..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Tarih, hiçbir zaman orada bulunmamış kişiler tarafından anlatılan hiçbir zaman olmamış olaylarla dolu bir yalan. -Santayana
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > İnceleme > Toplumbilim > Erdağ Duru




26 Ocak 2020
Holokost Yorgunluğu  
Erdağ Duru
Holokost’un çok sık gündeme taşınmasının insanda bıkkınlık ve doygunluğa yol açan psikolojik bir bozukluk oluşturduğuna ilk kez Avustralyalı Prof. Colin Tatz dikkat çekmiş ve on sekiz yaşındaki bir gençten o dönemi anlamasını beklemenin boş bir şey olduğunu söylemiştir.


:AEC:
2008 yılında Yeni Zelanda sol kanat İşçi Partisi üyesi Avukat John Tamihere, Holokost’u sürekli duymaktan “hasta ve yorgun” düştüğünü açıklamaya cesaret etmişti ! Tabi bu söylemi nedeniyle Tamihere Yahudi lobisi ve kuruluşlarınca Nazi sempatizanı olmak ve kurbanların anısına saygısızlık etmekle çok sert bir şekilde suçlanmıştı.

Ancak, Tamihere’in bu söylemi “Holokost yorgunluğu” denilen bir olgunun da gündeme gelmesine yol açmıştı. Holokost’un çok sık gündeme taşınmasının insanda bıkkınlık ve doygunluğa yol açan psikolojik bir bozukluk oluşturduğuna ilk kez Avustralyalı Prof. Colin Tatz dikkat çekmiş ve on sekiz yaşındaki bir gençten o dönemi anlamasını beklemenin boş bir şey olduğunu söylemiştir.

Holokost ve antisemitizme TV, basın, dergiler, internet, sosyal medya, sinema ve kültürel etkinliklerde gereğinden fazla yer verildiği, abartıldığı ve bundan sıkılanlar, bıkanlar olduğu bir gerçektir. Ayrıca öyle bir noktaya gelindi ki dünya çapında Holokost anmalarının İsrail’de yapılması bu devletin gövde gösterisine, Evanjelist hezeyanlarla Allahın seçilmiş kavmi olduğu iddiasında olan bir ırkın yeniden kutsanması, yüceltilmesi, neredeyse tapınılması, ve adeta yaptığı her savaş ve saldırının haklı ve tanrısal kabul edilmesi gerektiği konumuna dönüşmüş durumda.

Amerikalı Prof. Simone Schweber Holokost eğitimine küçük sınıflardan başlanmasının, bunun yıllarca sürmesinin, aynı bilgilerin sürekli tekrar edilmesinin öğrencilerde bıkkınlık ve sıkıntı yarattığını, öte yandan İsrail-Filistin sorunu nedeniyle bazı kuruluşların bu eğitimi vermekten vazgeçtiklerini dile getirmekle gerçekçi bir yaklaşımda bulunuyor.

Ancak, eğer bu konu ders olarak okutuluyorsa o zaman tarihin en başından başlamak gerekmez mi ? Örneğin, din kitaplarında büyük bir iftiharla anlatılan Eriha Soykırımı ile ! Diğer taraftan Haçlı ve İslam ordularının yaptığı katliamlar, Kızılderili, Hiroşima, Nagazaki, Vietnam, Cezayir, Rwanda, Bosna Hersek, Srebrenitsa, Hocalı gibi soykırımlar neden ders olarak okutulmuyor ? Holokost’ta Yahudilerin yanı sıra katledilen Çingeneler, eşcinseller, dinsel gruplar, din adamları, Polonyalılar, fiziksel özürlüler, komünistlerden neden söz edilmiyor ?

Üstelik geçmiş acıları sürekli kaşımanın, sado-mazo bir sapma olması bir yana, bunu protesto edenleri, tepki gösterenleri, eleştirenleri veya bıkanları saygısızlık ve duyarsızlıkla suçlamak da hiç doğru değildir. Londra İnsani Bilimler Enstitüsü Direktörü Slavoj Zizek antisemitizm suçlamasının İsrail’e yönelik haklı eleştirileri karalamak amacıyla sıklıkla başvurulan bir yöntem olduğunu, bunun artık herkese yöneltilir hale geldiğini belirtiyor ve ekliyor:

“Holokost’un bundan daha itici ve alaycı bir manipülasyonu düşünülebilir mi? Birinin çıkıp, Holokost kurbanlarına asıl saygısızlık edenin, siyasal hedeflerini meşrulaştırmak için bunu bir araç olarak kullanan İsrail devletinin ta kendisi olduğunu dile getirmesi gerekir.”

Amerikalı siyasal bilimci Prof. Norman Finkelstein’ın Holokost’un endüstriye dönüştüğünden söz etmesinin nedeni de budur: Zira İsrail’in bunu siyasal istismar, mağduru oynama ve ticari kazanç kapısına dönüştürdüğü artık iyice açığa çıkmış durumda. Bu bağlamda, Haaretz gazetesinin 24.1. 2020 haberine göre Netanyahu hükümeti Holokost kurbanlarının anılarını ihaleye çıkarıp en yüksek teklifi veren ülkeye satacakmış ! Bir önceki müşteri Polonya, yeni müşteri ise Rusya imiş! Gazete şöyle diyor:

“Çok üzücü olsa da, ne tarihsel gerçekler, ne kurbanların anıları, ne de geleceğe yönelik dersler İsrail’in politikasına yön vermiyor ve bu şaşırtıcı değil. Bu politikayı dar, anlık, siyasal ve diplomatik çıkarlar belirliyor, temsil ettiğini iddia ettiği insanların trajedisi de bu kapsamda.”

Doğrusu anıların ihaleye çıkartılarak satılma işlemini aklım ve mantığım almıyor ve gerçekten inanamıyorum. Kuşkusuz, dünyanın tek derdi Holokost, antisemitizm ya da islamofobi değildir. Zira, resme geniş açıdan baktığımızda terör, yabancı düşmanlığı, ırkçılık, aşırı sağ, şoven milliyetçilik, ve Fransız siyasal bilimci Prof. Gilles Kepel’in dikkat çektiği gibi dinsel özgürlük gerekçesiyle dincilik, fanatizm ve tarikatlaşmanın tehlikeli bir şekilde yükselmesi, buna karşın laiklik ile ifade özgürlüğünün çöpe atılmasıdır. İşte ön plana çıkarılması gereken toplumsal ve uluslararası sorunsal budur ve diğer hepsi zaten bu sorunsalın kapsamındadır. (Kaynakça: L’OBS, Haaretz, Şalom gazetesi, Wikipedia)



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın toplumbilim kümesinde bulunan diğer yazıları...
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih – Ermeni Sorunsalı (16. Bölüm)
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih – Ermeni Sorunsalı (17. Bölüm - Son)
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih – Ermeni Sorunsalı (13. Bölüm)
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih - Ermeni Sorunsalı (6. Bölüm)
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih: Ermeni Sorunsalı
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih – Ermeni Sorunsalı (11. Bölüm)
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih – Ermeni Sorunsalı (15. Bölüm)
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih – Ermeni Sorunsalı (10. Bölüm)
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih – Ermeni Sorunsalı (12. Bölüm)
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih – Ermeni Sorunsalı (14. Bölüm)

Yazarın İnceleme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Osmanlı Saray Edebiyatı Divan Şiirinde Erotizm ve Cinsellik - 1
Osmanlı Saray Edebiyatı ve Divan Şiirinde Erotizm ve Cinsellik - 2
Bilderberg – "Eyes Wide Shut"
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih - Ermeni Sorunsalı (8. Bölüm)
Her Milletin Ayrı Bir Devleti Olmalı mı?

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Facebook Neden Bana 30 Gün Tart Cezası Verdi? [Eleştiri]
Endlösung: 65 Yaş Üstünden Kurtulmak! [Eleştiri]
İsrail Nereye? (1. Bölüm) [Eleştiri]
İsrail Nereye? (2. Bölüm) [Eleştiri]
Eyfel Kulesi Havada Takla Atarak Kıçıyla Gülerdi! [Eleştiri]
Ermeni Apostolik Kilisesi Karanlık Geçmişiyle Yüzleşmelidir (4. Bölüm) [Eleştiri]
Fransa’nın Büyük Hayal Kırıklığı: Macron [Eleştiri]
Ermeni Apostolik Kilisesi Karanlık Geçmişiyle Yüzleşmelidir (3. Bölüm) [Eleştiri]
Ermeni Apostolik Kilisesi Karanlık Geçmişiyle Yüzleşmelidir (1. Bölüm) [Eleştiri]
Ermeni Apostolik Kilisesi Karanlık Geçmişiyle Yüzleşmelidir (2. Bölüm) [Eleştiri]


Erdağ Duru kimdir?

Galatasaray Lisesi, İ. Ü. Edebiyat Fakültesi

Etkilendiği Yazarlar:
Kant, Russell, Montaigne, Voltaire


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Erdağ Duru, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.