|
Aynı Şehir de Olmak.
(Mahsun YİĞİT) 20 Mayıs 2010 |
Anı |
| |
Biri sevilir sadece bir şehirde olduğu için veya bir şehir sevilir sadece sevdiği kişi o şehirde yaşadığı için, sevilmek güzel şeydir de, sevilmenin ötesindeki duygular bazen insana acı vermeye başlıyor. Öyle acılar veriyor ki, yürekler kavrulur. Bazen diller susar da sadece gözler ne kadar acı çektiğini anlatır etrafında yaşanan nice şeylere, nelerin olup bittiğini sözlerin söylemediği şeyler gözler söylerler. |
|
|
Eli Kanlı Vekiller
(Mahsun YİĞİT) 14 Ekim 2009 |
Türkiye |
| |
13 yaşındaki kız çocuğun parçalanmış bedeni, halen taze ve yerlere savrulmuş iç organları geceleri rüyama girerken, 452 vekil kan aksın diye el kaldırıyor. O kız çocuğun parçalanmış iç organları gözlerimin önüne geldi. Bu çocuk o vekillerden birinin olsaydı, acaba yine el kaldırırmıydı. Sanırım yine kaldıracaklardı. Çünkü kendi iradelerine göre karar veremiyorlar. Ya da insanlıktan çıkmış duygularıyla hareket ediyorlar |
|
|
Gelin Bu Akan Kanı Durduralım
(Mahsun YİĞİT) 16 Eylül 2009 |
Türkiye |
| |
Gelin bu akan kanı hep birlikte durduralım, birlikte kardeşçe olmasa da, insanca yaşayalım. Aşk şiirleri, romanları, filmleri yazalım, okuyalım, okutalım. Gelecek nesillere güzel bir dünya hediye edelim, kanlı ve kin, nefret dolu bir gelecek miras bırakmayalım. |
|
|
Ön Yargılar ve Çözümsüzlük - 2
(Mahsun YİĞİT) 13 Ağustos 2009 |
Türkiye |
| |
Günümüzde yine aynı şekilde akbabalar ve bazı siyasi partiler dışında bu akan kandan hepsi ama hepsi rahatsız ve hemen durmasını istiyorlar. Ancak bazı karanlık zihniyetler, halen kan dökerek temizlenmenin peşindeler. Ancak var olan bir gerçektir, eski zamanlarda olduğu gibi, o babayiğitleri savaş meydanına gönderip, onların savaştıkları anları izleyerek zevk alanlardan farksız olduğunu söyleyemeyiz. |
|
|
Ön Yargılar ve Çözümsüzlük.
(Mahsun YİĞİT) 29 Temmuz 2009 |
Türkiye |
| |
15 Ağustos dan başlayarak 1 Eylül’e kadar yaşanacağı derin tartışmalarında eğer Türk’ler Kürt’lerle insanca yaşamayı kabul etmezlerse, Kürt’leri alt kimlik, yobaz, bölücü olarak görmekten vazgeçmezlerse, kendileri gibi eşit şartlarda yaşamalarını, kültürlerini ve kimliklerini yaşamasına engel olmaya devam ederlerse. Bu güzelim ülke ne Kürt’lerin nede Türk’lerin yaşanabileceği bir ülke olacak. |
|
|

| Edebiyat'ı yazmak her ne kadar tarafsız ve gerçeğe dayandığımızı diyorsak da, elimiz terazi değil ve yazdıklarımızdan hoşlanmayan biri veya birileri olabilir. Biz de buna hazırlıklı olarak kimseden çekinmeden, duygularımızı yansıtmamız gerek ve yapacağız.
|
|