..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
İnsanlar yalnızca yaşamın amacının mutluluk olmadığını düşünmeye başlayınca, mutluluğa ulaşabilir. -George Orwell
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > İlişkiler > gürsel çolakoğlu




3 Mart 2011
Aynaya Yorgunca Bakan Kadın...  
gürsel çolakoğlu
Aynaya baksa, o bile kendine aynısını yapardı. Başka bir yüze artık bakamayan bakmak istemeyen o gözlerin sahibini; bakarak, konuşarak, sorarak mahcup etmek istemezdi… Bu nasıl bir çaresizlik diye içinden geçirdi. O çaresizliği tekrar hissetti… Sonra gururu aklına geldi. Istırabının asıl nedeni olan o gurur...


:AHJI:
Istırabını belli etmemek için uğraşıyordu ama nafile. O çaresizliğinin izleri belli oluyordu yüzünden, gözlerinden. Öyle hissediyordu. Durumu; sokaklardaki bakışlardan, gözlerini kaçıranlardan, soru soramayanlardan anlaşılıyordu. Aynaya baksa, o bile kendine aynısını yapardı. Başka bir yüze artık bakamayan bakmak istemeyen o gözlerin sahibini; bakarak, konuşarak, sorarak mahcup etmek istemezdi… Bu nasıl bir çaresizlik diye içinden geçirdi. O çaresizliği tekrar hissetti… Sonra gururu aklına geldi. Istırabının asıl nedeni olan o gurur... Gururunu yenebilse bitecek çekilen ama… “Nasıl kanarım, nasıl inanırım?” dedi.
Solgun görünüyordu, dışarı çıkmamalıydı çıkacaksa da makyajına dikkat edecekti. Sesi de titriyordu konuşmamalıydı ya da tebessüm edip geçecekti, çevresindekilere. Yalancı gülüş, evet onu denemeliydi. Bunu yapabilir miydi? Düşündü! Şekil olarak yapabilirim dedi. Kolay mı, yıllarca ona yalancı gülüşü uygulamalı gösteren birine inanmıştı. Bu konudaki tecrübesi ilerde işe yarar mıydı acaba? Sahte gülücükleri ayırt edebilir miydi bundan sonra? Esasında konuşmalıydı da rol yaparak, ıstırap verenin yaptığı gibi aynen. Bunun için sadece ıstırap vereni hatırlaması yeterdi. İnandığı o insanın replikleri ve yüz hatları, evet bunu da deneyebilirdi. Acaba bu kadar sahtekar olmak daha çok acıtmaz mı canını? Ne ilginç diye düşündü sahtekâr biri tecrübe kazandırtmıştı ona. Ya o gurur; o nasıl kabul edebilir böyle yalancıktan vücut dilini?
“Nedir, nedir derdim?” dedi aynaya bakarken yalnız kalmayı hak ettiğini düşünen gururlu kadın. Ayna sihirli değil ya seslenemedi ona; senin derdin “gurur değil” diye… Diyebilseydi keşke o ayna düşünen taraftan ona bakana; ama o mücadeleci kadın da cevap verirdi aynaya; ne yapsaydım yani, görmezlikten mi gelseydim? Gelemezdi görmezlikten ne şimdiki benliğim ne de gelecek yaşlardaki benliğim, yaradılış meselesi işte, derdi.
Sorguladı kendini; yalnız kalmayı hak eden ben miyim yoksa yalnız bırakıp giden mi? Düşündü geçmişi ve cevap verdi kendine; hayır… Hayır, hak etmedim, dedi… Gözleri hala aynadaydı…
Aynadaki yüz, yani düşünemeyen taraftaki o, düşünen taraftaki ona söylemek istedi; yalnızlık kötü mü, ya yanında biri varken yalnız hissetseydin kendini? Yalnızlık hissettiren biriyle yaşamak nasıldır bir düşün! Çevrede yalnız olmadığını düşünen birçok insan olacak ama ya yalnızlığı yaşayan gururlu bir kadın olarak öylesine kalsaydın? Yalnızlık hissettiren biriyle yaşayan, gurur ve verilen sözlere esir bir kadın olarak aynaya baksaydın? Ya o sahte gülücükleri ve yalan vücut dilini hiç fark edemeseydin ve çevrendekiler deseydi senin için; “zavallı bu sahtekarı nereden bulmuş?”. Gitmiş yani, şükret demek istedi aynanın düşünemeyen tarafındaki o, düşünerek ıstırap çekene.
***
Istırap çeken, aynada bir şey fark etti. Gözleri baktığı gözler değildi sanki, farklıydı. Daha derin bakıyorlardı, hissettiği gibi değillerdi yani, umut vardı gördüklerinde. Rengi de hissettiği gibi değildi yüzünün. Hiç solmamış gibiydi, canlı bir renk vardı yüzünde.
Sokağa çıktı hemen. Yürüdü çok uzunca, sonra kahvelere girdi, çay bahçelerine; hedefi insanlardı. Yüz ve gözlerinden, gülücüklerinden mutlu olanları ayırt etmeye çalıştı. Başarısız olmuştu, mutluluk belli olmuyordu gözlerden. Zaten gülücükleri ayırt etmek ona göre değildi, yine yanlış karar veririm belki dedi. Eve dönmeye karar verdi. Cadde de çalışan birkaç yorgun işçi gördü akşamüstü, evlerine gitmeye hazırlanıyorlardı. Yorgundular belliydi, işçilerin gözlerine baktı. Kendi gözlerini gördü. Kendi solmuş yüzünü hissetti.
***
Anlamıştı artık kendini, sadece yorgundu. Giden bir anlaşılamayanı düşünmekten yorulmuştu. O akşam aynaya çaresiz değil sadece yorgunca baktı. Ve o gece sadece yorgun hissederek uyudu ve sabah uyandığında yorgunluk hiç kalmamıştı.
(Gürsel ÇOLAKOĞLU)



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Kadınım Yalnızlık Kokuyordu...
Devlet Adamına Öğüt...
Vitrin Gibi Hisseden...
Gelincik Çiçeklerini Gözyaşıyla Sulamak...
Issızlıkta...
Anlamsızlıklarla Kavga Etmiyorum Artık
Gardiyan Gölgeler...
Emekçi Olmayan Kadın Var mı?
Anneler ve Şehitleri...
Deve Kuşundan Özür Diliyorum.

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Ah... [Şiir]
Solduk Ama Ölmeyeceğiz... [Şiir]
Damla Gibi... [Şiir]
Bir Çınar Altında Mesela... [Şiir]
Feleğin İşbirlikçisine... [Şiir]
İsyanım Var... [Şiir]
Aşure Gibi Biri İşte... [Şiir]
Libya'dan... [Şiir]
Merhaba Arkadaşım... [Şiir]
Anne İşte... [Şiir]


gürsel çolakoğlu kimdir?

gurselc@hotmail. com


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © gürsel çolakoğlu, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.