüncelerinde de haklısın.
Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma ve yayma özgürlüğünü içerir. (İnsan Hakları Evrensel bildirgesi)
Sevgili İmdat özcan!
Metin başlığını iyi atmışsın. Evet; bakış farklılığı, sana katılıyorum. Yazdıklarımın kendimce olduğunu belirterek devam ediyorum. Tarih diyoruz ve bizim arşivimiz, bizim değerlendirmemiz, bizim yazdıklarımız diyerek neticeye gitmeye çalışıyoruz. Yani hep; ‘bizim’ diyerek hareket ediyoruz. Şimdi diyorsun ki; Ermenistan yönetimi arşivlerine dokundurmamak için ellerinden gelen çabayı sarf ediyorlar. Bu onların tasarrufu. Diğer ülke ve ulusların ermeni soykırımı hakkındaki iddialarını nasıl değerlendiriyorsun. Onlar olayları farklı boyutlarda ele alabilir. Biz buradan onlara hayır böyle diyemezsiniz, buna hakkınız yok diyemeyiz. Bu konuları yetkili kişilerin tartışarak çözeceğine inanıyorum. Bütün bunların ötesine giderek bu konuları tartışacak yetilerde şahsen ben kendimi yeterli bulmuyorum. Ha bunları yazmamın akabinde sakın ola ki ben ermeni soy kırımının varlığını kabul ediyorum. Böyle anlaşılmayı kesinlikle istemem. Bu paragrafta anlatmak istediğim; Var Samsa ile senin ayrı düşünceler içinde olabileceğiniz. Hepimiz hayata aynı gözlükten bakmıyoruz ki! Orhan Pamuk böyle söylediği için yok sayılamaz demek istiyorum, Var Samsa’nın yazdıklarından çıkardığım da sanırım bu.
Şimdi de benim konu hakkındaki fikrim nedir onu açıklamak istiyorum. Ben okuduklarımda yazarın şahsiyetine pek önem vermem. Tabii bu da benim görüşüm.
Benzer bir konu hakkında bir başka sitede yapmış olduğum yorumu aynen buraya atarak düşüncelerimi belirtiyorum.
"Cevap:
Suç makinesi ve katil François Villon, alkolik Edgar Allen Poe, dolandırıcı Honore de Balzac, kumarbaz Fhodor Mikhailoviç Dostoyevski ve karısını satan Henry Miller’in ahlaki yapıları ile eserlerini örtüştürmenin çok manasız bir durum olduğunu düşünüyorum. Bu insanlar farklı bir dünyanın insanlarıdır, onları ahlakları ile yargılayarak yok etmeye kalkışırsak sanırım onları değil kendimizi yok ederiz. Onlar ki dünya edebiyatının duayenlerindendir. Kanımca onları ahlaki yapıları ile değil, eserleri ile irdelemeliyiz. Aksi takdirde onları yok sayarsak öğreneceğimiz bir çok şeyi heba etmiş oluruz. Onlar hiç bir zaman ahlaklı olmadılar, ama eserleri ortada, ya da şöyle diyeyim eserlerinin ahlakı ortada, kendilerinin ki değil... Olgun Onur
Tarih: 26-09-2005 17:24:4"
Özetle; Orhan Pamuk’un bu sözlerini tasvip etmesem de, romanlarını göz ardı etmem mümkün değildir.
İnanın anlama güçlüğü çakiyorum.Hep yoğunluğu düşünce - fikir özgürlüğüne veriyorsunuz...
İnsan hakları evrensel bildirgesinin verdiği hak düşünceyi bağlar ama orta da düşünce yok , fikir yok...
Fikir beyanı " Türkler bir milyon Ermeniyi katletti " şeklinde olmaz...Bu bir iddiadır.Kanıt ister gerekli kanıtı vermezseniz İFTİRA niteliği taşır...
O çok muhterem yazar bu kanıtı verdi mi ?
Ermenistan' ın arşivlerini açmaması da kendi tasarrufundan çıkmıştır artık.Bu konu uluslararası nitelik kazanmış ve bütün şimşekler üzerimiz de toplanmıştır...
Eğer yapıldığı iddia ediliyorsa bu geniş çerçeve de tüm meteryaller kullanılarak araştırılmalı ve çözüm sunulmalıdır...
AB parlementosu bize "soykırımı kabul edin " dayatmasında bulunacağına.Heyet görevlendirip bu konuyu araştırmalıdır...
Bu konu hakkında bilgi sahibi olmayan ve tek vasfı roman yazmak olan şahsiyetler ise beyinlerinin elverdiği iş ile iştigal etmelidir.
Tekrar ediyorum yapılmadığı aşikar bir soykırım ve katliamın yapıldığını iddia etmek İFTİRANIN DANİSKASIDIR.
Düşünce - fikir özgürlüğü ile uzaktan ya da yakında alakası yoktur...
Sayın İmdat Özcan,
Hala Pamuk'un sözlerini tartışıyorsunuz. Kimse, kimse o sözlerin arkasında değil ki. Tartışma benim Pamuk için çok iyi bir romancı tanımlamamla başladı. İyi bir romancı ve toplumsal infaza uğruyor. Bu haksızlık. Bu kadarında anlaşabilirsek ne mutlu bana.
Romancıya fikri sorulduğunda, belki taktik olarak daha doğru olarak ben tarihçi değilim, bu konuda fikrim yok diyebilir. Ama bunu diyen adamdan da romancı (novelist) olmaz. Romancı ister istemez herşeyi bilme iddiasındadır, kimi zamanda bilmeden bilme. Kimi zaman fikirlerini aşırı sert cümlelerle ifade eder. Bu romancıyı infaz edilecek bir adam yapmaz, olsa olsa iyi bir romancı yapar.
Hatırlayınız, Hemingway çok zaman Amerikan dış politikası ile farklı düşündü. Bir çok Alman yazar (Brecht) Alman hükümetinin ötesinde, Alman halkı ile de ters düştü. M.Akif'i hatırlayın. Ülkemizin en büyük şairlerinden biri, genç Cumhuriyet ile zıt düştüğü için Mısır'a kaçtı. Ama fikirlerinde ki aşırılıklar onu iyi bir şair olmaktan uzaklaştırmıyor...
Sayın Olgun Onur ile aynı fikirdeyim.
İyi güzel hoş da. Kimse Pamuk'un sözlerini haklı bulmazken, savunmazken, siz sözleri tartışarak biraz boşlukla mücedele etmiş olmuyor musunuz?
Ama gösterilen tepkiyi tartışabiliriz, çünkü o konuda farklı fikirler var. Ben onu nispetsiz ve ülkemize zarar veren bir tepki olarak görüyorum.
Diyelim ki sizin milli refleks olarak adlandırdığınız tepki haklı. Bu tepki Türkiye'ye yararlı mı olacak? Türkiye'de fikirleri farklı olan bir yazar sokakta rahat yürüyemiyor denilmesi bizi nasıl bir ülke konumuna sokar? Bir yazar bir konuda Türk halkından farklı düşünüyorsa, Türkiye'de kaymakamların emriyle konuyla alakasız kitapları toplatılır, imha edilir denmesi, bizi ne tür bir ülke sınıfına sokar? İran, Çin gibi bir ülke konumuna sokulmak hepimizin milliyetçi duygularını incitmez mi?
Hepsinin ötesinde Türkiye'de tüm halk torna makinasından çıkmış gibi tek bir şekilde düşünür denmesi bile bana ağır gelirdi. Bu konuda Ermenistan'da, Avrupa'nın bir çok ülkesinde demokratik bir tartışma yapılamazken, benim ülkemde her türlü farklı fikir barış içinde tartışılabilir diyebilmek benim göğsümü kabartır, bu son konferansın yapılabilmiş olması gibi...
Sözlerini haklı bulmuyorsunuz ama tepkiyi de haklı bulmuyorsunuz...
Hâlâ yok düşünce yok fikir muhabbeti yapıyorsunuz.Ne düşüncesi kardeşim.
Düpedüz iftira.
Savunmuyorsun ama bunu düşünce sınıfına sokarak olma ihtimali var kıstasına getiriyorsun...
İftirayı düşünce sınıfına sokarak özgürlük sunma derdindesiniz...
Öyle ise Yusuf Ziya ya sorduğum soruyu sana yönelteyim...
Senin babanı ben 3 yaşında ki bir çocuğa tecavüz ederken gördüm desem ve tüm ulusal basında bunu açıklasam...
Düşünce özgürlüğü yaftasını uygun bulurmusun ? Yoksa saçmalıyor , iftira atıyor mu dersin ?
hiçbir fert tek bir cümle ile idam edilmedi ve edilemez. ama 90 derece dönüş yapman... bırak papa ayasofyada diz çöksün, öbürü de gitsin vatikanda iki rekat namaz kılsın ki ayasofya zaten kiliseydi... hoş görü! unutmadan siz, ben ve o, kimse ab ye girdiğimizi göremeyecek. onlar mı unuttu ki haçlı seferlerini, bizim tek iatanbul var... o da belirli mekanlar, yazdı ya eyfelin mecmuası. zılgıt
Dün yeni yazısı Kabartı yı okudum. Daha öncesi, Yemem ki müthiş metafor ağlı bir köy halk öyküsüydü. Okuyanı destansılık, ılıkça bir hoşlukta sarmalıyor. Bir Güneş Çiçeği sıkkınlığın yarattığı buhranları adeta kusursuz bir tasvir sanatıyla anlatıyor, ve Kabartı şahane dili, anlatımı ve betimlemelerle anılacak bir yapıttı. Devam et Semih Süren. Yolun acık olsun..
Dün yeni yazısı Kabartı yı okudum. Daha öncesi, Yemem ki müthiş metafor ağlı bir köy halk öyküsüydü. Okuyanı destansılık, ılıkça bir hoşlukta sarmalıyor. Bir Güneş Çiçeği sıkkınlığın yarattığı buhranları adeta kusursuz bir tasvir sanatıyla anlatıyor, ve Kabartı şahane dili, anlatımı ve betimlemelerle anılacak bir yapıttı. Devam et Semih Süren. Yolun acık olsun..
Betimlemeler, sanatlar vs. şiiri, halk dilinden ayıran öğelerdir. Gerçek bir şiir sağlam imgelerle, gerçekçi ve etkileyici tasvirlerle sağlanır.
Doğada gördüğümüz iyi, kötü, güzel, çirkin herşey bizim için tasvir edilmeyi bekleyen birer hazinedir adeta...
Tasvirsiz bir şiirin halk ağzından farkı kalmaz !
Saygılar...