..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Yalnızca hava, ışık ve arkadaşın varsa hiç üzülme. -Goethe
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Toplum > M.NİHAT MALKOÇ




9 Ağustos 2005
Özgür Yaşamak... Ama Nereye Kadar?  
M.NİHAT MALKOÇ
İnsanlar belli gayeler için dünyaya gönderilmişlerdir. Dünyaya gelişimizi ve var oluşumuzu asla tesadüf olarak göremeyiz. Zaten kâinatta tesadüfe tesadüf etmek mümkün değildir.Her şey belli planlar ve amaçlar çerçevesinde cereyan etmektedir.


:AIBH:
ÖZGÜR YAŞAMAK!.. AMA NEREYE KADAR?..

M.NİHAT MALKOÇ

İnsanlar belli gayeler için dünyaya gönderilmişlerdir. Dünyaya gelişimizi ve var oluşumuzu asla tesadüf olarak göremeyiz. Zaten kâinatta tesadüfe tesadüf etmek mümkün değildir.Her şey belli planlar ve amaçlar çerçevesinde cereyan etmektedir.
     Dünyamızın yaratılışı insan içindir.Bizler olmasaydık kâinat halk edilmezdi şüphesiz… İnsansız bir dünyanın ne mânâsı olabilir ki?...Kâinat insan için yaratıldı. Peki insan niçin yaratıldı?
İnsanın var oluşu yüksek gayeler içindir. Rabbimiz kullarını imtihan etmek ve bu imtihanı kazananları cennetle ödüllendirmek için dünyaya gönderdi.Yoksa Yunan filozofu Epikür’ün dediği gibi insan haz peşinde koşmak ve bu hissini tatmin etmek için dünyaya gelmemiştir.Freud da Epikür gibi düşünür. O bu konuda daha da ileri giderek bu zevklerin bastırılmasının insanları ruhî bunalımlara sürükleyeceğini iddia eder.
Ne kadar sefilce bir zihniyet…..Hakk’ı ve hakikati göremeyenler, basiret gözü körelenler ne kadar da komik oluyorlar. Herkes tarafından otorite olarak görülen adı büyük, ufku dar bu insanlar, küfürde ısrarcı olunca mevcut şöhretlerine yalanın gölgesini düşürüyorlar.
İnsan haz peşinde koşmak için yaratılmış!.......Öyle mi?......İmamı şeytan olanların kıblesi nefis olur.
Böyle bir fikrî altyapısı olan kişiler, bilim adamı olsa da acaba ne kadar inandırıcı ve güven verici olur? Varın bir düşünün…
Bazı kendini bilmezlerden sık sık şu ifadeyi duyarız: "Dünyaya bir kez geliyorum, canımın istediğini yapamayacaksam neden yaşayayım ki?.." Onlar ölümü yokluk olarak gördükleri için dünyada yapılan her işin kendilerine kâr kaldığını zannederler.Batı’ da “hedonizm” diye ifade ediliyor haz almak için yaşamak…
Sosyologlara göre Amerikan sinemasının dünyayı etkisi altına almasıyla birlikte, iyice yayılan ve kendine taraftar bulan "hedonist" yaşam tarzı çalışmayan, üretmeyen sadece eğlenceye ve cinsel yaşama odaklanan bir bakış açısını esas alıyor. Zaten “hedonizm” kelime anlamıyla "hazcılık, haz alma" mânâsına geliyor. Sosyal bilimcilere göre çağımızın mühim sosyal meselelerinden biri hedonizmdir.
Cinsel yaşamda sınır tanımayanlar zamanla alkol ve uyuşturucu kullanmada da sınır tanımıyorlar. Hayatlarıyla kumar oynuyorlar.Kendilerine zarar verdikleri yetmiyormuş gibi çevrelerindeki kişileri de zehirliyorlar.Diskolar,barlar,gece kulüpleri vazgeçilmez mekânları oluyor.Körpe zihinleri de bu hayata alıştırarak şer halkasını genişletiyorlar.
Hayatı eğlence olarak gören ve zevkten başka hiçbir dünya görüşü olmayan bu hasta ruhlar, parayı bütün değerlerin üstünde görüyorlar.Peki niçin? Çünkü öyle bir hayat için bol para gerekiyor da ondan…Bu hâl onları menfaatperest yapıyor.Zâhirde dinamik bir hayat yaşar gibi görünseler de gerçekte üretmiyorlar. Alınlarından ter akmıyor.Har vurup harman savuruyorlar. Genellikle zengin aile çocukları bu hayatın müdâvimleri…Çünkü bu hızlı tüketimi kısıtlı bütçeler kaldıramaz.
Ölüm, hazcıların en büyük düşmanıdır.Çünkü ebedî hayata dair inançları ve ümitleri yoktur.Ölüm her şeyi alıp götüren bir kasırgadır onlar için…
Bence en büyük felâket cinsel konularda haddi aşmaktır.İnsanın cinsel ihtiyaçları inkâr edilemez.Fakat bu ihtiyaçları meşru yoldan gidermek en doğru olanıdır.Bunun adı da evliliktir.Evlilik mümini iki cihan saadetine götüren huzur iklimidir.Hayatı haz alma olarak görenler evlenme ve çocuk sahibi olmayı hiç istemezler.Çünkü evlenerek tek eşe bağlanmak bu hayatın en büyük düşmanıdır! Bir de çocuk oldu mu, gerisini siz düşünün…
Zevkçilik ve sınır tanımazlık her hususta felâkete götürür.Yeme-içme konusunda sınır tanımayanlar kısa zamanda şişmanlayarak pek çok hastalığa davetiye çıkarmaktadırlar. Hareket kabiliyetleri azalmaktadır.
İnsanlar cinsellikte sınırları zorladıkça ve mahremiyeti yok saydıkça hayvanlara yaklaşmaktadırlar. Çünkü hayvanlarda utanma duygusu yoktur. Onlar için örtünme ve namus kavramları da söz konusu değildir.
Freud’un zehirli balından şifa arayan hazcıların sonu hep hüsran olmuştur. Allah’a kul olmadıkları için manevî hayatlarını harap etmişlerdir. Geçici dünya zevkleri için ahretini satmışlardır. En mukaddes değerleri çıkarları olduğu için hayatları hile üzerine kurulmuştur. Hileleri ortaya çıkınca da yapayalnız kalmışlardır.
Bugünü yaşadıkları için geleceğe hazırlıksız yakalanmışlardır. Ellerinde avuçlarında ne varsa eğlenceye yatırdıkları için yaşlanınca ele güne muhtaç olmuşlardır.Evliliği ve çocuk sahibi olmayı düşünmedikleri için de ömürlerinin son demlerini hüsranla geçirmişlerdir. Kendilerine bir bardak su verecek eş ve evlât bulamamışlardır. Genç ve zengin iken kendisine iltifatta sınır tanımayanlar, zor zamanda terk edip gitmişlerdir. Buna maddî ve manevî iflas denmez de ne denir ? Allah böyle bir hayattan bizleri korusun.
Hayatı anlamlı kılmak, zevklerimize teslim olmak değil, Allah’ın çizdiği meşru hayat dairesinde yaşayıp sorumlu bir fert olmakla mümkündür.Böyle yaşadıkça her iki dünyamızı da mamur etmiş olacağız.Zavallı Freud’un dediğinin aksine ruhî bunalım gayesiz yaşayanları sarıp sarmalayan,boğan ilâhî bir cezadır.Ne mutlu Allah’ın helâl dairesinde yaşayıp son nefeste emanetini sahibine teslim edenlere…



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın toplum kümesinde bulunan diğer yazıları...
Hayatı Anlamlı Kılmak
Atatürk ve Cumhuriyet
Şehidimin Son Örtüsü Bayrağım!..
Tek Millet Tek Yürek
Yurdumun Bayramı Nevrûz
Okumama Hastalığımızın Şifası: Bir Bilenle Bilge Nesil Projesi
İrfan Ordusu Yahut Öğretmenler
Her Eve Bir Kitaplık
Bugün 23 Nisan Neşe Doluyor İnsan
Kusur Aramak

Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Sizin Çocuğunuzun da Bir Pulsuz Dilekçesi Vardır
Yaşlılara Saygı ve Hürmet
Şiirimizde Cumhuriyet
Marifet İltifata Tabidir
Yunus Emre'de Hoca (Öğretmen) Sevgisi
Oruç Kalkandır
Gönlümün Duygu Mimarları
Âh Şehir! Rüya Şehir!
"Bir Lâhza-i Teahhur" ve İkinci Abdülhamit-2
Uyan Ey Gözlerim Gafletten Uyan!..

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Tutumlu Ol Çocuğum [Şiir]
Yerli Malı Kullanın [Şiir]
Halep'e Kelepçe [Şiir]
İfrit İle Karınca (Manzum Masal) [Şiir]
Çanakkale Geçilmez [Şiir]
Âh Baba Âh!.. [Şiir]
Sevdası Olan Yorulmaz [Şiir]
Sevgi Çınarı [Şiir]
Öğretmenin Dünyası [Şiir]
Milli Mücadele'nin Yüzüncü Yılı Marşı [Şiir]


M.NİHAT MALKOÇ kimdir?

NİHAT MALKOÇ’UN BİYOGRAFİSİ Beş çocuklu bir ailenin en küçük ferdi olarak 1970 senesinin 1 Haziran’ında Trabzon’un Köprübaşı ilçesine bağlı Gündoğan Köyü’nde hayata “Merhaba” dedi. İlkokulu komşu köy olan Güneşli Köyü’nde okudu. Orta ve lise öğrenimini Köprübaşı Lisesi’nde tamamladı. En büyük emeli iyi bir hukukçu olmaktı. Lise son sınıfta girdiği üniversite imtihanında KTÜ/Fatih Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü’nü kazandı. Dersaneye gitme imkânı ve zaman kaybına tahammülü olmadığı için kazandığı fakülteyle yetindi. 1992 yılında okulu bitirdi. İlk göz ağrısı olarak nitelediği Gümüşhane’de beş yıla yakın öğretmenlik yaptı. Her geçen gün öğretmenliği daha çok sevdi. Artık öğretmenliği bir tutku olarak görüyor. Vatan borcunu İstanbul’da Kara Kuvvetleri Lisan Okulu’nda Yedek Subay Öğretmen olarak onurla yerine getirdi. Bu peygamber ocağında yüzlerce yabancı subaya güzel Türkçe’mizi öğretti. Ankara’da girdiği sınavı kazanarak Akçaabat Anadolu İmam-Hatip Lisesi’ne Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni olarak atandı. Burada iki yıl görev yaptı. Daha sonra girdiği yazılı ve sözlü imtihanı kazanarak Türkî Cumhuriyetlerden Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’a,üç yıl görev yapmak üzere, öğretmen olarak gönderildi. Burada Mahdumkulu Türkmen Devlet Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nde ve İlâhiyat Lisesi’nde Türk Dili öğretmeni olarak çalıştı. Yine Aşkabat’ta Türkçe Öğretim Merkezi’nde(TÖMER) bir yıl boyunca değişik milletlerden kişilere Türkçe’yi sevdirerek öğretti. Şu anda Akçaabat’a bağlı Derecik İlköğretim Okulu’nda görev yapmaktadır. Bugüne kadar,en büyüğünden en küçüğüne kadar onlarca dergi ve gazetede fikrî,edebî,felsefî ve kültürel konularda yüzlerce yazı ve şiir yazdı. Bu yayın organlarından Türk Edebiyatı,Türk Dili,Bizim Çocuk,Çınar,Bizim Azerbaycan,Anadolunun Sesi,Üniversitelinin Sesi,Türkiye,Bizim Okul,Şenliğin Sesi,İnsanlığa Çağrı,Yeni Sesleniş,Gençliğin Sesi gibi dergilerde;Türksesi,Demokrat Gümüşhane,Kuşakkaya,Ortadoğu,Yeni Mesaj,Hergün,Candaş,Edebiyat,Bolu Üçtepe,Akçaabat Yeni Haber,Karadeniz Olay,Hizmet gibi gazetelerde yıllardan beri deneme,makale,fıkra ve şiirler yazmaktadır. “Bizim Okul” isimli kültür,sanat ve edebiyat dergisinin Yazı İşleri Müdürlüğü’nü yaptı. Kültürel organizasyonların çoğunda aktif olarak görev aldı. Sevgi,Dostluk ve Kardeşlik konulu şiir yarışmasında birincilik,Trabzon Belediyesi’nin düzenlediği Çevre ile ilgili yarışmada birincilik,yine aynı belediyenin düzenlediği “İki binli Yıllara Doğru Trabzon” konulu makale yarışmasında mansiyon,Akçaabat Belediyesi’nin değişik zamanlarda organize ettiği şiir yarışmalarında birincilik,ikincilik,üçüncülük ödülleri kazandı. Karadeniz Yazarlar Birliği kurucularındandır. Halen bu birliğin üyesidir. Bunların yanında elinin altındaki öğrencilere rehberlik ederek ve bizzat örnek olarak,onların da pek çok kültürel yarışmada ödüller almasına zemin hazırlamıştır. İkisi kız,biri erkek olmak üzere üç çocuk babasıdır.

Etkilendiği Yazarlar:
Necip Fazıl Kısakürek,Mehmet Akif Ersoy,Yahya Kemal Beyatlı


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © M.NİHAT MALKOÇ, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.